Suat Elibüyük
Editoryal
1 Mart 2026

ABD Ekonomisi Üzerinden Okunan Operasyonlar

Yazar Suat Elibüyük
Tüm Arşivi Gör

ABD Ekonomisi Üzerinden Okunan Operasyonlar

Bugün dünya siyasetinde yaşanan askeri hamleleri yalnızca güvenlik perspektifinden değerlendirmek artık yeterli değil. Çünkü küresel güç mücadelesinin en kritik boyutu ekonomi. Özellikle de bu meseleye Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinin mevcut yapısı açısından bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

ABD uzun yıllardır dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak bu büyüklüğün önemli bir kısmı üretimden değil; finans, teknoloji ve doların küresel hakimiyetinden geliyor. Bir başka ifadeyle ABD ekonomisi artık sanayi gücünden çok finansal sistem ve küresel ticaret üzerindeki kontrolle ayakta duruyor.

İşte tam da bu noktada Çin faktörü devreye giriyor. Çünkü son 40 yılda üretim gücü, ihracat kapasitesi ve ticaret ağıyla hızla yükselen Çin, ABD’nin ekonomik üstünlüğünü doğrudan zorlayan bir aktöre dönüştü. Bugün birçok ülke için üretim merkezi Çin olurken, ABD ise daha çok finans ve teknoloji merkezli bir ekonomik yapı kurdu.

Ancak bu yapı kırılgan bir denge üzerine kurulu. ABD’nin yüksek borç yükü, bütçe açıkları ve üretimin önemli kısmının Asya’ya kaymış olması Washington’un küresel etkisini farklı yollarla koruma arayışına itiyor. Bu arayışın bir boyutu da askeri ve jeopolitik hamleler.

Çünkü küresel ekonomide üç kritik unsur var: enerji yolları, ticaret hatları ve finans sistemi. ABD bu üç alanın kontrolünü kaybetmek istemiyor. Özellikle deniz ticaret yolları ve stratejik bölgelerdeki askeri varlık, aslında ekonomik düzeni korumanın bir aracı olarak görülüyor.

Bugün Orta Doğu’daki askeri varlık, Asya-Pasifik’teki üsler veya farklı bölgelerdeki müdahaleler sadece güvenlik politikası değil; aynı zamanda küresel ticaretin ve dolar sisteminin devamı için yapılan hamleler olarak da değerlendiriliyor. Çünkü ABD için mesele yalnızca jeopolitik değil, doğrudan ekonomik liderlik meselesi.

Öte yandan Çin farklı bir strateji izliyor. Askeri müdahalelerden çok liman yatırımları, demiryolu projeleri, enerji anlaşmaları ve ticaret ağları üzerinden küresel etki alanını büyütmeye çalışıyor. Bu durum ABD açısından ciddi bir rekabet anlamına geliyor. Çünkü ekonomik nüfuz arttıkça siyasi ve stratejik güç de artıyor.

Bugün birçok uzman şu soruyu soruyor: ABD’nin farklı bölgelerdeki operasyonları aslında küresel ekonomik düzeni koruma çabası mı? Çünkü doların dünya ticaretindeki merkezi rolü zayıflarsa, bu durum ABD ekonomisini doğrudan etkileyebilir. Washington’un en büyük endişelerinden biri de tam olarak bu.

Kısacası mesele sadece askeri operasyonlar değil. Mesele küresel ekonomik sistemin geleceği. ABD mevcut düzeni korumaya çalışırken, Çin yeni bir ekonomik düzen kurma hedefiyle ilerliyor.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda dünya siyasetinde yaşanan krizleri anlamak için sadece savaşlara değil, ekonomiye bakmak gerekecek. Çünkü artık güç dengeleri tanklarla değil; üretim kapasitesi, ticaret ağları ve finans sistemiyle belirleniyor.

Ve görünen o ki küresel rekabetin asıl cephesi tam olarak burada şekilleniyor.

Suat Elibüyük

Medyabir Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni

Tüm Makaleleri Görüntüle