Zafer Özcivan
Editoryal
4 Şubat 2026

2026 OCAK AYI TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

2026 OCAK AYI TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ

Ocak 2026 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri, Türkiye’de enflasyonun hız kestiğini ancak fiyat artışlarının gündelik hayat üzerindeki baskısının hâlâ çok güçlü olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Yıllık enflasyonun yüzde 30,65’e gerilemesi ilk bakışta olumlu bir tablo gibi görünse de aylık yüzde 4,84’lük artış ve temel harcama kalemlerindeki sert yükselişler, dezenflasyon sürecinin henüz toplumsal refaha yansımadığını gösteriyor.

Enflasyon düşüyor ama pahalılaşma bitmiyor. Bu ikili durum, Türkiye ekonomisinin son yıllarda sıkça karşılaştığı temel çelişkilerden biri hâline gelmiş durumda.

Yıllık Enflasyon Geriliyor, Aylık Artışlar Alarm Veriyor

Ocak 2026 itibarıyla TÜFE’de yıllık artış oranı yüzde 30,65 olarak gerçekleşti. Bu oran, Ocak 2025’teki yüzde 42,12 ve Ocak 2024’teki yüzde 64,86’lık seviyelere kıyasla belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Teknik olarak bakıldığında bu tablo, sıkı para politikası ve iç talepteki zayıflamanın fiyat artış hızını sınırladığını gösteriyor.

Ancak aylık veriler bu iyimser tabloyu gölgeliyor. TÜFE, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,84 arttı. Bu oran, Türkiye gibi yüksek enflasyon geçmişi olan bir ekonomi için hâlâ oldukça yüksek. Üstelik ocak ayları genellikle zam ayı olsa da bu düzeyde bir aylık artış fiyatlama davranışlarının tam olarak kırılmadığını düşündürüyor.

On iki aylık ortalamalara göre enflasyonun yüzde 33,98 olması da enflasyonun ekonomik karar alma süreçleri üzerindeki kalıcı etkisinin sürdüğünü gösteriyor. Kiralar, ücret pazarlıkları ve uzun vadeli sözleşmeler hâlâ yüksek enflasyon ortamına göre şekilleniyor.

Konut ve Gıda: Enflasyonun İki Ana Taşıyıcısı

Ocak 2026 verilerinde en dikkat çekici unsurlardan biri, konut ve gıda grubundaki artışların hem yıllık hem de aylık bazda enflasyonu sürüklemeye devam etmesi.

Konut Grubu: Yapışkan Enflasyonun Merkezi

Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda yıllık enflasyon yüzde 45,36 ile genel TÜFE’nin oldukça üzerinde gerçekleşti. Bu grubun yıllık enflasyona katkısı 6,74 puan oldu. Konut enflasyonu, Türkiye’de “yapışkan enflasyonun” en somut örneklerinden biri hâline gelmiş durumda.

Enerji maliyetleri, kira artışları ve bakım-onarım giderleri bu grubun fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor. Özellikle kira kanalı hem doğrudan konut grubunu hem de dolaylı olarak hizmet enflasyonunu besleyen temel bir unsur olmayı sürdürüyor.

Gıda: Hane halkının En Hassas Noktası

Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık artış yüzde 31,69, aylık artış ise dikkat çekici biçimde yüzde 6,59 olarak gerçekleşti. Bu grubun aylık enflasyona katkısı 1,61 puan ile tek başına toplam aylık artışın üçte birinden fazlasını oluşturdu.

Gıda fiyatlarındaki bu yükseliş, sadece mevsimsel etkilerle açıklanamayacak kadar yaygın. Endekste yer alan 174 alt sınıfın 157’sinde artış yaşanması, fiyat artışlarının genele yayıldığını gösteriyor. Bu durum, özellikle dar ve sabit gelirli haneler açısından enflasyonun “hissedilen” boyutunun resmî rakamların üzerinde algılanmasına neden oluyor.

Ulaştırma: Kur ve Enerji Bağlantısı Sürüyor

Ulaştırma grubunda yıllık artış yüzde 29,39, aylık artış ise yüzde 5,29 olarak kaydedildi. Ulaştırmanın genel enflasyona yıllık katkısı 4,64 puan, aylık katkısı ise 0,88 puan oldu.

Bu kalemdeki artışlar, döviz kuru geçişkenliği ve akaryakıt fiyatlarının hâlâ enflasyon dinamikleri içinde önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Ulaştırma maliyetleri sadece bireysel harcamaları değil, lojistik kanalıyla gıda ve sanayi ürünleri fiyatlarını da yukarı çekiyor.

Çekirdek Enflasyon Ne Söylüyor?

İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç hesaplanan Özel Kapsamlı TÜFE (B) göstergesi yıllık yüzde 30,11, aylık yüzde 4,22 arttı. Bu veri, enflasyonun sadece geçici veya oynak kalemlerden kaynaklanmadığını, fiyatlama davranışlarının geneline yayıldığını gösteriyor.

Diğer özel kapsamlı göstergelerin tamamında aylık artışların yüzde 4’ün üzerinde seyretmesi, çekirdek enflasyon baskısının hâlâ güçlü olduğunu teyit ediyor. Bu durum, para politikasının manevra alanını daraltan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Enflasyon Neden Hâlâ Yüksek Hissediliyor?

Ocak 2026 TÜFE verileri, enflasyonun teknik olarak düşüş eğiliminde olduğunu ancak ekonomik aktörler açısından hâlâ “yüksek” algılandığını gösteriyor. Bunun üç temel nedeni var:

  1. Aylık artışlar yüksek: Yıllık oran düşse bile, aylık yüzde 4–5 bandındaki artışlar fiyatların hızla yükselmeye devam ettiğini hissettiriyor.
  2. Zorunlu harcamalar pahalılaşıyor: Gıda, konut ve ulaştırma gibi vazgeçilmez kalemlerdeki artışlar, enflasyonu doğrudan hane halkının gündemine taşıyor.
  3. Ücret artışları geriden geliyor: Enflasyon düşerken ücretlerin aynı hızda güncellenmemesi, satın alma gücünde aşınmayı derinleştiriyor.

Genel Değerlendirme: Dezenflasyon Var Ama Rahatlama Yok

Ocak 2026 TÜFE verileri, Türkiye ekonomisinde dezenflasyon sürecinin başladığını ancak bu sürecin henüz kalıcı bir rahatlama yaratmadığını ortaya koyuyor. Enflasyonun yönü aşağı doğru olsa da seviyesi ve aylık artış hızı hâlâ yüksek.

Önümüzdeki dönemde en kritik mesele, aylık enflasyonun yüzde 2–3 bandına kalıcı biçimde çekilip çekilemeyeceği olacak. Aksi hâlde yıllık oranlar düşse bile, hayat pahalılığı hissi toplumun geniş kesimleri için devam edecek.

Kısacası, enflasyon düşüyor ama pahalılaşma bitmiyor. Ocak 2026 verileri, bu gerçeği tüm çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kaynak: TÜİK

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle