Suat Elibüyük
Editoryal
28 Ocak 2026

AB Serbest Ticaret Anlaşmaları KOBİ’ler İçin Ne Söylüyor?

Yazar Suat Elibüyük
Tüm Arşivi Gör

AB’nin Serbest Ticaret Anlaşmaları, KOBİ’ler için çoğu zaman büyük firmaların alanı gibi görülür. Oysa gerçek şu ki, bu anlaşmaların yarattığı risk ve fırsatlar en çok KOBİ’leri doğrudan etkiler. Büyük firmalar uyum maliyetlerini absorbe edebilirken, KOBİ’ler yanlış okunan bir mevzuat, eksik bir belge ya da hatalı bir menşe beyanı nedeniyle pazarı tamamen kaybedebilir. Bu nedenle KOBİ’lerin AB STA’larını teorik metinler olarak değil, günlük ticaretin parçası olarak okuması gerekir.

KOBİ’lerin ilk yapması gereken, AB STA’larını “bize rakip yaratan anlaşmalar” şeklinde değil, hangi pazarlara hangi kurallarla girileceğini gösteren bir yol haritası olarak görmektir. AB’nin STA imzaladığı ülkeler, belirli standartları kabul etmiş, ticaret altyapısı oturmuş ve kuralları net pazarlardır. Bu ülkeler, doğru ürün ve doğru hazırlıkla yaklaşıldığında KOBİ’ler için erişilebilir ve sürdürülebilir ihracat alanları yaratır.

KOBİ’ler için rekabet artık fiyat üzerinden değil, uyum seviyesi üzerinden şekillenmektedir. Ürünün kalitesi tek başına yeterli değildir; teknik mevzuata uygunluk, ürün güvenliği, etiketleme, ambalaj ve izlenebilirlik gibi konular satışın ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Bu nedenle KOBİ’lerin mevzuatı “son anda bakılacak bir detay” değil, üretim ve satış kararlarını etkileyen temel bir unsur olarak ele alması gerekir.

Gümrük Birliği, KOBİ’ler için hâlâ önemli bir avantajdır; ancak bu avantaj otomatik işlemez. Sınırda yaşanan gecikmelerin büyük bölümü, eksik veya hatalı belge yönetiminden kaynaklanır. Menşe beyanları, uygunluk belgeleri ve teknik dosyalar, satıştan sonra değil, satıştan önce hazır olmalıdır. Gümrük süreçlerini iyi yöneten KOBİ, fiyat dezavantajını dahi telafi edebilir.

AB STA’larını okurken en çok gözden kaçan konu menşe kurallarıdır. KOBİ’ler için menşe, yalnızca muhasebe ya da tedarikçi meselesi değildir; doğrudan pazara giriş hakkını belirleyen stratejik bir unsurdur. Yanlış menşe beyanı, sadece ceza riski değil, müşteri kaybı anlamına gelir. Bu nedenle tedarik zinciri, STA mantığına göre yeniden gözden geçirilmelidir.

AB’nin STA imzaladığı ülkeler, KOBİ’ler için sadece satış pazarı değil, aynı zamanda üretim ve tedarik ortağı olarak da düşünülmelidir. Doğru ülkeden yapılan girdi temini, menşe avantajı yaratabilir ve maliyetleri düşürebilir. Küçük ölçekli firmalar için bu yaklaşım, büyük yatırımlar yapmadan rekabet gücünü artırmanın en etkili yollarından biridir.

Son yıllarda AB STA’larının merkezine yerleşen yeşil dönüşüm konusu, KOBİ’ler için bir maliyet kalemi gibi algılansa da uzun vadede bir eleme kriteridir. Karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim ve çevresel raporlama, bugün olmasa bile çok yakın gelecekte pazara giriş şartı haline gelecektir. Bu süreci erken okuyan KOBİ’ler, geç kalanlara göre ciddi bir avantaj elde edecektir.

KOBİ’ler için en büyük hata, AB STA’larını “bize uzak, karmaşık ve büyük firmalara ait” bir alan olarak görmektir. Oysa bu anlaşmalar, doğru okunduğunda KOBİ’lerin ihracatını büyüten değil, ayakta tutan bir çerçeve sunar. Küresel ticarette artık kazananlar en büyükler değil; en hazırlıklı olanlardır.

Suat Elibüyük

Medyabir Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni

Tüm Makaleleri Görüntüle