Suat Elibüyük
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 2026 Türkiye Ekonomisi ve Dış Ticaret: Kritik Bir Yılın Eşiğinde

2026 Türkiye Ekonomisi ve Dış Ticaret: Kritik Bir Yılın Eşiğinde

featured

2025’i geride bırakırken Türkiye ekonomisi ve dış ticareti, tarihin bize verdiği dersleri bir kez daha hatırlattı. Yıl boyunca enflasyonun toplumun her kesimini derinden sarstığı, döviz kurlarındaki dalgalanmaların ihracatçı ve ithalatçıyı ayrı ayrı zorladığı bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Üretimden kaçış, yalnızca küçük ve orta ölçekli işletmeleri değil, uzun vadeli kalkınma hedeflerini de tehdit etti. Beton ve inşaat odaklı büyüme politikaları, üretim ve teknoloji yatırımlarını geri plana itti. Rakamlar büyüme gösterse de, sahadaki gerçek üretim kapasitesi eriyor ve bu da geleceğe dair ciddi uyarılar veriyor.

Dış ticaret cephesinde ise tablo daha karmaşık. AB, hâlâ Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olmasına rağmen siyasi gerilimler ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler ihracatımızı yavaşlatıyor. Çin, ucuz maliyet avantajı ve teknolojik yatırımlarla rekabeti artırıyor; ABD ile ilişkilerde ani politika değişiklikleri ve yüksek faizler, ihracatçıyı sürekli olarak yeni sınavlarla karşı karşıya bırakıyor. Türk firmalarının stratejik planlama eksikliği, bu küresel dalgalanmalarda ne kadar savunmasız olduğumuzu gözler önüne seriyor.

2026 ise Türkiye için kırılma noktası olacak. Sadece ihracatı artırmak yetmeyecek; üretim gücünü, teknoloji kapasitesini ve inovasyonu güçlendirmek zorundayız. AB’ye ihracatta serbest ticaret ve teknoloji ortaklıklarını derinleştirmek, Çin ile fiyat odaklı rekabette akıllı stratejiler geliştirmek, ABD ile diplomatik ve ekonomik ilişkileri doğru yönetmek kaçınılmaz. Devlet politikaları ile özel sektörün uyumlu çalışması, bu sürecin en kritik ayağı olacak.

Eleştirel bakışla söylemek gerekirse, 2025’te sadece “büyüme rakamları” ile övünürken, gerçek üretim kapasitesinin gerilediğini ve ihracatın kısa vadeli dalgalanmalara bağımlı olduğunu gördük. Eğer 2026’da bu açığı kapatmazsak, dış ticaret yalnızca kısa vadeli fırsatlarla sınırlı kalacak, küresel rekabette kayıplar yaşamaya devam edeceğiz.

Sorular açık ve yanıtlar kritik: AB’ye odaklanmalı mıyız, yoksa Çin’in fiyat avantajına karşı stratejiler mi geliştirmeliyiz? ABD ile ilişkilerde diplomasi ve ticareti birlikte mi yürütmeliyiz yoksa önceliği birine mi vermeliyiz? Türkiye’nin alacağı kararlar, ekonomimizin yönünü belirleyecek. Üretim ve inovasyon hamlelerini ne kadar hızlı hayata geçirebileceğimiz, küresel rekabetteki gücümüzü tayin edecek.

Bu noktada herkesin sorumluluğu büyük: Devlet politikaları, özel sektörün stratejik adımları ve girişimcilerin risk alıp yeni alanlara yatırım yapması, Türkiye’nin 2026’yı nasıl geçireceğini belirleyecek. Sadece rakamlara değil, sahadaki üretime, teknolojiye ve inovasyona bakmalıyız.

2025’in bize gösterdiği bir gerçek var: Türkiye, dış ticaret ve ekonomi politikasını sadece rakamlarla değil, sahadaki üretim kapasitesi, inovasyon ve stratejik planlama ile güçlendirmek zorunda. Yoksa AB, Çin, ABD gibi küresel oyuncular karşısında sürekli savunma yapmak zorunda kalacağız.

Bu yıl, fikirleriniz ve yorumlarınız, geleceğe dair tartışmamızın başlangıcı olacak. Sizce Türkiye hangi hamleleri öncelikli yapmalı? AB, Çin, ABD… hangi cephede daha güçlü olmalı? Üretim ve inovasyonu artırmak, diplomasi ve ihracatta strateji geliştirmek… Hangi adım önce gelmeli?

2026 kapıda. Türkiye küresel rekabette strateji geliştirebilecek mi, yoksa dış şoklara karşı savunmasız mı kalacak? Yanıtı hep birlikte belirleyeceğiz. Ama unutmayalım: Sadece konuşmak yetmez; üretmek, planlamak, risk almak ve yatırım yapmak gerekiyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. Güzel yorum
    Etkileyici program
    Bilgi düzeyi yüksek
    Aydinatici bir program olmuş herhesin
    Eline emeğine sağlık başarılar

    • Baki Bey,
      Nazik ve motive edici yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Bilgi paylaşımının değer gördüğü böyle geri dönüşler, hem yaptığımız işe güç katıyor hem de daha iyisini sunmak için bize ilham veriyor. Amacımız; doğru analizlerle, sahadaki gerçekleri yansıtarak, okuyucularımıza en güncel ve aydınlatıcı bilgileri ulaştırmak.

      Desteğiniz ve kıymetli katkınız için tekrar teşekkür ederim.
      Yeni programlarda ve köşe yazılarında görüşmek dileğiyle.
      Saygılarımla.

  2. Başarılar…

  3. Köse yazılarınızı büyük ilgiyle okuyoruz.Tarafsız bir şekilde yazıyorsunuz.Medyabir Haber Ajansına başarılar dileriz.

    • 29 Kasım 2025, 19:52

      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Tarafsız, doğru ve güvenilir habercilik anlayışımızdan ödün vermeden; Türk dünyasının sesini daha güçlü duyurmak için çalışmaya devam edeceğiz.

      Medyabir Haber Ajansı ailesi olarak desteğiniz bize güç veriyor.

Giriş Yap

Medyabir Haber Ajansı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!