Zehra Bilici
Editoryal
20 Aralık 2025

Yerin Altından Gelen Devrim: Saf Hidrojen ve Dünya Ekonomisinin Yeni Dengesi

Yazar Zehra Bilici
Tüm Arşivi Gör

Dünya ekonomisi uzun süredir aynı sorunun etrafında dönüyor: Enerjiye nasıl daha ucuz, daha temiz ve daha güvenli ulaşırız? Petrol, doğalgaz ve kömür; iklim krizinin, jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik kırılganlıkların baş aktörleri oldu. Ancak son aylarda yerin altından gelen sessiz bir keşif, bu ezberi bozabilecek güçte: doğal (saf) hidrojen gazı.

Bugüne kadar hidrojen, ya fosil yakıtlardan yüksek maliyetle ayrıştırılıyor ya da yoğun enerji gerektiren elektroliz süreçleriyle “yeşil” hale getiriliyordu. Oysa Arnavutluk, Fransa ve ABD’de ortaya çıkarılan doğal hidrojen rezervleri, bu pahalı süreci tamamen devre dışı bırakabilecek bir gerçekliği gösterdi. Hidrojen, zaten yerin altında saf halde bulunabiliyor.

Bu keşfin dünya ekonomisi açısından anlamı, yalnızca yeni bir enerji kaynağı bulunmasından çok daha büyük.

Enerji maliyetleri yeniden yazılabilir

Enerji, enflasyonun görünmeyen motorudur. Sanayiden tarıma, ulaşımdan gıdaya kadar her kalemin maliyeti enerjiyle doğrudan bağlantılıdır. Doğal hidrojenin ticari ölçekte üretilebilir hale gelmesi, özellikle sanayi ülkelerinde enerji maliyetlerini dramatik biçimde düşürebilir. Bu durum, üretim maliyetlerini azaltarak küresel rekabette yeni avantajlar yaratır.

Petrol merkezli jeopolitik güç zayıflayabilir

Petrol ve doğalgaz zengini ülkeler, onlarca yıldır dünya siyasetinin belirleyici aktörleri oldu. Ancak hidrojenin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji gücü yer kabuğunun jeolojisine daha fazla bağlı hale gelebilir. Bu da Orta Doğu merkezli enerji denkleminden, Avrupa, Afrika ve hatta fay hatları üzerinde yer alan ülkelere doğru yeni bir güç kayması anlamına gelir.

Kısacası: Enerji artık sadece “yerin altında ne var?” değil, “hangi jeolojik yapıyı okuyabiliyorsun?” sorusuna dönüşüyor.

Karbon ekonomisi sarsılıyor

Karbon piyasaları, emisyon ticaret sistemleri ve yeşil mutabakatlar; fosil yakıtların pahalılaşması üzerine kurulu. Doğal hidrojen ise bu sistemi kökten sorgulatıyor. Karbon salımı olmadan, düşük maliyetli bir enerji kaynağı ortaya çıkarsa, karbon fiyatlandırması yeniden tasarlanmak zorunda kalabilir. Bu da küresel finans sisteminde yeni bir denge demektir.

Gelişmekte olan ülkeler için yeni bir fırsat

Bugüne kadar enerji ithalatçısı olan ülkeler, hidrojen çağında oyunun dışına itilmek zorunda değil. Aksine, jeolojik potansiyelini erken keşfeden ülkeler için bu süreç; cari açığı azaltan, sanayiyi güçlendiren ve enerji bağımsızlığını artıran bir kaldıraç olabilir.

Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde bulunan ülkeler için bu konu, yalnızca enerji değil; ekonomik egemenlik meselesidir.

Yeni bir çağın eşiğinde

Saf hidrojen keşfi, petrolün ilk bulunduğu günlere benziyor. Başta kimse ciddiye almamıştı. Bugün ise dünya ekonomisinin kaderini belirleyen ana unsur haline geldi. Hidrojen de aynı yolun başında olabilir.

Asıl soru şu:

Bu kez sadece izleyen mi olacağız, yoksa oyunu erken okuyup masaya güçlü mü oturacağız?

Enerji çağları sessiz başlar. Devrimler ise fark edenler için erken gelir.

Zehra Bilici

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle