Köşe Yazısı 3 Temmuz 2026 03:00

MUAYENE KATILIM ÜCRETLERİ ZAMLANDI

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

MUAYENE KATILIM ÜCRETLERİ ZAMLANDI

Sağlık, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsanlar hasta olduklarında tek düşünceleri bir an önce iyileşmek ister. Ancak son yıllarda artan yaşam maliyetleri nedeniyle vatandaş artık hastalığını değil, hastaneye gitmenin masrafını da hesaplamak zorunda kalıyor. Muayene katılım paylarına yapılan son zam da bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.

Yeni düzenlemeye göre devlet hastanelerinde muayene katılım payı 50 liraya yükseldi. Eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinde bu rakam 90 liraya çıktı. Özel hastanelerde ise vatandaş yalnızca muayene katılım payı olarak 100 lira ödeyecek. Bazı kalemlerde artış oranı yüzde 246'ya kadar ulaştı. Bu oran, son yılların en dikkat çekici sağlık zamlarından biri olarak değerlendiriliyor.

İlk bakışta 50 ya da 100 lira çok büyük bir rakam gibi görünmeyebilir. Ancak Türkiye'de milyonlarca emekli, asgari ücretli ve dar gelirli aile için durum oldukça farklı. Çünkü sağlık harcaması yalnızca muayene ücretiyle sınırlı değil. Hastaneye ulaşım masrafı, reçete katkı payı, ilaç ücretleri, tahlil ve görüntüleme işlemleri derken vatandaşın cebinden çıkan para katlanarak büyüyor.

Özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşlar bu zamdan daha fazla etkilenecek. Diyabet, tansiyon, kalp, böbrek veya solunum yolu hastalıkları bulunan kişiler ayda bir hatta bazen birkaç kez hastaneye gitmek zorunda kalıyor. Her muayenede ödenecek katılım payı, yıl sonunda aile bütçesinde önemli bir yük oluşturacak.

Emekliler açısından tablo daha da düşündürücü. Sabit maaşla geçinmeye çalışan milyonlarca kişi, artan kira, elektrik, doğal gaz ve gıda fiyatlarının ardından şimdi de sağlık giderleriyle karşı karşıya kaldı. Pek çok emekli, "İlaç mı alayım, pazara mı gideyim?" ikilemini yaşarken sağlık harcamalarının artması yaşam kalitesini daha da düşürebilir.

Uzmanlar, sağlık hizmetine erişimin zorlaşmasının uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Vatandaş yüksek maliyet nedeniyle hastaneye gitmeyi ertelediğinde, basit bir rahatsızlık ilerleyerek daha ciddi hastalıklara dönüşebiliyor. Bu durum hem hastanın tedavi sürecini uzatıyor hem de sağlık sisteminin toplam maliyetini artırıyor.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin önem kazandığı bir dönemde muayene ücretlerinin yükselmesi, erken teşhis imkanını da olumsuz etkileyebilir. Oysa birçok hastalık erken dönemde fark edildiğinde hem daha kolay tedavi ediliyor hem de sağlık harcamaları önemli ölçüde azalıyor. Hastaneye gitmenin maddi yük haline gelmesi ise erken teşhisin önünde önemli bir engel oluşturabilir.

Bir diğer dikkat çeken konu ise kalabalık aileler. Dört kişilik bir ailede çocukların veya yaşlı bireylerin sık hastalanması halinde aylık sağlık giderleri yüzlerce liraya ulaşabiliyor. Buna ilaç masrafları ve ulaşım giderleri de eklendiğinde aile bütçesi ciddi şekilde zorlanıyor.

Sağlık ekonomisi açısından bakıldığında katılım paylarının temel amacı gereksiz başvuruları azaltmak ve sağlık harcamalarını kontrol altında tutmak olarak ifade ediliyor. Gerçekten de bazı ülkelerde benzer uygulamalar bulunuyor. Ancak bu sistemin başarılı olabilmesi için vatandaşın gelir düzeyiyle sağlık harcamaları arasında makul bir denge kurulması gerekiyor. Geliri düşük olan kesimlerin sağlık hizmetinden uzaklaşması, sosyal devlet anlayışı açısından tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Türkiye'de son yıllarda sağlık alanında önemli yatırımlar yapıldı. Yeni şehir hastaneleri açıldı, sağlık altyapısı güçlendirildi ve teknolojik imkanlar geliştirildi. Ancak vatandaş açısından en önemli konu, bu hizmetlere ekonomik olarak ulaşabilmek. En modern hastane bile dar gelirli vatandaşın bütçesini zorluyorsa, hizmete erişimde sorun yaşanması kaçınılmaz hale geliyor.

Vatandaşların en büyük beklentisi, sağlık hizmetlerinin herkes için ulaşılabilir olmaya devam etmesi. Özellikle emekliler, kronik hastalar, engelliler ve düşük gelir grubundaki vatandaşlar için daha koruyucu düzenlemeler yapılması gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor. Sosyal güvenlik sisteminin temel amacı da ihtiyaç duyulduğunda vatandaşın sağlık hizmetine kolay ve güvenli şekilde ulaşmasını sağlamaktır.

Sonuç olarak muayene katılım paylarına yapılan yüksek oranlı zam, yalnızca rakamlardan ibaret bir düzenleme değil. Bu karar milyonlarca insanın günlük yaşamını, aile bütçesini ve sağlık hizmetlerine erişimini doğrudan etkiliyor. Sağlık, ertelenebilecek bir ihtiyaç değildir. Bu nedenle sağlık politikaları oluşturulurken hem kamu maliyesinin dengesi hem de vatandaşın ödeme gücü birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü sağlıklı bir toplumun temel şartı, insanların maddi kaygı yaşamadan sağlık hizmetine ulaşabilmesidir. Sağlık hizmetine erişimin kolaylaştırılması ise sadece bireylerin değil, toplumun tamamının geleceğine yapılan en önemli yatırımlardan biri olmaya devam edecektir.

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları