Türkiye yıllar önce büyük bir iddia ortaya koydu: 500 milyar dolar ihracat.
Bu hedef yalnızca bir ekonomik büyüklük değil, aynı zamanda bir vizyon beyanıydı. Üretimde, sanayide, dış ticarette ve küresel rekabette Türkiye’nin hangi ligde oynamak istediğinin ilanıydı.
Ancak bugün geldiğimiz noktada bu hedefe ulaşılamadığı gibi, asıl dikkat çekici olan başka bir durum var:
Neden tutturulamadığı neredeyse hiç konuşulmadı.
1. Hedef Vardı, Yol Haritası Yoktu
500 milyar dolar, güçlü bir slogandı. Ama hedef tek başına yetmez.
Hangi sektörler taşıyıcı olacak?
Hangi pazarlarda derinleşilecekti?
Katma değer oranı nasıl artırılacaktı?
Bu soruların net ve bağlayıcı cevapları hiçbir zaman kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmadı. Hedef vardı ama hesabı yapılmış bir plan yoktu.
2. Nicelik Konuşuldu, Nitelik Iskalandı
Yıllarca ihracat artışı tonaj ve dolar bazında konuşuldu.
Oysa gözden kaçan şuydu: Türkiye ihracatı büyürken ithalata bağımlı bir yapı derinleşti.
Düşük ve orta teknoloji ağırlığı
Yüksek ara malı ithalatı
Düşük kâr marjları
Bu yapı ile ihracat arttı ama katma değer yerinde saydı. 500 milyar dolarlık ihracat hedefi, bu nedenle matematiksel olarak bile zorlaştı.
3. Sürdürülebilirlik Gündeme Hiç Alınmadı
İhracat kısa vadeli teşviklerle, geçici kur avantajlarıyla ayakta tutulmaya çalışıldı.
Kalıcı rekabet gücü yerine geçici fiyat avantajı tercih edildi.
Kur normale döndüğünde ya da maliyetler arttığında:
Pazarlar kaybedildi
Siparişler başka ülkelere kaydı
Firmalar ihracattan çekildi
Sürdürülebilir olmayan ihracat, hedefi değil algıyı büyüttü.
4. İhracatçı Sayısı Arttı Ama İhracatçı Niteliği Artmadı
Resmî rakamlara bakıldığında ihracatçı firma sayısı arttı. Ancak bu artışın büyük bölümü:
Düzensiz
Süreksiz
Düşük hacimli
firmalardan oluştu. Birkaç büyük firma toplam ihracatın önemli kısmını taşırken, tabana yayılan güçlü ve kalıcı bir ihracatçı ekosistemi oluşturulamadı.
5. Lojistik, Gümrük ve Finansman Gerçekleri Göz Ardı Edildi
500 milyar dolarlık ihracat; sadece üretimle olmaz.
Lojistik maliyetleri
Gümrük süreçleri
Finansmana erişim
İhracat sigortası ve risk yönetimi
bu hedefin asli bileşenleridir. Ancak sahada yaşanan sorunlar, masa başında çoğu zaman görünmedi. Sonuçta ihracatçı yüksek maliyet – yüksek risk sarmalında bırakıldı.
6. En Kritik Soru: Neden Üzerine Konuşulmadı?
Belki de en önemli mesele budur.
Çünkü konuşmak, yüzleşmeyi gerektirir.
Yanlış politikaları
Eksik planlamayı
Zihniyet problemini
tartışmak yerine, hedef sessizce rafa kaldırıldı. Yeni rakamlar, yeni sloganlar konuşuldu ama eski hedefin neden tutmadığı analiz edilmedi.
Oysa analiz edilmeden:
Yeni hedefler gerçekçi olmaz
Aynı hatalar tekrar eder
Güven kaybı derinleşir
Hedef Büyüklüğü Değil, Ciddiyeti Eksikti
500 milyar dolar ihracat hedefi hayal değildi.
Ama bu hedef:
Siyasi slogan olarak kaldı
Ekonomik stratejiye dönüşemedi
Sahada karşılık bulamadı
En büyük kayıp ise rakam değil, hesap sorulmayan bir hedef kültürünün yerleşmiş olmasıdır.
Eğer bugün hâlâ ihracatı konuşuyorsak, önce şu soruya dürüstçe cevap vermeliyiz:
“Biz hedef koymayı mı seviyoruz, yoksa hedefe yürümeyi mi?”
Bu soruya cevap verilmeden, hangi rakam telaffuz edilirse edilsin, sonuç değişmeyecektir.