Köşe Yazısı 9 Temmuz 2026 03:00

NETANYAHU’DAN ABD’YE TÜRKİYE’YE SİLAH VERMEMESİ İÇİN ÇAĞRI

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

NETANYAHU’DAN ABD’YE TÜRKİYE’YE SİLAH VERMEMESİ İÇİN ÇAĞRI

Dünya siyasetinde dengeler her geçen gün değişirken, savunma sanayii de ülkeler arasındaki en önemli rekabet alanlarından biri haline geldi. Son günlerde uluslararası basında yer alan iddialara göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Amerika Birleşik Devletleri yönetimine Türkiye'ye F110 savaş uçağı motorları ile F-35 savaş uçağı motor ve teknolojilerinin verilmemesi yönünde çağrıda bulunduğu öne sürüldü. Bu iddialar henüz resmi makamlar tarafından tüm ayrıntılarıyla doğrulanmış değil. Ancak gündeme gelmesi bile bölgedeki siyasi ve askeri dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi.

Savunma sanayiinde motor teknolojisi, bir savaş uçağının en kritik parçalarından biri olarak kabul ediliyor. Bir ülke ne kadar gelişmiş uçak tasarlarsa tasarlasın, güçlü ve güvenilir bir motora sahip değilse tam anlamıyla bağımsız bir hava gücü oluşturması kolay olmuyor. İşte bu nedenle F110 motorları gibi ileri teknoloji ürünleri, sadece ticari bir mal olarak değil, aynı zamanda stratejik bir güç unsuru olarak değerlendiriliyor.

Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde önemli yatırımlar yaptı. İnsansız hava araçlarından milli savaş gemilerine, füze sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar birçok alanda dikkat çeken projeler geliştirildi. Bunların en önemlilerinden biri de milli savaş uçağı KAAN projesi oldu. Türkiye, uzun vadede kendi motorunu üretmeyi hedeflese de geçiş sürecinde yabancı motorlara ihtiyaç duyuyor.

İşte tam bu noktada F110 motorları önem kazanıyor. Bu motorlar, yüksek performanslarıyla birçok modern savaş uçağında kullanılıyor. Türkiye'nin bu motorlara erişimi, savunma projelerinin ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.

İsrail ise bölgedeki askeri üstünlüğünü korumayı dış politikasının temel önceliklerinden biri olarak görüyor. Bu nedenle çevresindeki ülkelerin gelişmiş askeri sistemlere ulaşmasını yakından takip ediyor. Uzmanlara göre Netanyahu'nun böyle bir çağrı yaptığı yönündeki iddialar doğruysa, bunun temel nedeni İsrail'in mevcut askeri üstünlüğünü koruma isteği olabilir.

Orta Doğu uzun yıllardır siyasi krizlerin, çatışmaların ve güvenlik sorunlarının yaşandığı bir bölge olarak dikkat çekiyor. Böyle bir ortamda ülkeler sadece bugünü değil, gelecekte oluşabilecek olası riskleri de hesaplayarak hareket ediyor. Savunma teknolojileri de bu hesapların en önemli parçalarından biri haline geliyor.

Amerika Birleşik Devletleri ise hem Türkiye hem de İsrail ile yakın ilişkilere sahip bir ülke konumunda bulunuyor. Bir yandan NATO üyesi olan Türkiye ile stratejik ortaklığını sürdürmek isterken, diğer yandan İsrail'in güvenliğini dış politikasının temel önceliklerinden biri olarak görüyor. Bu nedenle Washington'un atacağı her adım dikkatle izleniyor.

Türkiye ile ABD arasında geçmiş yıllarda F-35 programı konusunda önemli anlaşmazlıklar yaşanmıştı. Türkiye'nin programdan çıkarılması iki ülke ilişkilerinde yeni tartışmaları beraberinde getirmişti. Buna rağmen son dönemde taraflar arasında ilişkileri normalleştirmeye yönelik çeşitli diplomatik temaslar yürütülüyor. Savunma alanındaki iş birliğinin hangi noktaya geleceği ise önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacak.

Uzmanlar, savunma sanayiinde alınan kararların sadece askeri değil, ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirtiyor. Çünkü savaş uçağı motorları, yüksek teknoloji üretiminin en değerli alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu teknolojilere sahip olmak, aynı zamanda mühendislik kapasitesinin gelişmesine, yeni istihdam alanlarının oluşmasına ve ihracat gelirlerinin artmasına katkı sağlayabiliyor.

Türkiye ise son yıllarda savunma alanındaki dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen projelere hız verdi. Yerli radar sistemleri, elektronik harp çözümleri, hava savunma sistemleri ve milli motor projeleri bu hedef doğrultusunda geliştiriliyor. Uzmanlara göre kısa vadede yabancı motorlara ihtiyaç duyulsa bile uzun vadede milli motor üretimi stratejik önem taşıyor.

Uluslararası ilişkilerde ülkeler zaman zaman birbirlerinin savunma projelerine destek verirken, bazen de çeşitli gerekçelerle sınırlamalar getirebiliyor. Bu durum sadece Türkiye için değil, dünyanın birçok ülkesi için geçerli. Savunma teknolojileri, ticari ürün olmanın ötesinde siyasi ve güvenlik politikalarının da önemli bir parçasını oluşturuyor.

Vatandaş açısından bakıldığında ise bu gelişmeler ilk etapta uzak gibi görünse de ülke ekonomisini, dış politikayı, sanayi yatırımlarını ve istihdamı doğrudan etkileyebiliyor. Savunma sanayiinde atılan her adım, binlerce mühendisin, teknisyenin ve sanayi çalışanının geleceğini de yakından ilgilendiriyor.

Sonuç olarak, Netanyahu'nun ABD'ye Türkiye hakkında böyle bir çağrıda bulunduğuna ilişkin iddialar uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmış durumda. Ancak bu tür konuların nihai sonucu, ülkeler arasındaki diplomatik görüşmeler, stratejik çıkarlar ve resmi kararlarla şekilleniyor. Türkiye ise savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştirme hedefini sürdürürken, uluslararası iş birliklerini de dikkatle takip etmeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde alınacak kararlar yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel güvenlik dengelerini ve küresel savunma sektörünü de etkileyecek gibi görünüyor.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları