2025 KASIM AYI DIŞ TİCARET ENDEKSLERİ
Türkiye ekonomisinin dış ticaret performansını ölçmede kritik göstergelerden biri olan dış ticaret haddi, 2025 yılı Kasım ayında belirgin bir iyileşmeye işaret etti. TÜİK verilerine göre, ihracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine oranlanmasıyla hesaplanan dış ticaret haddi, bir önceki yılın aynı ayında 84,8 seviyesindeyken, 8,0 puan artarak 92,8’e yükseldi. Bu artış, dış ticaret dengesinin fiyat kanalı üzerinden Türkiye lehine döndüğüne işaret eden önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Dış ticaret haddi, bir ülkenin ihraç ettiği mallar karşılığında ne kadar ithal mal satın alabildiğini gösteren temel bir refah göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu oranın yükselmesi, aynı miktar ihracatla daha fazla ithalat yapılabildiği anlamına geliyor. Dolayısıyla Kasım 2025 verisi, Türkiye’nin dış ticaretinde fiyatlar üzerinden görece bir kazanım sağlandığını ortaya koyuyor.
Fiyat Etkisi Ön Planda
Kasım ayında dış ticaret haddinde yaşanan iyileşmenin temelinde, ihracat birim değerlerindeki artışın ithalat birim değerlerine kıyasla daha güçlü seyretmesi yatıyor. Küresel emtia fiyatlarında yılın ikinci yarısında gözlenen görece yatay seyir, enerji fiyatlarının bir önceki yıla kıyasla daha dengeli görünümü ve navlun maliyetlerindeki normalleşme, ithalat birim değerlerindeki baskıyı sınırladı.
Buna karşılık, Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarına yaptığı ihracatta katma değeri görece yüksek ürünlerin payının artması, ihracat birim değer endeksini yukarı taşıyan unsurlar arasında yer aldı. Otomotiv, makine-teçhizat, savunma sanayi ve beyaz eşya gibi sektörlerde birim fiyatların korunabilmesi, dış ticaret haddindeki artışı destekledi.
2024 Kasım’a Göre Net İyileşme
2024 yılı Kasım ayında 84,8 seviyesinde bulunan dış ticaret haddinin bir yıl içinde 92,8’e yükselmesi, yaklaşık yüzde 9,4’lük göreli bir iyileşmeye işaret ediyor. Bu artış, sadece aylık dalgalanmalardan kaynaklanan geçici bir hareket olarak değil, aynı zamanda dış ticaret yapısında kısmi bir dengelenme eğilimi olarak da okunabilir.
Özellikle 2024 yılında yüksek ithalat maliyetleri ve zayıf dış talep koşulları nedeniyle baskı altında kalan dış ticaret haddi, 2025’in ikinci yarısında daha olumlu bir görünüm sergilemeye başladı. Kasım verisi, bu eğilimin güçlendiğini gösteren önemli bir eşik niteliği taşıyor.
Refah Göstergesi Olarak Dış Ticaret Haddi
Dış ticaret haddi, sadece dış ticaret dengesi açısından değil, ülke refahı açısından da yakından izlenen bir gösterge. Haddinin 100’ün altında olması, ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre daha düşük olduğunu gösterse de 92,8 seviyesi son yılların ortalamasına kıyasla daha olumlu bir tablo sunuyor.
Bu çerçevede Kasım 2025 verisi, Türkiye’nin ihracat gelirlerinin ithalat maliyetlerini karşılama gücünün arttığına işaret ediyor. Özellikle enerji ithalatına bağımlı bir ekonomi için bu tür iyileşmeler, cari denge üzerindeki baskının azalması açısından da önem taşıyor.
Sürdürülebilirlik Kritik
Bununla birlikte, dış ticaret haddindeki bu iyileşmenin kalıcı olup olmayacağı, önümüzdeki dönemde küresel emtia fiyatları, enerji maliyetleri ve ana ihracat pazarlarındaki talep koşullarına bağlı olacak. Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın sınırlı kalması veya jeopolitik risklerin yeniden artması durumunda, ithalat fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşması ihtimali göz ardı edilmemeli.
Öte yandan, ihracatta teknoloji düzeyi ve katma değeri yüksek ürünlerin payının artırılması, dış ticaret haddindeki iyileşmenin yapısal hale gelmesi açısından belirleyici olacak. Bu bağlamda sanayi politikaları, yatırım teşvikleri ve ihracat desteklerinin niteliği, önümüzdeki dönemde dış ticaret haddinin seyrini doğrudan etkileyecek unsurlar arasında yer alıyor.
Genel Değerlendirme
Kasım 2025 itibarıyla dış ticaret haddinin 92,8’e yükselmesi, Türkiye ekonomisi açısından olumlu ama temkinli okunması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Fiyatlar üzerinden elde edilen bu kazanım, dış ticaret ve cari denge açısından nefes aldırıcı bir etki yaratırken, kalıcı refah artışı için üretim ve ihracat yapısındaki dönüşümün hızlanması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.