Köşe Yazısı 26 Temmuz 2026 03:00

DEZENFLASYON DÖNEMİ ZORA GİREBİLİR

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

DEZENFLASYON DÖNEMİ ZORA GİREBİLİR

Dezenflasyon sürecinin zora girebileceği yönündeki tartışmalar son dönemde ekonomi gündeminin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Vatandaşın en çok merak ettiği soru ise şu: "Enflasyon düşerken neden hâlâ fiyatlar artıyor ve bu süreç neden zorlaşabilir?" Gelin bu konuyu herkesin anlayabileceği bir dille ele alalım.

Son yıllarda Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri yüksek enflasyon oldu. Pazara, markete, akaryakıt istasyonuna ya da faturalarımıza baktığımızda fiyatların hızla yükseldiğini hep birlikte yaşadık. Bu nedenle ekonomi yönetimi uzun süredir "dezenflasyon" adı verilen bir program uyguluyor.

Peki dezenflasyon ne demektir?

Öncelikle bunun enflasyonun sıfıra inmesi olmadığını bilmek gerekir. Dezenflasyon, fiyatların artmaya devam ettiği ancak artış hızının yavaşladığı dönemdir. Örneğin geçen yıl bir ürünün fiyatı yüzde 70 artarken bu yıl yüzde 30 artıyorsa enflasyon düşmüştür ama fiyatlar yine yükselmektedir.

İşte ekonomi yönetiminin hedefi de fiyat artış hızını kalıcı şekilde aşağı çekmektir.

Dezenflasyon neden önemlidir?

Enflasyon düştükçe vatandaş geleceğini daha rahat planlayabilir.

Esnaf fiyat belirlerken daha az zorlanır.

İşletmeler yatırım kararlarını daha güvenli alır.

Bankalar daha düşük faizle kredi verebilir.

Ekonomi daha istikrarlı hale gelir.

Kısacası düşük enflasyon sadece rakamlardan ibaret değildir. Üretimden ihracata, istihdamdan yatırımlara kadar her alanı olumlu etkiler.

Peki neden süreç zorlaşabilir?

Ekonomide hiçbir başarı garanti değildir. Dezenflasyon sürecinin devam edebilmesi için birçok şartın aynı anda gerçekleşmesi gerekir.

Döviz kuru en önemli risklerden biri

Türkiye üretiminde ithal girdilerin payı oldukça yüksektir.

Sanayide kullanılan hammadde, enerji, makine ve birçok ara malı dövizle satın alınmaktadır.

Eğer döviz kurlarında ani yükseliş yaşanırsa üretim maliyetleri artar.

Maliyet artınca üretici zam yapmak zorunda kalır.

Bu da enflasyonun yeniden yükselmesine neden olabilir.

Yani döviz piyasasındaki hareketlilik dezenflasyonun en büyük düşmanlarından biridir.

Enerji fiyatları da belirleyici oluyor

Petrol ve doğal gaz fiyatları dünya ekonomisinin en önemli göstergeleridir.

Orta Doğu'da yaşanabilecek yeni bir savaş, küresel enerji arzındaki sıkıntılar veya petrol üretimindeki azalma fiyatları yeniden yukarı çekebilir.

Petrol pahalanınca;

  • Akaryakıt zamlanır.
  • Nakliye maliyetleri yükselir.
  • Elektrik üretim maliyetleri artar.
  • Sanayi üretimi pahalanır.
  • Market raflarındaki ürünlere yeni zamlar gelir.

Yani enerji fiyatları yalnızca akaryakıtı değil, neredeyse tüm ekonomiyi etkiler.

Gıda fiyatları ayrı bir risk oluşturuyor

Türkiye'de enflasyonu en hızlı etkileyen kalemlerden biri gıdadır.

Kuraklık...

Don olayları...

Sel felaketleri...

Tarımsal üretimde yaşanabilecek sorunlar meyve, sebze ve temel gıda fiyatlarını hızla artırabilir.

Vatandaş da en çok mutfak harcamalarını hissettiği için gıda enflasyonu toplum üzerinde daha büyük etki oluşturur.

Faiz indirimi aceleye gelirse

Merkez bankaları enflasyonla mücadelede en önemli araç olarak faiz politikasını kullanırlar.

Enflasyon tam kontrol altına alınmadan yapılacak hızlı faiz indirimleri piyasaya fazla para girmesine neden olabilir.

Talep yeniden hızlanır.

Harcamalar artar.

Fiyatlar tekrar yükselmeye başlayabilir.

Bu nedenle birçok ekonomist faiz kararlarında temkinli olunması gerektiğini savunuyor.

Beklentiler de ekonomiyi etkiliyor

Ekonomide psikoloji bazen rakamlardan daha güçlü olabilir.

Vatandaş "Nasıl olsa zam gelecek." diye düşünürse alışverişini erkene çeker.

Esnaf gelecekte maliyetlerin artacağını düşünürse bugünden fiyat yükseltir.

İşveren ücret artışlarını yüksek enflasyona göre planlar.

Bu durum enflasyon beklentilerini bozarak fiyat artışlarının devam etmesine yol açabilir.

Küresel gelişmeler unutulmamalı

Bugün dünya ekonomisi birbirine hiç olmadığı kadar bağlı durumda.

ABD Merkez Bankasının faiz kararı...

Avrupa ekonomisindeki durgunluk...

Çin'in büyüme performansı...

Jeopolitik krizler...

Uluslararası ticaret savaşları...

Bütün bu gelişmeler Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyebiliyor.

Dışarıda yaşanan her olumsuzluk içerideki dezenflasyon sürecini zorlaştırabiliyor.

Vatandaş ne hissediyor?

Resmî verilere göre enflasyon gerilese bile vatandaş çoğu zaman bunu günlük hayatında hemen hissedemeyebilir.

Çünkü yıllarca yüksek oranlarda artan fiyatlar eski seviyesine dönmez.

Sadece daha yavaş artmaya başlar.

Bu nedenle birçok kişi "Enflasyon düştü deniliyor ama markette hâlâ her şey pahalı." diyebiliyor.

Aslında bu durum dezenflasyonun doğal sonucudur.

İş dünyası ne bekliyor?

Sanayici ve yatırımcılar en çok öngörülebilir bir ekonomi istiyor.

Kurların istikrarlı olması...

Faizlerin dengeli seyretmesi...

Enflasyonun kalıcı olarak düşmesi...

Hukuki ve ekonomik güven ortamının güçlenmesi...

Bu şartlar sağlandığında yatırımlar hızlanabilir, üretim artabilir ve yeni istihdam alanları oluşabilir.

Başarı için herkesin sorumluluğu var

Dezenflasyon yalnızca Merkez Bankasının ya da ekonomi yönetiminin başarısıyla sağlanamaz.

Üreticinin verimli üretim yapması...

Kamu harcamalarında disiplin...

İsrafın azaltılması...

Tarımsal üretimin artırılması...

İhracatın güçlendirilmesi...

Finansal istikrarın korunması...

Tüm bu unsurlar birlikte hareket ettiğinde enflasyonla mücadele daha başarılı olabilir.

Son söz

Dezenflasyon süreci, kısa mesafeli bir koşu değil; sabır, disiplin ve kararlılık gerektiren uzun bir maratondur. Küresel belirsizlikler, enerji ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, döviz kurundaki hareketlilik ve beklentilerdeki bozulmalar bu süreci zorlaştırabilir. Ancak doğru ekonomik politikalar, üretim odaklı büyüme, mali disiplin ve güven ortamının korunmasıyla bu engeller aşılabilir.

Ekonomide kalıcı başarı, yalnızca enflasyon oranının düşmesiyle değil; vatandaşın alım gücünün artması, gelirinin daha değerli hale gelmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesiyle ölçülür. İşte gerçek dezenflasyon başarısı da rakamlardan çok insanların günlük yaşamında hissedildiği zaman anlam kazanacaktır.

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları