Köşe Yazısı 25 Temmuz 2026 03:00

TRUMP'TAN 60 ÜLKEYE ZORLA ÇALIŞTIRMA GEREKÇESİYLE EK GÜMRÜK TARİFELERİ

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

TRUMP'TAN 60 ÜLKEYE ZORLA ÇALIŞTIRMA GEREKÇESİYLE EK GÜMRÜK TARİFELERİ

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yönetimi, dünya ticaretinde yeni bir dönemin kapısını aralayacak önemli bir karar aldı. ABD, aralarında birçok gelişmekte olan ülkenin de bulunduğu yaklaşık 60 ülkeye, "zorla çalıştırma" iddialarını gerekçe göstererek ek gümrük tarifeleri uygulamaya hazırlanıyor. Bu karar sadece ilgili ülkeleri değil, dünya ticaretini, küresel üretim zincirlerini ve Türkiye gibi ihracata dayalı ekonomileri de yakından ilgilendiriyor.

Peki bu kararın arkasında ne var? Gerçekten sadece insan hakları mı düşünülüyor, yoksa ekonomik ve siyasi hesaplar da devreye mi giriyor?

Öncelikle "ek gümrük tarifesi" kavramını açıklayalım. Bir ülke dışarıdan gelen ürünlerden aldığı vergiyi artırırsa buna ek gümrük tarifesi denir. Vergi arttığında ithal ürünlerin fiyatı yükselir. Böylece yerli üreticiler korunurken yabancı üreticilerin rekabet gücü azalır.

ABD'nin yeni kararında ise gerekçe olarak "zorla çalıştırma" gösteriliyor. Yani herhangi bir ülkede insanların düşük ücretle, baskı altında veya insan haklarına aykırı şartlarda çalıştırıldığı tespit edilirse, o ülkeden gelen bazı ürünlere daha yüksek vergi uygulanabilecek. Özellikle tekstil, hazır giyim, ayakkabı, elektronik, güneş paneli, batarya, maden ürünleri ve bazı tarım ürünlerinin bu uygulamadan etkilenmesi bekleniyor.

İnsan haklarının korunması elbette bütün dünyanın ortak sorumluluğudur. Hiç kimse kötü çalışma koşullarını savunamaz. Ancak uluslararası ticarette alınan bu tür kararların yalnızca insani gerekçelerle açıklanması çoğu zaman yeterli olmuyor. Çünkü ekonomik rekabet ve jeopolitik çıkarlar da bu kararların önemli bir parçasını oluşturuyor.

ABD son yıllarda üretimi yeniden kendi ülkesine çekmeye çalışıyor. "Made in America" anlayışıyla fabrikaların yeniden Amerika'da kurulması teşvik ediliyor. Bunun için de ithal ürünlerin maliyetini artıracak uygulamalar hayata geçiriliyor. Ek gümrük vergileri de bu politikanın en önemli araçlarından biri haline geliyor.

Özellikle Çin ile başlayan ticaret savaşlarının zamanla farklı ülkelere yayılması, küresel ticaret dengelerini değiştirdi. Şimdi ise insan hakları ve zorla çalıştırma gerekçesiyle daha geniş kapsamlı yeni bir ticaret politikası uygulanıyor.

Bu kararın dünya ekonomisine etkileri oldukça büyük olabilir.

Her şeyden önce uluslararası üretim zincirleri yeniden şekillenebilir. Çok uluslu şirketler, ek vergi ödememek için üretim yaptıkları ülkeleri değiştirmeye başlayabilir. Fabrikalar farklı ülkelere taşınabilir. Bu durum bazı ülkeler için yatırım kaybı anlamına gelirken, bazı ülkeler için yeni fırsatlar doğurabilir.

İkinci önemli sonuç ise maliyet artışıdır. Üretim yerlerinin değişmesi kolay değildir. Yeni fabrika kurulması, yeni tedarikçiler bulunması ve lojistik ağlarının yeniden oluşturulması zaman alır. Bu süreçte üretim maliyetleri yükselir. Maliyet arttıkça ürün fiyatları da yükselir. Sonuçta tüketiciler daha pahalı ürünlerle karşılaşabilir.

Üçüncü etki ise küresel enflasyon üzerinde görülebilir. Son yıllarda pandemi, savaşlar ve enerji fiyatları nedeniyle zaten yükselen enflasyon, ticaret kısıtlamaları nedeniyle yeniden baskı altında kalabilir.

Türkiye açısından bakıldığında ise hem riskler hem de fırsatlar bulunuyor.

Eğer Türkiye'deki üretim süreçleri uluslararası çalışma standartlarına uygun şekilde devam ederse, bazı yabancı şirketler üretimlerini Türkiye'ye kaydırmayı tercih edebilir. Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, makine, savunma sanayi ve elektronik sektörlerinde yeni ihracat fırsatları ortaya çıkabilir.

Bunun yanında Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği ilişkisi ve güçlü sanayi altyapısı da yatırımcılar açısından önemli avantajlar sunuyor. Nitelikli iş gücü, gelişmiş lojistik ağı ve stratejik coğrafi konumu Türkiye'nin elini güçlendirebilir.

Ancak dikkat edilmesi gereken noktalar da var. Türkiye'nin ihracat yaptığı firmaların uluslararası çalışma standartlarına tam uyum sağlaması gerekiyor. İşçi hakları, kayıt dışılığın azaltılması, çocuk işçiliğinin önlenmesi ve şeffaf üretim süreçleri artık sadece sosyal sorumluluk değil, ticaretin de vazgeçilmez şartları haline geliyor.

Önümüzdeki dönemde yalnızca fiyat avantajı yeterli olmayacak. Üretimin hangi şartlarda yapıldığı da en az ürünün kalitesi kadar önem kazanacak. Dünya ticareti artık sadece "ucuz üretim" değil, "etik üretim" anlayışını da ön plana çıkarıyor.

Trump yönetiminin aldığı bu karar, ticaret savaşlarının yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Bundan sonra ülkeler yalnızca ekonomik güçleriyle değil, çalışma hayatındaki standartlarıyla da rekabet etmek zorunda kalacak.

Sonuç olarak ABD'nin yaklaşık 60 ülkeye yönelik ek gümrük tarifesi kararı, dünya ticaretinde önemli değişikliklere yol açabilecek nitelikte görünüyor. İnsan hakları gerekçesi ön planda tutulsa da bu adımın ekonomik rekabet, sanayi politikaları ve jeopolitik hedeflerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Türkiye açısından ise bu süreç doğru yönetildiği takdirde önemli ihracat ve yatırım fırsatları oluşturabilir. Ancak bunun için üretimde kaliteyi artırmanın yanında uluslararası çalışma standartlarını eksiksiz uygulamak büyük önem taşıyor. Önümüzdeki yıllarda küresel ticaretin kazananları yalnızca daha ucuza üretim yapanlar değil; aynı zamanda daha şeffaf, daha güvenilir ve daha sürdürülebilir üretim gerçekleştiren ülkeler olacak gibi görünüyor.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları