Güç ve Bağımlılık Coğrafyası: Latin Amerika–ABD, Afrika–Avrupa, Kafkasya–Rusya ve Asya–Çin Ekseni Üzerinden Küresel Düzenin Anatomisi
Küresel siyaset ve ekonomi, yüzeyde bağımsız ulus-devletlerden oluşan bir yapı gibi görünse de derinde merkez–çevre ilişkileri, güç asimetrileri ve tarihsel bağımlılık ağları tarafından belirlenir. Latin Amerika’nın ABD için bir “arka bahçe” olarak görülmesi, bu yapının yalnızca bir örneğidir. Benzer biçimde Afrika–Avrupa, Kafkasya–Rusya ve Asya–Çin ilişkileri de jeopolitik nüfuz, ekonomik yönlendiricilik ve stratejik müdahale başlıkları altında aynı küresel mimarinin parçalarıdır.
Bu makale, söz konusu dört ekseni tarihsel kökenleri, ekonomik bağımlılık mekanizmaları, siyasi sonuçları ve örnek ülke deneyimleri üzerinden inceleyerek şu soruya yanıt arıyor:
“Bölgeler kendi kaderlerini mi yazıyor, yoksa büyük güçlerin nüfuz alanlarında mı yön buluyor?”
1. Latin Amerika ve ABD: Arka Bahçenin Uzun Yüzyılı
Latin Amerika’da ABD etkisinin zemini, 1823 tarihli Monroe Doktrini ile atıldı. “Amerika Amerikalılarındır” söylemi, zamanla Avrupa müdahalesine karşı bir savunma doktrininden çıkarak ABD’nin bölge üzerindeki hegemonik hak iddiasına dönüştü.
20.yüzyıl boyunca müdahaleci siyaset açık biçimde görüldü:
- Guatemala (1954): ABD destekli darbe ile seçilmiş hükümet devrildi.
- Şili (1973): Allende yönetiminin devrilmesi, ekonomik ve ideolojik müdahalenin sembolü oldu.
- Nikaragua ve Honduras: Paramiliter yapıların desteklenmesiyle iç istikrarsızlık üretildi.
- Küba: Ambargo ve izolasyon politikaları, siyasi baskının ekonomi üzerinden yeniden üretimiydi.
Ekonomik Bağımlılık Mekanizması
Latin Amerika ülkelerinin çoğu, uzun süre:
- hammadde ihracatına dayalı ekonomi,
- borçlanma döngüsü,
- çok uluslu şirketlerin yüksek kâr odaklı yatırımları
üzerinden Washington merkezli ekonomik yapıya bağlandı. Bu tablo, bağımlılık teorisini besleyen en güçlü pratiklerden biri oldu.
Örnek Ülke: Meksika
Meksika ekonomisinin önemli bölümü ABD pazarı ve NAFTA/USMCA ticaret sistemi ile entegre durumda. Bu durum:
- ihracat artışı ve üretim fırsatları sağlarken,
- dış şoklara duyarlılığı ve ekonomik kırılganlığı artırdı.
Meksika, bugün hem ABD’ye yakın olmanın avantajlarını yaşıyor hem de bağımlılık riskleriyle mücadele ediyor.
2. Afrika ve Avrupa: Sömürgecilikten Neo-Kolonyal Düzenlere
Afrika–Avrupa ilişkisinin kökeni, klasik sömürgecilik dönemine dayanır. Siyasal bağımsızlık süreçleri tamamlanmış olsa da ekonomik yapılar büyük ölçüde eski merkezlere bağlı kaldı.
Bağımlılık Bugün Nasıl İşliyor?
- hammadde merkezli ihracat modeli
- düşük katma değerli üretim yapısı
- borçlanma ekonomisi
- çok uluslu şirketlerin kaynak üzerine kurulu hakimiyeti
Bu mekanizmalar, kıtada neo-kolonyal bir ekonomik düzen oluşturuyor.
Örnek Ülke: Fransa–Batı Afrika İlişkisi
Batı Afrika’da bazı ülkelerde:
- para birimleri geçmişte Fransa’ya endeksli kaldı,
- güvenlik anlaşmaları, askeri üsler ve şirket yatırımları
- Fransa’nın siyasi ve ekonomik nüfuzunu pekiştirdi.
Bu model, yerel kalkınmayı güçlendirmek yerine, dış merkezli bağımlılığı sürdürdü. Buna tepki olarak Nijer, Mali ve Burkina Faso gibi ülkelerde yeni egemenlik ve yönelim tartışmaları yükseldi.
Örnek Ülke: Nijerya
Afrika’nın en büyük ekonomilerinden biri olmasına rağmen Nijerya:
- petrol ihracatına aşırı bağımlılık,
- rafineri ve sanayi eksikliği,
- gelir dağılımı eşitsizliği
nedeniyle kaynak zenginliği–yoksulluk paradoksunun tipik örneği haline geldi.
3. Kafkasya ve Rusya: Güvenlik Hinterlandının Siyaseti
Kafkasya, Rusya için tarihsel olarak bir güvenlik tamponu ve enerji kavşağı niteliği taşıdı. Bölgedeki çatışmalar, dondurulmuş krizler ve enerji hatları, Moskova’nın nüfuzunu pekiştiren başlıca araçlar oldu.
Nüfuzun Temel Araçları
- askeri üsler ve güvenlik anlaşmaları
- enerji bağımlılığı ve fiyat kontrolü
- siyasi elitlerle kurulan patronaj ilişkileri
Bu yapı, bölge ülkelerinde denge–bağımlılık ikilemini sürekli canlı tutuyor.
Örnek Ülke: Ermenistan
Ermenistan’ın dış politikası uzun süre:
- güvenlik açısından Rusya’ya bağımlılık,
- ekonomik ve askeri entegrasyon
üzerine kurulu kaldı. Ancak son yıllarda alternatif denge arayışları yükselirken, bu süreç aynı zamanda kırılganlıklar da üretiyor.
Örnek Ülke: Gürcistan
Gürcistan ise farklı bir yol izleyerek:
- Batı entegrasyonu,
- enerji ve ticarette çeşitlenme
politikası geliştirdi. Buna karşın Rusya ile yaşanan krizler, bölgenin jeopolitik baskı altında olduğunu hatırlatıyor.
4. Asya ve Çin: Üretim Merkezinden Jeopolitik Ağa
21.yüzyılda Asya’nın ekonomik dönüşümünde Çin, sanayi, finans ve altyapı odaklı bir merkez haline geldi. Kuşak–Yol Girişimi, kredi hatları ve büyük ölçekli proje yatırımları, birçok ülkeyi Çin merkezli bir üretim ve finans ekosistemine bağladı.
Bu Süreç Ne Üretiyor?
- yatırım ve altyapı fırsatları
- ticaret artışı
- ama aynı zamanda
- borç riski
- teknoloji ve tedarik bağımlılığı
- siyasi nüfuz transferi
Örnek Ülke: Pakistan
Çin–Pakistan Ekonomik Koridoru:
- liman, otoyol ve enerji yatırımları getirirken
- borç yükü ve ekonomik kırılganlık tartışmalarını da artırdı.
Pakistan deneyimi, Çin ile iş birliğinin hem kalkınma fırsatı hem stratejik bağımlılık üretebileceğini gösteriyor.
Örnek Ülke: Kamboçya ve Laos
Bu iki ülke:
- yüksek düzeyli altyapı yatırımı çekti
- fakat kamu borç yapıları hızla büyüdü
Sonuç olarak, finansman karşılığı siyasal ve diplomatik yakınlaşma zorunluluğu gündeme geldi.
Ortak Payda: Merkezler Ağ Kurar, Çevreler Denge Arar
Dört eksenin tamamında görülen temel gerçek şu cümlede özetlenebilir:
Üretim, finans, güvenlik ve ticaret ağını kim kuruyorsa; bağımlılık ilişkilerinin yönünü de o belirler.
Ancak tablo tek yönlü değildir. Son yıllarda:
- bölgesel örgütlenmeler
- yerli sanayi girişimleri
- alternatif ticaret kanalları
- toplumsal ve siyasal direnç hareketleri
merkez-çevre ilişkisine karşı yeni denge alanları üretmeye başladı.
Çok Kutuplu Fakat Hâlâ Asimetrik Bir Dünya
Dünya düzeni çok kutuplu görünüme yaklaşsa da güç dağılımı hâlâ asimetrik. Latin Amerika–ABD, Afrika–Avrupa, Kafkasya–Rusya ve Asya–Çin eksenleri, bu dengesizliğin farklı yüzleri.
Geleceği belirleyecek olan şey şudur:
- Bölgeler kendi kalkınma modellerini inşa edip bağımlılığı azaltabilecek mi?
- Yoksa tarihsel nüfuz alanlarının yeniden üretilen versiyonlarında mı kalacaklar?
Cevap, yalnızca büyük güçlerin stratejilerinde değil, bu coğrafyaların kendi ekonomik vizyonu, siyasi iradesi ve toplumsal talebinde saklı.