Köşe Yazısı 14 Temmuz 2026 03:00

ABD-İRAN GERİLİMİNİN YENİDEN BAŞLAMASI BRENT PETROL FİYATINI YÜKSELTTİ

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

ABD-İRAN GERİLİMİNİN YENİDEN BAŞLAMASI BRENT PETROL FİYATINI YÜKSELTTİ

Dünyanın herhangi bir yerinde savaş ya da gerilim yaşandığında bunun etkisi yalnızca o bölgeyle sınırlı kalmıyor. Özellikle petrol üreten ülkelerin bulunduğu Orta Doğu'da yaşanan her gelişme, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insanın cebini doğrudan etkiliyor. Son günlerde yeniden tırmanan ABD-İran gerilimi de bunun en açık örneklerinden biri oldu. Gerilimin artmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı yeniden yükselişe geçti. Petrol fiyatındaki bu artış ise başta akaryakıt olmak üzere ulaşım, üretim ve gıda fiyatlarına kadar uzanan geniş bir zinciri harekete geçirdi.

Peki, iki ülke arasındaki siyasi ve askeri gerilim neden petrol fiyatlarını bu kadar etkiliyor?

Bunun temel nedeni, İran'ın dünyanın önemli petrol üreticileri arasında yer alması ve dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın bu bölgede bulunmasıdır. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün önemli bir bölümü bu boğazdan geçmektedir. Eğer bölgede savaş riski artarsa veya petrol sevkiyatının aksayacağı düşünülürse piyasalar hemen tepki veriyor. Çünkü yatırımcılar gelecekte petrol arzının azalabileceğini düşünüyor. Talep aynı kalırken arzın azalacağı beklentisi ise fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Aslında petrol piyasaları yalnızca yaşanan olaylara değil, yaşanma ihtimali bulunan gelişmelere de tepki veriyor. Bir füze saldırısı, sert açıklamalar, askeri hareketlilik ya da yaptırım kararları bile petrol fiyatlarının birkaç saat içinde ciddi şekilde yükselmesine neden olabiliyor. Çünkü enerji piyasaları belirsizliği sevmez. En küçük risk bile fiyatlara yansıyor.

Brent petrol fiyatının yükselmesi ise sadece petrol şirketlerini ilgilendirmiyor. Çünkü Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler, ihtiyaç duydukları petrolün büyük bölümünü ithal ediyor. Petrolün pahalanması demek ithalat faturamızın büyümesi anlamına geliyor. Bu da cari açığın artmasına, döviz talebinin yükselmesine ve ekonomik dengelerin zorlanmasına yol açabiliyor.

Vatandaş açısından bakıldığında ise ilk hissedilen etki akaryakıt fiyatlarında görülüyor. Benzin, motorin ve LPG fiyatları uluslararası petrol fiyatlarına bağlı olarak değişiyor. Brent petrol yükseldiğinde pompaya gelen zamlar da kaçınılmaz hale geliyor. Aracını kullanan vatandaş daha fazla ödeme yapmak zorunda kalırken taşımacılık maliyetleri de artıyor.

Taşımacılık maliyetlerinin yükselmesi ise zincirleme bir etki oluşturuyor. Tarladan çıkan sebze ve meyve daha pahalı taşınıyor. Fabrikadan çıkan ürünün nakliye maliyeti artıyor. Market rafına ulaşan her ürün biraz daha pahalı hale geliyor. Sonuçta tüketici sadece benzine değil, ekmeğe, süte, ete, meyveye ve birçok temel ihtiyaca da daha fazla para ödemek zorunda kalıyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesi sanayi sektörünü de olumsuz etkiliyor. Çünkü birçok fabrikanın üretim maliyetlerinde enerji önemli bir yer tutuyor. Elektrik üretiminden plastik sanayisine, kimya sektöründen tekstile kadar pek çok alanda petrol türevleri kullanılıyor. Enerji maliyetleri arttıkça üreticiler de fiyatlarını yükseltmek zorunda kalıyor. Bu durum enflasyon üzerinde yeni baskılar oluşturuyor.

Öte yandan petrol fiyatlarındaki artış sadece Türkiye'nin değil, dünyanın ortak sorunu haline geliyor. Avrupa ülkeleri enerji maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle büyüme hızını kaybedebiliyor. ABD'de akaryakıt fiyatlarının yükselmesi tüketicinin harcamalarını azaltabiliyor. Gelişmekte olan ülkeler ise yüksek enerji faturaları nedeniyle daha fazla döviz harcamak zorunda kalıyor.

Ekonomistler, jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını belirleyen en önemli unsurlar arasında bulunduğunu söylüyor. Eğer ABD ile İran arasındaki gerilim daha da büyür, Hürmüz Boğazı'nda petrol taşımacığını etkileyecek gelişmeler yaşanır veya yeni yaptırımlar uygulanırsa Brent petrol fiyatlarında yeni yükselişler görülebilir. Buna karşılık tarafların diplomasi yolunu tercih etmesi halinde ise petrol fiyatları yeniden gerileyebilir.

Türkiye açısından bakıldığında enerji tasarrufu her zamankinden daha önemli hale geliyor. Yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, güneş ve rüzgâr enerjisinin yaygınlaştırılması, elektrikli araç kullanımının desteklenmesi ve enerji verimliliğinin artırılması uzun vadede dışa bağımlılığı azaltacaktır. Böylece uluslararası krizlerin ekonomimize verdiği zarar da daha sınırlı olacaktır.

Vatandaşların da enerji tüketiminde tasarruflu davranması büyük önem taşıyor. Gereksiz yakıt tüketiminin önlenmesi, toplu taşımanın tercih edilmesi, enerji verimli cihazların kullanılması hem aile bütçesine katkı sağlayacak hem de ülke ekonomisine destek olacaktır.

Sonuç olarak ABD-İran geriliminin yeniden tırmanması yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren siyasi bir mesele değildir. Bu gerilim petrol fiyatlarından döviz kurlarına, enflasyondan gıda fiyatlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri harekete geçirmektedir. Dünyanın küreselleştiği günümüzde binlerce kilometre ötede yaşanan bir kriz, Türkiye'deki vatandaşın cebini doğrudan etkileyebilmektedir.

Bu nedenle uluslararası gelişmeleri yalnızca haber bültenlerinde izlenen olaylar olarak görmek doğru değildir. Orta Doğu'da yükselen tansiyon, markette ödediğimiz faturaya, akaryakıt istasyonundaki pompaya ve mutfak masrafımıza kadar uzanan ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. Görünen o ki, bölgede kalıcı barış sağlanmadığı sürece petrol fiyatları dalgalanmaya devam edecek, dünya ekonomisi ise bu dalgalanmaların etkisini hissetmeyi sürdürecektir.

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları