Zehra Bilici
Editoryal
8 Aralık 2025

Yem ve Türkiye: Üretimin Görünmeyen Yükü

Yazar Zehra Bilici
Tüm Arşivi Gör

Türkiye’de tarım konuşulurken çoğu zaman tarlanın bereketi, çiftçinin alın teri, mazotun fiyatı ya da iklimin sertliği gündeme gelir. Ancak üretimin görünmeyen ama en ağır yüklerinden biri, belki de en kritik olanı çoğu zaman arka planda kalır: yem.

Bugün ülkede ister büyükbaş, ister küçükbaş, ister kanatlı üretimi yapın; hayvanın önüne koyduğunuz her lokma, aslında bir ekonominin göstergesidir. Çünkü yem fiyatları yalnızca çiftçinin değil, sofraya gelen her et, süt, yumurta ürününün kaderini belirler.

Yem Fiyatı Artıyorsa, Üretici Nefes Alamaz

Son yıllarda Türkiye’de yem fiyatlarının artışı sadece maliyet değil, bir baskı unsuruna dönüştü. Birçok üretici için tablo çok net:

Yem maliyeti artarken hayvanını yaşatmak bile kârlı değil. Bu durum, küçük aile işletmelerinin yok olmasına, kalanların ise üretimi azaltmasına neden oluyor. Bu kısır döngü devam ettikçe ülke hem kırmızı ette hem sütte dışa bağımlı hale geliyor; fiyatlar da market raflarında tüketicinin cebini zorluyor.

Türkiye’nin En Büyük İkilemi: Üretiyoruz Ama Yetmiyor

Bu topraklar verimli, çiftçi çalışkan… Fakat yem ham maddeleri konusunda tablo çok parlak değil. Soya ve mısır gibi kritik ürünlerde dışarıya bağımlılık, sadece fiyatları değil, ülkenin gıda egemenliğini de etkiliyor. Dünya piyasasındaki dalgalanma, dövizdeki hareketlilik, küresel krizler… Hepsi gelip Türkiye’deki ahırın kapısını çalıyor.

Bugün bir üreticinin en büyük sorusu şu:

“Yarın bu hayvanı aynı maliyetle besleyebilecek miyim?”

Alternatif Yem Bitkileri: Türkiye’nin Kurtuluş Yolu Olabilir

Oysa Türkiye’de geniş bir potansiyel var:

Yonca, korunga, fiğ, sorgum-sudan otu hibritleri, hatta bazı bölgelerde kanola küspesi ve pamuk tohumu küspesi gibi yerli kaynaklar doğru teşviklerle sektörü rahatlatabilir. Tarım politikalarında yem bitkilerine verilen destek artırıldıkça üretim nefes alıyor. Çünkü çiftçi, mera yapısının güçlendirilmesini, yerli kaba yem üretimini, çiftlik bazlı yem planlamalarını çok iyi biliyor ve uygulamak istiyor.

Asıl Gerçek: Yem Sadece Bir Girdi Değil, Hayvancılığın Kalbidir

Türkiye’de hayvancılık politikası konuşulacaksa işe yemden başlamak şart. Çünkü yem pahalıysa, et pahalıdır. Yem pahalıysa, süt pahalıdır. Yem pahalıysa, üretici dayanamaz; tüketici de şikâyet eder.

Bugün yapılması gereken çok net:

Yerli yem bitkisi üretimi artırılmalı,

Kaba yem destekleri güçlendirilmeli,

İthal bağımlılığı azaltacak stratejik planlama yapılmalı,

Üreticinin maliyeti öngörülebilir hâle getirilmeli.

Türkiye’nin hayvancılıkta güçlü olmak gibi bir iddiası varsa, bu yolun başlangıcı yem üretiminden geçiyor. Eğer yem tarlada ucuzlarsa, ülkede üretimin nefesi açılır. Üreticinin yüzü güler, tüketicinin raf fiyatı dengelenir.

Kısacası, yem Türkiye’nin geleceğini belirleyen sessiz bir güçtür. Biz bu gücü yönetebildiğimiz gün, sofralarımızdaki bolluğu da sürdürülebilir kılarız.

Zehra Bilici

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle