Zafer Özcivan
Editoryal
21 Şubat 2026

ABD’NİN DIŞ TİCARET AÇIĞI

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

ABD’NİN DIŞ TİCARET AÇIĞI

Küresel ekonomide dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde, dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ticaret verileri dikkatle izleniyor. Son açıklanan rakamlara göre ülkenin dış ticaret açığı 901 milyar dolara geriledi. Bu gelişme hem ABD ekonomisinin iç dinamikleri hem de küresel ticaret sistemi açısından önemli mesajlar içeriyor. Her ne kadar ABD uzun yıllardır kronik dış ticaret açığı veren bir ekonomi olsa da açığın bu seviyeye inmesi ekonomik politikaların etkisini, küresel talepteki değişimi ve ticaret ortaklarıyla ilişkilerin yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor.

Dış ticaret açığı, bir ülkenin ithalatının ihracatından fazla olması durumunda ortaya çıkıyor. ABD ekonomisi uzun süredir güçlü iç talep, yüksek tüketim eğilimi ve doların rezerv para birimi olması nedeniyle ithalata dayalı bir büyüme modeline sahip. Bu nedenle dış ticaret açığı ABD için yeni bir durum değil. Ancak açığın seviyesindeki değişimler, ekonomideki eğilimleri anlamak açısından kritik bir gösterge niteliği taşıyor.

Son dönemde açığın 901 milyar dolara düşmesinin birkaç temel nedeni bulunuyor. Öncelikle ABD’de iç talep büyümesinin önceki yıllara kıyasla daha dengeli bir seyir izlemesi, ithalat artış hızını sınırladı. Özellikle dayanıklı tüketim malları ve bazı sanayi ürünlerinde talep daha ölçülü artarken, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar da ithalat faturasını etkiledi. Bunun yanında, ABD’nin enerji üretiminde kaydettiği ilerleme ve enerji ihracatının artması dış ticaret dengesine olumlu katkı yaptı.

Bir diğer önemli faktör ise küresel ticarette yaşanan yeniden yapılanma süreci oldu. Pandemi sonrası dönemde tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, ülkeleri üretim ve ticaret stratejilerini yeniden gözden geçirmeye yöneltti. ABD de bu süreçte üretimi ülke içinde güçlendirmeyi hedefleyen politikalar uyguladı. Özellikle yarı iletkenler, ileri teknoloji ürünleri ve stratejik sektörlerde üretim kapasitesinin artırılması, ithalat bağımlılığını azaltmayı amaçladı.

ABD’nin dış ticaret açığındaki değişim, ihracat performansındaki gelişmelerle de yakından ilgili. Son yıllarda hizmet ihracatı ve teknoloji odaklı ürünler ABD ekonomisinin güçlü olduğu alanlar arasında yer alıyor. Yazılım, finansal hizmetler, dijital platformlar ve yüksek katma değerli ürünler ABD’nin küresel ticarette rekabet avantajını artırıyor. Bu alanlarda elde edilen gelirler, mal ticaretindeki açıkların bir kısmını dengeleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte dış ticaret açığının düşmesi her zaman ekonominin tamamen güçlendiği anlamına gelmeyebilir. Bazı durumlarda iç talepteki yavaşlama veya küresel ekonomideki durgunluk da ithalatı azaltarak açığın daralmasına neden olabilir. Bu nedenle söz konusu verilerin ekonomik büyüme, tüketim eğilimleri ve yatırım dinamikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Nitekim son dönemde küresel ekonomide büyüme hızının yavaşlaması ve ticaret hacmindeki sınırlı artış, birçok ülkenin dış ticaret verilerini etkilemiş durumda.

ABD’nin dış ticaret açığındaki gelişmeler, ülkenin en büyük ticaret ortaklarıyla ilişkilerini de gündeme getiriyor. Özellikle Çin, Avrupa Birliği ülkeleri ve Kuzey Amerika’daki ticaret ortakları ABD dış ticaretinde belirleyici rol oynuyor. Son yıllarda ticaret politikalarında korumacılığa yönelik adımlar, gümrük vergileri ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi gibi uygulamalar, ticaret dengelerinde yeni bir tablo oluşturdu. ABD yönetimi, üretimi ülke içine çekme ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda çeşitli teşvik programları uyguluyor.

Öte yandan doların küresel sistemdeki rolü de ABD dış ticaret açığını etkileyen önemli bir unsur. Doların güçlü olduğu dönemlerde ABD’nin ithalatı daha cazip hale gelirken, ihracatın rekabet gücü bir miktar azalabiliyor. Buna karşılık küresel yatırımcıların güvenli liman olarak doları tercih etmesi, ABD ekonomisine sürekli sermaye girişini destekliyor. Bu durum da ABD’nin dış ticaret açığını uzun yıllar boyunca finanse edebilmesini mümkün kılıyor.

Dış ticaret açığının 901 milyar dolara inmesi, ekonomik politika açısından da tartışmaları beraberinde getiriyor. Bazı ekonomistler, açığın düşmesinin ABD’nin üretim kapasitesinin güçlenmesi ve ticaret dengesinin kısmen iyileşmesi anlamına geldiğini savunurken; bazıları ise bu gelişmenin daha çok küresel ekonomik yavaşlamanın bir sonucu olabileceğini ifade ediyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ABD ekonomisinin büyüme performansı, sanayi üretimi ve ihracat verileri yakından izlenecek.

ABD’de sanayi politikalarının son yıllarda daha belirgin hale gelmesi de dikkat çekici bir gelişme. Özellikle ileri teknoloji, temiz enerji ve savunma sanayii gibi alanlarda yapılan yatırımlar, üretimin ülke içinde artırılmasını hedefliyor. Bu strateji, uzun vadede dış ticaret açığının daha sürdürülebilir bir seviyeye gelmesine katkı sağlayabilir. Ancak bu süreç zaman alacak ve küresel ticaret dengelerinin nasıl şekilleneceği belirleyici olacak.

Küresel ekonomi açısından bakıldığında, ABD’nin dış ticaret dengesi birçok ülke için de önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Çünkü ABD dünyanın en büyük tüketim pazarlarından biri ve birçok ülke ihracatının önemli bir kısmını bu ülkeye yapıyor. ABD’de talebin artması, dünya ticaret hacmini büyütürken; talepteki yavaşlama küresel ihracatçı ülkeleri doğrudan etkileyebiliyor.

Sonuç olarak ABD’nin dış ticaret açığının 901 milyar dolara gerilemesi hem iç ekonomik dinamikler hem de küresel ticaretteki değişimlerin bir yansıması olarak değerlendirilmeli. Bu gelişme, ABD ekonomisinin yeniden dengelenme sürecine girdiğini gösteren işaretlerden biri olabilir. Ancak dış ticaret açığı hâlâ oldukça yüksek bir seviyede bulunuyor ve bu durum ABD’nin küresel ticaret sistemindeki özel konumunun devam ettiğini ortaya koyuyor.

Önümüzdeki dönemde enerji piyasalarındaki gelişmeler, teknoloji ihracatı, tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması ve küresel büyüme eğilimleri ABD’nin dış ticaret dengesini belirleyen temel faktörler olacak. Bu nedenle açıklanacak yeni veriler, sadece ABD ekonomisinin değil, aynı zamanda dünya ekonomisinin gidişatı açısından da dikkatle izlenmeye devam edecek.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle