Zafer Özcivan
Editoryal
12 Şubat 2026

AVRUPALILIARIN 2026 MARKET FİYATI BEKLENTİLERİ

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

AVRUPALILARIN 2026 MARKET FİYATLARI BEKLENTİSİ

Avrupa’da enflasyon manşet rakamlarda yavaşlıyor olabilir; ancak mutfakta hissedilen gerçeklik çok daha farklı bir hikâye anlatıyor. 2026’ya girerken Avrupalı tüketicilerin önemli bir kısmı, özellikle market ve gıda fiyatlarında artış hızının yeniden yükseleceğini düşünüyor. Bu beklenti, yalnızca ekonomik göstergelere dayalı teknik bir öngörüden değil; son yıllarda yaşanan tecrübelerin, alışveriş sepetinde biriken güvensizliğin ve “enflasyon hafızasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Enflasyon düştü ama güven geri gelmedi

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) sıkı para politikası, enerji fiyatlarındaki normalleşme ve tedarik zincirlerindeki toparlanma sayesinde genel enflasyon oranları 2024 ve 2025 boyunca aşağı yönlü bir seyir izledi. Birçok ülkede manşet enflasyon yüzde 2–3 bandına yaklaşırken, politika yapıcılar “fiyat istikrarına dönüş” söylemini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Ne var ki tüketici cephesinde algı bambaşka. Market raflarına bakan Avrupalılar için enflasyon hâlâ canlı, hatta kalıcı bir tehdit. Bunun en temel nedeni, gıda fiyatlarının geçmişte yaşanan hızlı artışları telafi edecek ölçüde gerilememesi. Fiyatlar artış hızını kaybetse bile, ulaştıkları yüksek seviyede kalmaya devam ediyor. Bu durum, tüketicinin zihninde “enflasyon düşüyor” mesajının karşılık bulmasını zorlaştırıyor.

Market enflasyonu neden daha hissedilir?

Gıda harcamaları, hane bütçesinde vazgeçilmez kalemler arasında yer alıyor. Konut, ulaşım ya da dayanıklı tüketim malları ertelenebilirken; ekmek, süt, sebze ve et ertelenemiyor. Bu nedenle gıda fiyatlarındaki her artış, doğrudan ve sert biçimde hissediliyor.

Ayrıca market fiyatları, enflasyonun psikolojik boyutunu en iyi yansıtan alanlardan biri. Tüketici, fiyat etiketlerini sık sık görüyor, karşılaştırıyor ve hafızasında tutuyor. Geçen yıl 1 avroya alınan bir ürünün bugün 1,5 avro olması, resmi istatistiklerde küçük bir artış gibi görünse bile, gündelik hayatta güçlü bir etki yaratıyor.

2026 beklentilerinin arka planı

Avrupalıların 2026’da market fiyatlarının daha hızlı artmasını beklemesinin ardında birden fazla yapısal neden bulunuyor. Bunların başında tarım ve gıda sektöründeki maliyet baskıları geliyor. İklim değişikliğinin etkisiyle artan kuraklık, sel ve aşırı hava olayları, tarımsal üretimde belirsizliği artırıyor. Özellikle Akdeniz kuşağındaki ülkelerde rekolte dalgalanmaları, gıda arzını kırılgan hale getiriyor.

Enerji fiyatları da bir diğer önemli faktör. Her ne kadar 2022–2023 dönemindeki sert şoklar geride kalmış olsa da enerji piyasaları hâlâ jeopolitik risklere son derece duyarlı. Orta Doğu’daki gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel enerji dönüşümünün yarattığı geçiş maliyetleri, gıda üretimi ve taşımacılığı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Buna ek olarak, işgücü maliyetleri Avrupa genelinde yükseliyor. Asgari ücret artışları, sendikal kazanımlar ve yaşlanan nüfus nedeniyle tarım ve gıda sektöründe işçi bulmanın zorlaşması, maliyetleri yukarı çekiyor. Bu maliyetlerin önemli bir kısmı da nihai olarak tüketici fiyatlarına yansıyor.

Enflasyon beklentileri neden kolay kırılmıyor?

Ekonomide beklentiler, en az gerçekleşen veriler kadar önemli. Tüketici bir kez “fiyatlar artmaya devam edecek” düşüncesine kapıldığında, bu algıyı değiştirmek oldukça zor. Avrupa’da son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon dönemi, geniş bir kesimde kalıcı bir iz bıraktı.

Bu durum, davranışlara da yansıyor. Tüketiciler daha sık indirim arıyor, markadan markaya geçiyor, hatta bazı ürünleri stoklama eğilimi gösteriyor. Bu tür davranışlar ise firmaların fiyatlama stratejilerini etkileyerek, beklentilerin kendi kendini beslediği bir döngü yaratabiliyor.

Gelir artışı ile fiyat artışı arasındaki kopukluk

Avrupa’da nominal ücretler son dönemde artsa da birçok hane için bu artışlar geçmişteki fiyat şoklarını telafi etmekte yetersiz kaldı. Reel gelirlerdeki erime, tüketicinin satın alma gücünü zayıflattı. Bu nedenle market fiyatlarındaki olası yeni artışlar, haneler tarafından çok daha tehditkâr algılanıyor.

Özellikle orta ve düşük gelirli kesimler için gıda harcamalarının bütçe içindeki payı oldukça yüksek. Bu gruplar, fiyat artışlarına karşı daha hassas ve beklentileri daha kötümser. 2026’ya dair “daha hızlı artış” beklentisi, büyük ölçüde bu kesimlerin deneyimlerinden besleniyor.

Perakendeciler ve üreticiler ne diyor?

Perakende sektörü, tüketici algısının farkında. Birçok büyük zincir, fiyat artışlarını sınırlamak için özel markalara ağırlık veriyor, tedarik zincirlerini kısaltıyor ve promosyon kampanyalarını artırıyor. Ancak sektör temsilcileri, maliyet baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını ve marjların ciddi biçimde daraldığını vurguluyor.

Üretici tarafında ise tablo daha karmaşık. Tarım girdilerindeki oynaklık, iklim riskleri ve finansman maliyetleri, 2026 için temkinli bir duruşu beraberinde getiriyor. Birçok üretici, fiyat istikrarının ancak uzun vadeli yapısal reformlarla sağlanabileceği görüşünde.

Politika yapıcılar için mesaj net

Avrupalıların market fiyatlarına ilişkin beklentileri, para politikasının ötesinde bir uyarı niteliği taşıyor. Enflasyonla mücadelede başarı, yalnızca manşet rakamları düşürmekle sınırlı kalmamalı; gıda gibi temel kalemlerde kalıcı bir rahatlama hissi yaratılmalı.

Bu da tarım politikalarından rekabet düzenlemelerine, enerji piyasalarından lojistik altyapısına kadar geniş bir alanda koordineli adımlar atılmasını gerektiriyor. Aksi halde, resmi enflasyon hedefleri tutsa bile, tüketicinin zihnindeki “pahalılık” duygusu yaşamaya devam edecek.

Sonuç: Rakamlar sakin, algı tedirgin

2026’ya yaklaşırken Avrupa ekonomisinde rakamlar görece sakin, ancak algılar hâlâ tedirgin. Avrupalıların çoğunun market fiyatlarının daha hızlı artacağını düşünmesi, geçmiş deneyimlerin ve yapısal sorunların doğal bir yansıması. Bu beklenti değişmediği sürece, enflasyonla mücadelede asıl sınavın istatistik tablolarında değil, market raflarının önünde verileceği açıkça görülüyor.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle