İhracat Artıyor, İthalat Neden Peşinden Geliyor?
Türkiye’de ihracat rakamları her açıklandığında doğal bir beklenti oluşuyor:
“İthalat düşecek, dış ticaret dengelenecek.”
Ama tablo tam tersini gösteriyor.
İhracat arttıkça ithalat da artıyor. Bu bir tesadüf değil, bir üretim modelinin sonucu.
Türkiye ithalatı azaltamadığı için değil, yanlış yerden azaltmaya çalıştığı için bu döngüden çıkamıyor.
Sorun, ithalatı nihai ürün üzerinden okumak. Oysa Türkiye’nin ithalatının büyük bölümü tüketim değil, üretim ithalatı. Ara malı, hammadde, enerji ve teknoloji… Yani ihracatın ön koşulu. Bu kalemleri ikame etmeden yapılan her ihracat hamlesi, beraberinde yeni bir ithalat ihtiyacı doğuruyor.
Bu yüzden Türkiye ihracat yaptıkça ithalat yapıyor.
Bir diğer mesele ölçek. Türkiye’de üretim var ama yeterli ölçekte değil. Yerli üretim maliyet avantajı sağlayamadığı için ithal ürün hâlâ tercih ediliyor. İhracat artıyor ama içeride ikame oluşmuyor.
Finansman yapısı da bu döngüyü besliyor. İhracata dönük üretim kısa vadeli çalışıyor. Hızlı sipariş, hızlı teslimat, düşük marj… Oysa ithalatı ikame edecek yatırımlar uzun vadeli, sabır isteyen yatırımlar. Türkiye’de sanayici çoğu zaman uzun vadeli teknoloji yatırımı yerine mevcut kapasiteyi döndürmeye odaklanıyor. Bu da dışa bağımlılığı kalıcı hâle getiriyor.
İnsan kaynağı meselesi genelde arka planda kalıyor ama belirleyici. İhracat yapabilmek başka, ithalatı ikame edebilmek başka bir bilgi seti gerektirir. Mühendislik, tasarım, süreç geliştirme ve Ar-Ge güçlü değilse üretim yapılır ama teknoloji üretilemez. Türkiye bu noktada hâlâ yeterli derinliğe ulaşabilmiş değil.
Ve tüm bunların üzerinde bir strateji eksikliği var. Türkiye neyi ithal ettiği kadar, neyi neden ithal ettiğini de netleştiremiyor. Her ithalat kalemini ikame etmeye çalışmak, aslında hiçbirini tam ikame edememekle sonuçlanıyor. Stratejik alanlar belirlenmeden yapılan her hamle, kaynakların dağılmasına neden oluyor.
şu tablo çıkıyor:
İhracat artıyor, ithalat artıyor, dış ticaret açığı kapanmıyor.
Bu tablo ihracatın başarısız olduğunu değil, ihracatın yanlış bir yapının üzerine oturduğunu gösteriyor. Türkiye ihracat yapıyor ama ithalatı ikame eden bir ihracat yapamıyor.
İthalatı ikame etmek için önce ihracatı yeniden tanımlamak gerekiyor.
Daha çok satmayı değil, daha az ithalatla satmayı hedefleyen bir model kurmak şart.
Aksi halde her ihracat artışı, ithalatın habercisi olmaya devam eder.