Köşe Yazısı 19 Haziran 2026 03:00

ABD-İRAN ANLAŞMASI VE OLASI SONUÇLARI

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

ABD-İRAN ANLAŞMASI VE OLASI SONUÇLARI

Ortadoğu’da aylardır devam eden gerilim, dünya ekonomisini ve enerji piyasalarını derinden sarsarken, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile savaş riskini azaltacak ve Hürmüz Boğazı’ndaki krizi sona erdirecek bir ön anlaşmaya imza attığı yönündeki haberler uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Henüz nihai bir barış anlaşması olmasa da tarafların masaya oturması bile petrol piyasalarından finans sektörüne kadar birçok alanda olumlu beklentilerin oluşmasına neden oldu.

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her gerilim, yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar milyarlarca insanı etkiliyor. Çünkü küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümü bu dar su yolundan geçiyor. Boğazın kapanması ya da geçişlerin tehlikeye girmesi durumunda petrol fiyatlarının hızla yükselmesi, bunun da akaryakıt, ulaşım ve gıda fiyatlarına yansıması kaçınılmaz hale geliyor.

Bu nedenle Trump ile İran arasında imzalandığı belirtilen ön anlaşma, yalnızca diplomatik bir gelişme olarak değil, aynı zamanda küresel ekonomi açısından da kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.

ÖN ANLAŞMA NELERİ İÇERİYOR?

Diplomatik kaynaklardan gelen bilgilere göre ön anlaşmanın temel amacı çatışmaların durdurulması ve taraflar arasında güven ortamının yeniden oluşturulması.

Anlaşmanın ilk aşamasında karşılıklı saldırıların durdurulması hedefleniyor. Böylece hem askeri kayıpların önüne geçilmesi hem de bölgedeki tansiyonun düşürülmesi amaçlanıyor.

İkinci aşamada ise Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvence altına alınması planlanıyor. İran’ın boğazdaki gemi geçişlerine yönelik tehditlerini sonlandırması karşılığında bazı ekonomik ve diplomatik kolaylıkların gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Üçüncü aşamada taraflar arasında daha kapsamlı müzakerelerin başlatılması hedefleniyor. Bu görüşmelerde yaptırımlar, bölgesel güvenlik, enerji ticareti ve nükleer faaliyetler gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.

ANLAŞMA NASIL UYGULANACAK?

Bir ön anlaşmanın imzalanması tek başına sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Asıl önemli süreç bundan sonra başlayacak.

İlk olarak sahadaki askeri birliklerin anlaşma hükümlerine uyup uymadığı takip edilecek. Tarafların saldırıları gerçekten durdurup durdurmadığı uluslararası gözlemciler ve istihbarat raporları aracılığıyla izlenecek.

Daha sonra Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilerin güvenli geçişleri denetlenecek. Petrol tankerlerinin ve yük gemilerinin herhangi bir saldırı ya da engellemeyle karşılaşmadan seyahat edebilmesi anlaşmanın başarısının en önemli göstergelerinden biri olacak.

Bunun yanında diplomatik heyetler düzenli toplantılar yapacak. Anlaşmada ortaya çıkabilecek sorunların savaş yerine müzakere yoluyla çözülmesi amaçlanacak.

Uzmanlara göre uygulama sürecindeki en kritik unsur güven eksikliği olacak. Çünkü ABD ile İran arasında onlarca yıldır süren derin bir güvensizlik bulunuyor. Taraflardan birinin anlaşma şartlarını ihlal ettiği yönündeki iddialar süreci yeniden çıkmaza sokabilir.

PETROL PİYASALARI NEDEN SEVİNDİ?

Anlaşma haberlerinin ardından petrol fiyatlarında sert düşüşler yaşanmasının temel nedeni arz endişelerinin azalması oldu.

Yatırımcılar, Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağına ve petrol sevkiyatının kesintiye uğramayacağına inanmaya başladığında piyasalar rahatlıyor. Çünkü enerji arzının devam etmesi dünya ekonomisinin çarklarının dönmesi açısından büyük önem taşıyor.

Eğer anlaşma başarıyla uygulanırsa petrol fiyatlarında daha istikrarlı bir dönem görülebilir. Bu durum özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu bir gelişme anlamına geliyor.

Türkiye gibi petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bölümünü dışarıdan karşılayan ülkeler açısından da daha düşük enerji maliyetleri ekonomik açıdan önemli bir avantaj sağlayabilir.

TÜRKİYE İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye, Ortadoğu’daki her gerilimden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Bölgedeki savaş riski arttığında enerji maliyetleri yükseliyor, dış ticaret rotaları zarar görüyor ve finansal piyasalarda dalgalanmalar yaşanıyor.

Bu nedenle İran ile ABD arasında gerilimin azalması Türkiye açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Petrol fiyatlarının gerilemesi, akaryakıt maliyetlerinin kontrol altında tutulmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca küresel enflasyon baskılarının azalması da Türkiye ekonomisi açısından destekleyici bir unsur olabilir.

Öte yandan Türkiye'nin hem ABD hem de İran ile diplomatik ilişkiler yürütmesi, Ankara'nın bölgesel istikrar konusunda yapıcı rol üstlenmesine de imkan tanıyabilir.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE NELER BEKLENİYOR?

Uzmanlar ön anlaşmanın kalıcı barış anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Asıl sınav uygulama aşamasında verilecek.

Taraflar yükümlülüklerine bağlı kalır, diplomatik görüşmeler devam eder ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik sorunu çözülebilirse, dünya ekonomisi uzun süredir beklediği rahatlamayı yaşayabilir.

Ancak geçmişte benzer süreçlerin zaman zaman başarısızlıkla sonuçlandığı da unutulmuyor. Bu nedenle piyasalar ve hükümetler, iyimser olmakla birlikte temkinli davranmayı sürdürüyor.

Sonuç olarak Trump ile İran arasında imzalandığı belirtilen ön anlaşma, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, küresel enerji güvenliği ve dünya ekonomisinin geleceği açısından da son derece önemli bir gelişme olarak görülüyor. Anlaşmanın kâğıt üzerinde kalmayıp sahada uygulanması halinde, Ortadoğu’da uzun süredir özlenen istikrarın kapısı aralanabilir. Dünya şimdi gözlerini diplomasi masasına çevirmiş durumda.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları