Zafer Özcivan
Editoryal
16 Nisan 2026

TÜRKİYE’NİN 2025 YILI GIDA VE TARIM ÜRÜNLERİ İTHALATI

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

TÜRKİYE’NİN 2025 YILI GIDA VE TARIM ÜRÜNLERİ İTHALATI

Türkiye ekonomisi içinde tarım ve gıda sektörü, stratejik önemi en yüksek alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Ancak 2025 yılı verileri, bu alanda sadece üretim ve ihracat başarısını değil, aynı zamanda artan ithalat bağımlılığını da net biçimde ortaya koyuyor. Özellikle hayvan yemi, yağlı tohumlar ve temel gıda girdilerinde dışa bağımlılık hem fiyatları hem de üretim yapısını doğrudan etkileyen kritik bir unsur haline gelmiş durumda.

2025’TE TARIM VE GIDA İTHALATININ GENEL TABLOSU

2025 yılında Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek ithalatı yaklaşık 22,9 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yaklaşık %25’in üzerinde artış anlamına geliyor.

Bu artış, sadece tüketim talebinin değil; üretimde kullanılan girdilerin de önemli ölçüde ithalata bağımlı olduğunun göstergesi. Türkiye aynı yıl yaklaşık 27,8 milyar dolar ihracat yaparak dış ticaret fazlası verse de ithalatın kompozisyonu dikkatle incelendiğinde yapısal sorunlar daha net ortaya çıkıyor.

EN FAZLA İTHALAT YAPILAN ÜLKELER

2025 yılında Türkiye’nin tarım ve gıda ithalatında öne çıkan ülkeler şunlar oldu:

  • Rusya: yaklaşık 3,3 milyar dolar
  • Brezilya: yaklaşık 2,2 milyar dolar
  • Ukrayna: yaklaşık 1,9 milyar dolar

Bu üç ülke, toplam ithalatın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle Rusya ve Ukrayna, tahıl ve yağlı tohumlar açısından kritik tedarikçiler. Brezilya ise daha çok soya ve hayvan yemi kaynaklı ithalatla öne çıkıyor.

Bunun yanında, daha geniş perspektifte bakıldığında Türkiye’nin tarım ithalatında dolaylı olarak ABD, Arjantin ve bazı Avrupa ülkelerinin de önemli rol oynadığı biliniyor. Ancak 2025 özelinde yoğunlaşma özellikle Karadeniz havzası ve Güney Amerika’da gerçekleşmiş durumda.

HANGİ ÜRÜNLER İTHAL EDİLDİ?

2025 yılında Türkiye’nin tarım ve gıda ithalatında öne çıkan ürün grupları şu şekilde sıralandı:

  • Hayvan yemi: yaklaşık 5,7 milyar dolar
  • Bitkisel yağlar: yaklaşık 3,2 milyar dolar
  • Şekerli mamuller: yaklaşık 2,3 milyar dolar

Bu tablo, Türkiye’nin özellikle hayvancılık ve gıda sanayii için kritik olan girdileri büyük ölçüde dışarıdan temin ettiğini gösteriyor.

Ürün bazında daha detaylı bakıldığında ise:

  • Soya fasulyesi: yaklaşık 1,77 milyar dolar ile ilk sırada
  • Ham Ayçiçek yağı: yaklaşık 1,25 milyar dolar
  • Canlı sığır ithalatı: yaklaşık 1,19 milyar dolar

Bu üç kalem bile tek başına Türkiye’nin üretim yapısındaki kırılganlığı açıkça ortaya koyuyor.

İTHALATIN ARKASINDAKİ TEMEL NEDENLER

2025 yılı verileri, Türkiye’nin tarım ithalatının sadece tüketim açığından kaynaklanmadığını gösteriyor. Asıl sorun daha derin:

1. Yem Bağımlılığı:

Hayvancılık sektörünün temel girdisi olan yem hammaddeleri (özellikle soya ve mısır), büyük ölçüde ithal ediliyor. Bu durum et ve süt fiyatlarını doğrudan etkiliyor.

2. Yağlı Tohum Açığı:

Ayçiçeği, soya ve kanola gibi ürünlerde yerli üretim yetersiz kalıyor. Bu nedenle Türkiye, ham yağ ve yağlı tohum ithalatına yöneliyor.

3. Tarımsal Verim Sorunu:

Parçalı arazi yapısı, modern üretim tekniklerinin sınırlı kullanımı ve maliyet baskısı, verim artışını sınırlıyor.

4. İklim ve Kuraklık Etkisi:

Son yıllarda artan kuraklık, özellikle tahıl üretimini olumsuz etkileyerek ithalat ihtiyacını artırıyor.

COĞRAFİ BAĞIMLILIK: RİSKLER VE KIRILGANLIK

Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkelerin dağılımı incelendiğinde önemli bir risk ortaya çıkıyor: coğrafi yoğunlaşma.

  • Karadeniz havzası (Rusya-Ukrayna)
  • Güney Amerika (Brezilya)

Bu bölgelerde yaşanabilecek siyasi krizler, savaşlar veya iklim kaynaklı üretim düşüşleri, Türkiye’nin gıda güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Nitekim son yıllarda Rusya-Ukrayna savaşı, tahıl ve yağ fiyatlarında ciddi dalgalanmalara yol açmıştı.

EKONOMİK YÜK: DÖVİZ VE ENFLASYON ETKİSİ

Tarım ithalatı sadece üretim değil, makro ekonomi açısından da kritik bir başlık. 2025 yılında yaklaşık 23 milyar dolarlık ithalat:

  • Döviz talebini artırarak kur baskısı yaratıyor
  • Gıda enflasyonunu tetikliyor
  • Üretici maliyetlerini yükseltiyor

Özellikle yem ve enerjiye bağlı maliyetler, zincirleme şekilde tüketici fiyatlarına yansıyor.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

2025 verileri, Türkiye’nin tarımda kendi kendine yeterlilik hedefinden uzaklaştığını değil; ancak bu hedefin yeniden yapılandırılması gerektiğini gösteriyor.

Öne çıkan çözüm alanları şunlar:

  • Yerli yem üretiminin artırılması
  • Yağlı tohum üretiminde teşviklerin güçlendirilmesi
  • Arazi toplulaştırma ve modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması
  • Sulama yatırımlarının artırılması
  • Tarımda planlı üretim modeline geçiş

SONUÇ: İTHALAT BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK MU?

Türkiye 2025 yılında tarım ve gıda alanında dış ticaret fazlası vermiş olsa da ithalatın yapısı bu başarının kırılgan olduğunu gösteriyor. Çünkü ithalatın önemli kısmı nihai tüketim değil, üretim girdilerinden oluşuyor.

Bu da şu gerçeği ortaya koyuyor:

Türkiye gıda ihraç eden bir ülke olmasına rağmen, bu üretimi sürdürebilmek için ithalata bağımlı bir yapı içinde bulunuyor.

Dolayısıyla mesele sadece “ne kadar ithalat yapıldığı” değil;

hangi ürünlerde ve neden ithalat yapıldığıdır.

Eğer bu bağımlılık azaltılmazsa, küresel krizlerin etkisi Türkiye’de sofraya kadar ulaşmaya devam edecektir.

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle