Yarım Kalan Bir Manşet, Dinmeyen Bir Sızı: Suat Elibüyük...
Bazı vedalar vardır; ne zamanı bellidir ne de provası yapılmıştır. Hayat en olağan akışında, en sıradan telaşlarıyla devam ederken, ansızın çalan bir telefonla zaman durur. O bir saniyelik an, insanın göğsüne öylesine ağır bir taş gibi oturur ki, nefes alamazsınız.
Ankara’dan gelen o amansız haberin, o ani kalp krizinin üzerinden zaman geçse de, içimizdeki o ilk günkü yangın hiç sönmedi. Günler akıp gidiyor ama yokluğun o sağır edici, o buz gibi soğuk gerçeği her geçen gün yüzümüze biraz daha sert çarpıyor. Suat Elibüyük artık yok... Bu üç kelimenin taşıdığı o devasa boşluğu, o kahredici çaresizliği tarif etmeye dünyadaki hiçbir sözlük yetmiyor.
Suat Elibüyük... O sadece bir Genel Yayın Yönetmeni, sadece bir meslektaş değildi. O; onurun, zarafetin ve eğilip bükülmeyen sarsılmaz bir karakterin vücut bulmuş hâliydi. Kendi doğrularından, inandığı o temiz çizgiden bir milim bile sapmadan, rüzgârın nereden estiğine hiç aldırmadan yaşadı. Menfaatlerin ve hırsların kol gezdiği bir dünyada, o daima vicdanın ve adaletin tarafında, dimdik ayakta kaldı. Kalemiyle kimseyi incitmedi ama hakikati savunurken de hiç kimseden çekinmedi.
Şimdi geride tarifsiz bir hüzün ve omuzlarımızda taşıması çok ağır bir hasret bıraktı. İnsan en çok, hiç beklemediği bir anda yüzleştiği o "bir daha asla" gerçeğiyle savaşırken yoruluyor. Bir daha o tanıdık ses tonunu duyamayacak olmak... En karmaşık, en içinden çıkılmaz durumlarda bile etrafına yaydığı o bilgece sükûneti görememek... Masasının hep boş, telefonunun hep cevapsız kalacağını bilmek, insanın boğazına cam kırıkları gibi batıyor.
Ölüm her canlı için kaçınılmaz bir son, evet. Ancak hayatını böylesine dik bir duruşla, böylesine tertemiz bir isimle yaşayan insanların ardından kopan fırtına çok daha büyük oluyor. O, ardında ne bir keşkeler yığını ne de eğilmiş bir baş bıraktı. O, ismini duyan herkesin içinden derin bir "Ah" çekip, "Ne güzel, ne dürüst insandı..." diyeceği eşsiz bir miras bıraktı hepimize.
Kederli ailesinin, canından çok sevdiklerinin o tarifsiz acısını yüreğimizin en derininde paylaşıyoruz.
Bizler senin o vakur duruşunu, tertemiz kalbini ve bu yalan dünyaya bıraktığın o onurlu izi hiçbir zaman unutmayacağız. Gittiğin o sonsuzluk yurdunda mekânın cennet bahçeleri olsun Suat Elibüyük...