Zafer Özcivan
Editoryal
15 Şubat 2026

GELİR BELİRSİZLİĞİ

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

GELİR BELİRSİZLİĞİ

Günümüz ekonomisinde en çok konuşulan kavramlardan biri büyüme, diğeri ise istihdam. Ancak bu iki başlığın gölgesinde, giderek daha yakıcı hâle gelen bir başka gerçek var: gelir belirsizliği. Artık mesele yalnızca ne kadar kazandığımız değil; kazancın ne kadar sürdürülebilir, öngörülebilir ve güvenilir olduğu. Sabit maaşlı çalışanlardan serbest meslek sahiplerine, küçük esnaftan beyaz yakalılara kadar geniş bir kesim, geleceğe dair ekonomik planlarını netleştirmekte zorlanıyor.

Gelirin Var Olması Yetmiyor

Uzun yıllar boyunca gelir denildiğinde akla düzenli maaş, ay sonunda hesaba yatan belli bir tutar gelirdi. Bu yapı, bireylerin harcama, tasarruf ve yatırım kararlarını görece rahat bir şekilde alabilmelerini sağlardı. Oysa bugün aynı gelir düzeyi bile, belirsizlik nedeniyle aynı güven duygusunu üretmiyor. Enflasyon, iş güvencesinin zayıflaması, performansa dayalı ücret sistemleri ve geçici sözleşmeler, gelirin “var” olmasını yeterli kılmıyor.

Gelir belirsizliği, bireyin yalnızca bugünkü yaşam standartlarını değil, geleceğe dair beklentilerini de aşındırıyor. Kira kontratı yenilemekten çocuk sahibi olmaya, uzun vadeli borçlanmadan emeklilik planlamasına kadar pek çok karar, “yarın da bu geliri elde edebilir miyim?” sorusuna takılıyor.

Yeni Çalışma Düzeni ve Dalgalı Kazançlar

Dijitalleşme ve esnek çalışma modelleri, bir yandan fırsatlar yaratırken diğer yandan gelir istikrarını zayıflatıyor. Serbest çalışanlar, proje bazlı işler yapanlar ve platform ekonomisi içinde yer alan milyonlarca kişi için gelir; düzenli değil, dalgalı. Bir ay yüksek kazanç elde edilirken, sonraki ay neredeyse hiç gelir olmaması olağan hâle geldi.

Bu durum sadece mavi yakalı ya da düşük gelirli kesimlerle sınırlı değil. Beyaz yakalı çalışanlar da prim, ikramiye ve performans hedeflerine bağlı gelir yapıları nedeniyle benzer bir belirsizlikle karşı karşıya. Sabit maaşın toplam gelir içindeki payı azalırken, değişken unsurlar artıyor. Böylece bireyin ekonomik güvenliği, kendi kontrolü dışında gelişen pek çok faktöre bağlanıyor.

Psikolojik ve Sosyal Etkiler

Gelir belirsizliği yalnızca ekonomik bir sorun değildir; aynı zamanda ciddi bir psikolojik yük taşır. Sürekli hesap yapmak, harcamaları ertelemek, beklenmedik bir gider karşısında paniğe kapılmak, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Ekonomik stres, zamanla kaygı bozukluklarına, tükenmişlik hissine ve sosyal ilişkilerde zayıflamaya yol açabilir.

Toplumsal düzeyde ise gelir belirsizliği, güven duygusunu aşındırır. İnsanlar geleceğe umutla bakamadıklarında, risk almaktan kaçınır. Bu durum girişimciliği zayıflatır, tüketimi baskılar ve ekonomik dinamizmi yavaşlatır. Kısacası gelir belirsizliği, bireysel bir sorun gibi görünse de makroekonomik sonuçlar doğurur.

Tasarrufun ve Planlamanın Zorlaşması

Ekonomi literatüründe tasarruf, geleceğe duyulan güvenle yakından ilişkilidir. Gelirin düzenli ve öngörülebilir olduğu bir ortamda insanlar daha rahat tasarruf eder. Ancak gelir belirsizliği arttıkça, tasarruf davranışı da değişir. Bir kesim, “yarın ne olacağı belli değil” düşüncesiyle harcamalarını kısar; diğer bir kesim ise aynı belirsizlik nedeniyle “bugünü kurtarma” refleksiyle tüketimi öne çeker.

Bu ikili yapı, ekonomide dengesizlikler yaratır. Uzun vadeli yatırım araçlarına olan ilgi azalırken, kısa vadeli ve likit tercihler öne çıkar. Emeklilik planları ötelenir, eğitim ve kişisel gelişim harcamaları ertelenir. Oysa bu alanlar hem bireyin hem de ülkenin geleceği açısından kritik öneme sahiptir.

Gelir Belirsizliği ve Yeni Orta Sınıf Gerçeği

Geleneksel orta sınıf tanımı, düzenli gelire ve belirli bir yaşam standardına dayanıyordu. Bugün ise gelir seviyesi orta sınıf düzeyinde olan pek çok kişi, kendini güvende hissetmiyor. Gelirin miktarından çok sürekliliği sorgulanıyor. Bu durum, “çalışıyor ama yine de kırılgan” yeni bir toplumsal kesimin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Bu kesim, sosyal yardımlardan yararlanacak kadar düşük gelirli değil; ancak beklenmedik bir gelir kaybında hızla zor duruma düşebilecek kadar da kırılgan. Gelir belirsizliği, tam da bu noktada sosyal politikaların ve iş gücü düzenlemelerinin önemini artırıyor.

Ne Yapılabilir?

Gelir belirsizliği tamamen ortadan kaldırılamaz; ancak yönetilebilir. Bunun için hem bireysel hem de kamusal düzeyde adımlar atılması gerekir. Bireyler açısından gelir çeşitlendirme, acil durum fonları oluşturma ve finansal okuryazarlığı artırma önem kazanıyor. Ancak bu önlemler, yapısal sorunların yerini tutmaz.

Kamu politikaları açısından bakıldığında ise istikrarlı istihdamı teşvik eden düzenlemeler, sosyal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi ve gelir dalgalanmalarına karşı koruyucu mekanizmaların geliştirilmesi kritik önemdedir. Ayrıca, ekonomik öngörülebilirliği artıran şeffaf ve tutarlı politikalar, bireylerin geleceğe dair güvenini yeniden inşa edebilir.

Sonuç Yerine

Gelir belirsizliği, çağımızın sessiz ama derin krizlerinden biridir. Gürültülü manşetlere konu olmasa da milyonlarca insanın gündelik hayatını ve gelecek hayallerini şekillendirir. Ekonomik büyüme rakamları ne kadar parlak olursa olsun, eğer bireyler yarınki gelirlerinden emin değilse, o büyüme toplumsal refaha dönüşmez. Bu nedenle gelir belirsizliğiyle yüzleşmek, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir zorunluluktur.

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle