DÜNYA BANKASI’NIN “İŞ YAPMA KOLAYLIĞI” GÖSTERGESİ
Küresel ekonomide rekabeti artık sadece ihracat rakamları, büyüme oranları ya da sermaye akımları belirlemiyor. Ülkelerin hukuk düzenlerinden altyapılarına, iş kurma süreçlerinden sözleşme icrasına kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirildiği “iş yapma ortamı” göstergeleri, küresel sermayenin yönünü tayin eden en güçlü pusulalardan biri hâline geldi. Dünya Bankası’nın uzun yıllar boyunca yayımladığı Doing Business (İş Yapma Kolaylığı) endeksi, özellikle gelişmekte olan ülkeler için bir yol haritası niteliği taşıdı; kimi ülkeleri reformlara yöneltti, kimilerini ise yatırımcıların radarından düşürdü.
Bugün tartışmalı yönleri nedeniyle revizyon sürecinde olan bu gösterge, yine de iş dünyası için en önemli kılavuzlardan biri. Ekonomiler, artık sadece büyümeyi değil, yatırımcıya “güven verecek” bir iş ortamını da tasarlamak zorunda. Peki bu gösterge neden bu kadar kritik ve ülkeler için ne ifade ediyor?
Gösterge Nedir? Neyi Ölçer?
Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı endeksi, temelde bir ülkenin girişimciler için ne kadar erişilebilir, öngörülebilir ve hızlı bir iş ortamı sunduğunu ölçer. Bu bağlamda 10’a yakın ana başlıkta (iş kurma, inşaat ruhsatları, krediye erişim, vergileme, elektrik bağlantısı, dış ticaret prosedürleri, iflas süreçleri, yatırımcıların korunması vb.) yüzlerce alt kriter değerlendirilir.
Bu göstergenin en önemli özelliği, ülke ekonomilerinin “günlük işleyişine” ayna tutmasıdır. Örneğin:
Bir şirket kurmak kaç gün sürüyor?
Bir yabancı yatırımcı mülkiyet hakkını ne kadar güvence altında görüyor?
Bir elektrik bağlantısı için ne kadar bürokrasi gerekiyor?
Bir alacak davası kaç günde sonuçlanıyor?
Girişimciler devletle mi, prosedürlerle mi yoksa piyasanın kendisiyle mi mücadele ediyor?
Kısacası bu endeks, bir ülkenin yatırım atmosferini rakamlara ve karşılaştırılabilir bir forma dönüştürür.
Neden Bu Kadar Önemli?
İş yapma kolaylığı göstergesi, küresel yatırımcılar için bir “erken sinyal mekanizması” işlevi görür. Çünkü sermaye, en basit hâliyle, riskin düşük, öngörülebilirliğin yüksek olduğu yere gider.
Bu nedenle ülkeler, endeksin sunduğu bilgileri sadece bir sıralama olarak görmez; doğrudan politika tasarımı için kullanır. Son 10–15 yıllık örnekler, bunun güçlü kanıtıdır:
Gürcistan, 2000’lerin başında özel sektör reformlarını bu endeksi referans alarak gerçekleştirdi ve kısa sürede küresel yatırımcıların dikkatini çekti.
Birleşik Arap Emirlikleri, iş kurma sürelerini saatlerle ifade edilen seviyelere düşürerek Orta Doğu’nun en güçlü iş yapma merkezlerinden biri hâline geldi.
Vietnam, bürokratik engelleri azaltıp dış ticareti kolaylaştırarak Asya’nın yükselen üretim merkezine dönüştü.
Başka bir deyişle, bu göstergedeki iyileşme bir ülkenin gelecekteki büyümesi için neredeyse otomatik bir kaldıraç işlevi görüyor.
Türkiye İçin Durum: Güçlü Alanlar, Zorlayıcı Başlıklar
Türkiye son 20 yılda yatırım ortamını iyileştirme konusunda önemli adımlar atsa da bazı yapısal engeller hâlâ gündemde. İş yapma kolaylığı göstergesinde geçmişte en çok öne çıkan güçlü alanlar:
Şirket kurma süreçlerinin dijitalleşmesi
Dış ticaret işlemlerinde tek pencere sisteminin yaygınlaşması
Krediye erişimde bankacılık altyapısının güçlü olması
Buna karşın yatırımcıların sıkça dile getirdiği sorun alanları:
Yargının uzun sürmesi ve öngörülebilirlik kaygıları
Vergi mevzuatının sık değişmesi
İnşaat izinleri ve yerel yönetim prosedürlerinde gecikmeler
Elektrik bağlantılarında bürokratik süreçlerin karmaşıklığı
Bu başlıkların her biri, uluslararası sermayenin kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar. Özellikle “hukuki öngörülebilirlik”, artık sadece ekonomik değil, jeopolitik bir gereklilik hâline gelmiş durumda.
Eleştiriler: Göstergenin Tartışmalı Yanları
Elbette bu endeks eleştirilerden bağımsız değil. En sık dile getirilen noktalar şöyle:
Reformların sayısallaştırılması, yani reformun “kalite” yerine “süre” üzerinden değerlendirilmesi.
Bazı ülkelerin endekste daha iyi görünmek için yüzeysel düzenlemeler yapması.
Ekonominin büyük resmi yerine yalnızca bürokratik süreçlere odaklanması.
Ülkeler arası karşılaştırmalarda kurumsal derinliğin tam yansıtılamaması.
Ancak bütün bu eleştirilere rağmen, iş dünyası için kullanılabilir en pratik ve geniş kapsamlı araçlardan biri olmaya devam ediyor.
Küresel Eğilim: Yatırımcı Artık “Hız ve Hukuk” İstiyor
Dünya Bankası’nın göstergesi, küresel ekonominin yeni gerçekliğini çok net ortaya koyuyor: Yatırımcı, artık sadece ucuz işgücü ya da geniş pazar aramıyor; hız, şeffaflık, öngörülebilirlik ve hukuki güvence talep ediyor.
Bir ruhsat 10 günde değil, 3 günde alınabiliyorsa,
Bir dava 5 yılda değil, 9 ayda çözülüyorsa,
Vergi sistemi iş dünyasıyla çatışmak yerine onu destekliyorsa,
Devlet süreçleri yatırımcının önündeki taşları değil köprüleri artırıyorsa,
O ülke otomatik olarak küresel rekabetin kazananları arasına giriyor.
Bugün sermayenin hareket hızı, bürokrasi hızından daha fazla. Bu nedenle “yavaş ülkeler”, yatırım çekme yarışında her geçen yıl birkaç adım daha geriye düşüyor.
Sonuç: Geleceğin Ekonomisi, Kolaylaştıranların Ekonomisi Olacak
Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı göstergesi, ülkelerin ekonomik performansını ölçen bir teknik veri olmaktan çok daha fazlası. Her yıl adeta bir rapor kartı sunuyor:
“Yatırımcıya ne kadar alan açtın? Girişimciye ne kadar kolaylık sağladın? Ekonomini ne kadar şeffaf ve öngörülebilir hâle getirdin?”
Giderek artan küresel rekabette, büyüme kadar “iş ortamını iyileştirme becerisi” de belirleyici hâle geliyor. Bir ülkenin üretim kapasitesi, ihracat potansiyeli veya insan kaynağı güçlü olabilir; ancak girişimcinin önündeki engeller kaldırılmadıkça bu potansiyeller tam anlamıyla hayata geçmiyor.
Bugün birçok ekonominin attığı büyük reform adımlarının temelinde işte bu göstergenin ortaya koyduğu gerçekler yatıyor. Kısacası geleceğin ekonomisini, hızlı karar veren, bürokrasiyi dijitalleştiren, hukuki güveni güçlendiren ve yatırımcıyı “misafir değil ortak” gören ülkeler şekillendirecek.
İş yapma kolaylığı göstergesi, bu nedenle yalnızca bir sıralama değil; ülkeler için hem bir ayna hem de bir pusula görevi görmeye devam edecek.