Dünya Gazeteciler Günü
Bulvar Gürültüsü mü, Hakikatin Bedeli mi?
Dünya Gazeteciler Günü, bir kutlama gününden çok daha fazlasıdır. Bu gün, gazeteciliğin hangi noktada durduğunu ve hangi noktada durması gerektiğini sorgulama günüdür. Çünkü gazetecilik, bugün dünyada ve Türkiye’de, hakikatin ağır sorumluluğu ile bulvar gürültüsünün cazibesi arasında sıkışmış durumdadır.
Bir yanda reyting, tıklanma ve sansasyon uğruna içi boşaltılmış bir medya dili; diğer yanda bedeli ne olursa olsun gerçeğin peşinden gitmeyi göze alan gerçek gazetecilik…
Gürültü Çağı: Bulvar Gazeteciliği
Bulvar gazeteciliği, haberin ruhunu değil, etkisini önemser. Başlık bağırır, içerik susar. Bilgi yerini algıya, araştırma yerini yoruma bırakır.
Bu anlayışta gazeteci, kamunun gözü ve kulağı olmaktan çıkar; gündemi köpürten bir figüre dönüşür.
Oysa gazetecilik, eğlendirmek için değil; bilgilendirmek, sorgulatmak ve hesap sormak için vardır.
Türkiye Gerçeği: Hakikatin Bedeli Vardır
Türkiye’nin yakın tarihi bize şunu açıkça göstermiştir:
Bu ülkede gerçek gazetecilik ve aydın duruş, çoğu zaman canla ödenen bir bedel taşır.
Bu topraklar;
- Abdi İpekçi’yi
- Uğur Mumcu’yu
- Çetin Emeç’i
- Metin Göktepe’yi
- Hrant Dink’i
gazetecilik yaptıkları için kaybetti.
Aynı şekilde;
- Ahmet Taner Kışlalı
- Bahriye Üçok
- Turan Dursun
- Muammer Aksoy
- Necip Hablemitoğlu
aydın kimlikleri, sorgulayıcı düşünceleri ve susmamaları nedeniyle hedef alındı.
Bu isimler farklı düşüncelere sahipti.
Ama ortak noktaları şuydu:
Güce değil, hakikate yaslanmaları.
Gazeteci ve Aydın Kimdir?
Gerçek gazeteci ve aydın;
- Güç merkezlerine yakın duran değil, onları denetleyendir
- Popüler olanı değil, toplum için gerekli olanı yazandır
- Bedeli olsa da susmamayı seçendir
Bu yüzden gerçek gazetecilik her zaman rahatsız edicidir.
Çünkü karanlığı rahatsız eder, konforu bozar, ezberi yıkar.
Dünya Gazeteciler Günü Bir Hatırlatmadır
Bu gün, sadece gazetecilerin değil;
hakikatin, basın özgürlüğünün ve toplumsal hafızanın günüdür.
Bulvar gazeteciliği günü kurtarır.
Gerçek gazetecilik tarihi yazar.
Abdi İpekçi’lerden Uğur Mumcu’ya,
Ahmet Taner Kışlalı’dan Bahriye Üçok’a uzanan bu miras, bugünün gazetecilerine açık bir çağrıdır:
Gazetecilik cesaret ister.
Hakikat çoğu zaman yalnız bırakır.
Ama tarih, doğru yerde duranları asla unutmaz.