Zafer Özcivan
Editoryal
23 Aralık 2025

Polonya Türk Şirketleri İçin Yeni Adres Oldu

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

Avrupa ekonomisinin son yıllarda yaşadığı dalgalanmalara rağmen, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri yabancı yatırımcılar için cazibesini artırmayı sürdürüyor. Bu ülkeler arasında Polonya, özellikle Türk şirketleri açısından giderek öne çıkan bir yatırım ve üretim üssü haline gelmiş durumda. Stratejik konumu, geniş iç pazarı, Avrupa Birliği üyeliğinin sağladığı avantajlar ve rekabetçi maliyet yapısı, Polonya’yı Türk sermayesi için “yeni adres” konumuna taşıyor. Son yıllarda farklı sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda Türk şirketinin Polonya’da yatırım kararı alması, bu eğilimin geçici değil, yapısal bir dönüşümün işareti olduğunu gösteriyor.

Stratejik Konum ve AB Pazarı Avantajı

Polonya’nın Türk şirketleri açısından cazibesinin temelinde coğrafi ve ekonomik konumu yer alıyor. Avrupa’nın tam ortasında konumlanan ülke, Almanya başta olmak üzere Batı Avrupa pazarlarına yakınlığıyla dikkat çekiyor. Aynı zamanda Baltık ülkeleri, Orta Avrupa ve Doğu Avrupa pazarlarına erişim imkânı sunması, Polonya’yı bir “lojistik ve üretim köprüsü” haline getiriyor. Türk şirketleri açısından bu durum, hem Avrupa Birliği’nin 450 milyonu aşan tüketici pazarına doğrudan erişim hem de tedarik zincirlerini çeşitlendirme fırsatı anlamına geliyor.

AB üyesi olmanın getirdiği gümrük birliği, ortak mevzuat ve hukuki çerçeve, Polonya’yı yatırımcılar için daha öngörülebilir bir ortam haline getiriyor. Türkiye’de üretim yapan ve ihracat odaklı çalışan firmalar için Polonya’da yatırım yapmak, AB pazarına girişte karşılaşılan teknik ve ticari engelleri önemli ölçüde azaltıyor. Bu durum özellikle sanayi, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, tekstil ve gıda gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk firmalarının ilgisini artırıyor.

Maliyet Yapısı ve Rekabetçi İş Gücü

Türk şirketlerinin Polonya’ya yönelmesinde maliyet unsurları da belirleyici rol oynuyor. Batı Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Polonya’da iş gücü maliyetleri daha düşük seviyelerde bulunuyor. Aynı zamanda eğitimli, teknik bilgiye sahip ve disiplinli bir iş gücünün varlığı, üretim kalitesi açısından önemli bir avantaj sunuyor. Özellikle mühendislik, otomasyon ve ileri üretim tekniklerinde yetişmiş insan kaynağı, sanayi yatırımları için cazip bir ortam oluşturuyor.

Enerji maliyetleri ve sanayi altyapısı da Polonya’yı öne çıkaran unsurlar arasında yer alıyor. Son yıllarda yapılan altyapı yatırımları, sanayi bölgeleri ve lojistik merkezleri sayesinde üretim ve dağıtım süreçleri daha verimli hale gelmiş durumda. Türk şirketleri için bu durum hem maliyet kontrolü hem de operasyonel esneklik açısından önemli bir kazanım anlamına geliyor.

Türk Yatırımlarında Sektörel Çeşitlilik

Polonya’daki Türk yatırımları sadece tek bir sektöre odaklanmış değil. Aksine, oldukça geniş bir sektörel yelpazeye yayılmış durumda. Tekstil ve hazır giyim sektörü, Türk şirketlerinin Polonya’da en erken ve en güçlü varlık gösterdiği alanlardan biri. Avrupa’nın büyük perakende zincirlerine yakınlık, hızlı teslimat ve esnek üretim imkânı, Polonya’yı tekstil yatırımları için stratejik bir merkez haline getiriyor.

Bunun yanı sıra otomotiv yan sanayi, makine ve metal işleme, beyaz eşya, kimya ve plastik sektörlerinde de Türk sermayesinin görünürlüğü artıyor. Son dönemde ise gıda, ambalaj ve lojistik sektörlerinde de yeni yatırımlar dikkat çekiyor. Özellikle Polonya’nın geniş tarım potansiyeli ve AB standartlarına uygun üretim altyapısı, Türk gıda şirketleri için yeni fırsatlar sunuyor.

Küresel Belirsizlikler ve Tedarik Zinciri Dönüşümü

Küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, pandemi sonrası tedarik zinciri sorunları ve jeopolitik riskler, şirketleri üretim ve tedarik stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Bu süreçte “yakın coğrafyada üretim” ve “tedarik zincirini çeşitlendirme” kavramları öne çıkıyor. Polonya, bu yeni dönemde Avrupa’ya yakın üretim yapmak isteyen Türk şirketleri için doğal bir alternatif haline geliyor.

Özellikle Asya merkezli üretime bağımlılığı azaltmak isteyen firmalar için Polonya hem maliyet hem de erişilebilirlik açısından dengeli bir çözüm sunuyor. Türkiye ile Polonya arasındaki lojistik mesafe, Asya ülkelerine kıyasla çok daha kısa olduğu için zaman ve maliyet avantajı sağlıyor. Bu durum, hızlı teslimat gerektiren sektörlerde rekabet gücünü artırıyor.

İkili İlişkiler ve Yatırım İklimi

Türkiye ile Polonya arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler de yatırım kararlarını destekleyen bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda istikrarlı bir artış gösterirken, karşılıklı yatırım ve iş birliği alanları da genişliyor. Polonya makamlarının yabancı yatırımcılara sunduğu teşvikler, vergi avantajları ve yatırım destek programları, Türk şirketlerinin karar alma sürecini kolaylaştırıyor.

Aynı zamanda Polonya’da faaliyet gösteren Türk iş insanları ve ticaret odaları, yeni yatırımcılara rehberlik eden bir ekosistem oluşturmuş durumda. Bu ağlar hem bürokratik süreçlerin aşılmasında hem de yerel iş kültürünün anlaşılmasında önemli bir rol oynuyor.

Riskler ve Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar

Her ne kadar Polonya Türk şirketleri için önemli fırsatlar sunsa da yatırım kararlarında dikkat edilmesi gereken riskler de bulunuyor. AB mevzuatına uyum, çevre standartları, iş gücü düzenlemeleri ve vergi uygulamaları, Türkiye’deki uygulamalardan farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle şirketlerin Polonya pazarına girerken detaylı fizibilite çalışmaları yapması ve yerel danışmanlık hizmetlerinden yararlanması büyük önem taşıyor.

Ayrıca Polonya’da son yıllarda artan yabancı yatırım ilgisi, bazı bölgelerde rekabeti ve maliyetleri yükseltmeye başlamış durumda. Bu durum, doğru lokasyon seçiminin ve uzun vadeli stratejik planlamanın önemini artırıyor.

Yeni Adres, Uzun Vadeli Strateji

Tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, Polonya’nın Türk şirketleri için geçici bir alternatif değil, uzun vadeli bir stratejik merkez haline geldiği görülüyor. Avrupa pazarına yakınlık, rekabetçi maliyet yapısı, güçlü sanayi altyapısı ve istikrarlı ekonomik görünüm, Polonya’yı Türk sermayesi açısından cazip kılıyor. Küresel belirsizliklerin arttığı, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Polonya, Türk şirketlerinin Avrupa’daki konumunu güçlendiren önemli bir adres olarak öne çıkıyor.

Önümüzdeki yıllarda Türk şirketlerinin Polonya’daki varlığının daha da artması, sadece ticari ilişkileri değil, iki ülke arasındaki ekonomik entegrasyonu da derinleştirecek gibi görünüyor. Bu tablo, Polonya’nın Türk iş dünyası için “yeni adres” olmanın ötesinde, Avrupa’ya açılan kalıcı bir kapı haline geldiğini ortaya koyuyor.

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle