Zafer Özcivan
Editoryal
22 Şubat 2026

ÇOK BOYUTLU YOKSULLUK ENDEKSLERİ

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

ÇOK BOYUTLU YOKSULLUK ENDEKSLERİ

Geleneksel yoksulluk ölçümleri çoğunlukla gelir veya harcama seviyeleri üzerinden yapılır. Bir ailenin veya bireyin belirli bir gelir düzeyinin altında olup olmadığına bakmak, çoğu zaman temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını anlamak için tek başına yeterli değildir. Gelir temelli yaklaşımlar, eğitim, sağlık, yaşam koşulları gibi kritik alanlardaki eksiklikleri göz ardı edebilir ve böylece yoksulluğun gerçek boyutlarını gözler önüne sermekte yetersiz kalabilir. İşte tam bu noktada çok boyutlu yoksulluk endeksleri devreye girer ve yoksulluğu çok daha kapsamlı bir biçimde analiz etme imkânı sunar.

Çok boyutlu yoksulluk endeksi (ÇBYE), yoksulluğu yalnızca gelir üzerinden değil; sağlık, eğitim, yaşam standardı ve sosyal katılım gibi farklı boyutlardan ele alır. Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Oxford Poverty and Human Development Initiative (OPHI) tarafından geliştirilen endekslerle dünya çapında yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin, bir hane halkı yeterli gelir elde ediyor olsa da çocukların okula gitmiyor olması, temel sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olması veya yeterli temiz suya ulaşamaması durumunda hâlâ “çok boyutlu yoksulluk” içinde kabul edilir.

Çok boyutlu yoksulluk ölçümleri genellikle üç temel boyutu kapsar: eğitim, sağlık ve yaşam standardı. Eğitim boyutu, çocukların okul devamlılığı ve yetişkinlerin okuryazarlık seviyelerini dikkate alır. Sağlık boyutu, çocuk ölümleri, beslenme durumu ve temel sağlık hizmetlerine erişim gibi göstergeleri içerir. Yaşam standardı boyutu ise konut koşulları, enerji ve temiz su kaynaklarına erişim, tuvalet ve hijyen standartları ile sahip olunan varlıkları kapsar. Bu boyutların her biri, yoksullukla mücadelede kritik öneme sahiptir çünkü eksiklikler birbiriyle etkileşim halindedir ve tek bir boyuttaki yetersizlik bile hayat kalitesini ciddi biçimde düşürebilir.

Çok boyutlu yoksulluk endekslerinin sunduğu bir diğer avantaj, politika üreticilerine hedefe yönelik müdahaleler yapma imkânı tanımasıdır. Örneğin, yalnızca gelir yoksulluğunu azaltmaya odaklanan bir program, eğitim veya sağlık alanındaki sorunları göz ardı edebilir. Oysa ÇBYE, hangi bölgelerde veya hangi toplumsal gruplarda hangi boyutlarda eksikliklerin yoğun olduğunu ortaya koyarak kaynakların etkin kullanımına olanak tanır. Özellikle kırsal alanlarda, kadınlar ve çocuklar üzerinde yoğunlaşan çok boyutlu yoksulluk, daha kapsayıcı ve uzun vadeli politikalar geliştirmeyi zorunlu kılar.

Türkiye örneğine baktığımızda, son yıllarda gelir yoksulluğu oranları belirli düzeylerde sabit kalmış olsa da çok boyutlu yoksulluk göstergeleri, farklı bölgeler arasında ciddi eşitsizlikler olduğunu ortaya koyuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde eğitim, sağlık ve yaşam standardı göstergelerinde daha fazla eksiklik gözlemlenirken, Batı ve Marmara bölgelerinde yoksulluğun gelir boyutu daha belirgin. Bu tablo, yoksulluğun tek boyutlu bir problem olmadığını ve çözüm stratejilerinin bölgesel ve sektörel farklılıkları göz önünde bulundurmasını gerektiriyor.

Çok boyutlu yoksulluk endekslerinin bir diğer kritik kullanım alanı, küresel karşılaştırmalardır. Ülkeler, gelir bazlı yoksulluk oranları benzer olsa bile ÇBYE üzerinden karşılaştırıldığında, eğitim, sağlık ve yaşam koşulları açısından farklı seviyelerde yoksullukla mücadele ettikleri görülebilir. Bu sayede uluslararası yardımlar ve kalkınma programları, sadece parasal destekten öte, altyapı, sağlık ve eğitim alanlarına odaklanan bütüncül çözümler sunabilir.

Ancak, çok boyutlu yoksulluk ölçümlerinin de bazı sınırlamaları vardır. Verilerin güncelliği, ölçüm yöntemleri ve göstergelerin seçimi endeksin doğruluğunu etkileyebilir. Özellikle kırsal ve uzak bölgelerde veri toplama zorlukları, bazı eksikliklerin gözden kaçmasına yol açabilir. Ayrıca, farklı boyutlara farklı ağırlıklar verilmesi, yoksulluğun algılanışında değişiklikler yaratabilir. Bu nedenle, ÇBYE’nin sağladığı veriler, karar vericiler tarafından diğer sosyoekonomik göstergelerle birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, çok boyutlu yoksulluk endeksleri, yoksulluğu gelirin ötesinde anlamamızı sağlayan güçlü bir araçtır. Eğitim, sağlık ve yaşam standartlarını kapsayan bu yaklaşım, politika yapıcıları yönlendiren ve toplumsal eşitsizlikleri daha görünür kılan bir pusula işlevi görür. Gelir bazlı yaklaşımların ötesine geçmek, sadece rakamları değil, insanların yaşamlarını ve fırsat eşitliğini de hesaba katmak anlamına gelir. Çok boyutlu yoksulluk endeksleri, daha kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir bir toplumsal gelişim hedefi için kritik bir veri kaynağı olmaya devam edecektir.

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle