Şahane Agahoğlu
Editoryal
15 Şubat 2026

Mikrofona Öfke Yakışmaz

Yazar Şahane Agahoğlu
Tüm Arşivi Gör

Elif… Dimdik duruş.

Vav… Eğilip kardeşini kucaklayış.

Bir millet ancak bu iki harfin sırrını kavradığında büyür: Hem onurlu olacak kadar dik, hem merhametli olacak kadar mütevazı.

HZ, Ali ( r.a) ın o büyük hâdisesi bunun en berrak misalidir. Savaş meydanında düşmanını alt etmişken mübarek yüzüne tükürülür. Öfke bir anlığına kalbini yoklar. Ama o, nefsine değil, hakikate kulak verir. “Eğer şimdi seni öldürürsem, Allah için değil, öfkem için yapmış olurum,” diyerek geri çekilir. İşte asalet budur. Güçlüyken affedebilmek… Haklıyken nefsini susturabilmek…

Bugün dönüp kendimize bakalım.

Milletin Meclisi… Orası sıradan bir salon değildir. Orası milletin duasının, iradesinin, emanetinin tecelli ettiği yerdir. 15 Temmuz gecesi bombalar atıldığında sadece taş duvarlar hedef alınmadı; milletin iradesi hedef alındı. O gece Meclis’e düşen her bomba, “Bu millet konuşmasın” demekti. Ama millet susturulamadı.

Peki bugün o kürsüden yükselen sözlere ne oluyor?

Birbirine Elif gibi doğrulukla bakması gerekenler, Vav gibi birleşmesi gerekenler; kimi zaman öfkeyle, kimi zaman ağır sözlerle konuşuyor. Daha da acısı, bize “kültürlü”, “aydın”, “elit” diye takdim edilen bazı kişilerin küfürlü mesajları ortalıkta dolaşıyor. Ekranlarda nezaket, mesajlarda hakaret… Mikrofon önünde zarafet, perde arkasında öfke… Türkiye’de Cumhurbaşkanının atadığı bakanlara saygı gösterilmeyerek, toplumsal nezaketin göz ardı edildiği anlar olabiliyor. Böyle bir durum, halk arasında kutuplaşmayı derinleştirir, birlik ruhunu zedeler ve düşmanların hoşuna gider.

Kültür, diplomanın çerçevesi değildir.

Kültür, dilin terbiyesidir.

Aydınlık, yüksek sesle konuşmak değil; karanlıkta bile edebini koruyabilmektir.

Bir toplumda küfür normalleşirse, çocuklarımız hangi dili öğrenecek? Meclis’te sözler sertleştikçe, sokakta kalpler yumuşayabilir mi? Eleştiri elbette haktır; hatta gereklidir. Ama eleştiri başka, hakaret başkadır. Hakaret, muhatabını değil, söyleyeni küçültür.

Biz ne zaman bu kadar öfkeye alıştık?

Ne zaman bağırmayı cesaret sandık?

Ne zaman küfrü özgürlük zannettik?…

Düşman en çok neye sevinir bilir misiniz?

Bir milletin kendi içinde birbirini incitmesine.

Sözle yaralamasına.

Nefsiyle hareket etmesine.

Bizim yolumuz temiz olmalı. Temiz söz, temiz niyet, temiz siyaset… Hz. Ali’nin meydanda gösterdiği iradeyi, biz de kelimelerimizde göstermeliyiz. Güçlü olmak, bağırmak değildir. Güçlü olmak, öfkeyi yutabilmektir.

Eğer gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü yarınlarını istiyorsak, önce dilimizi ıslah etmeliyiz. Çünkü kelime, kalbin aynasıdır. Ve bence kalp temiz olursa söz de temiz olur.

Bu arada ben kim miyim? Ben, putları reddeden

Hz. İbrahim’in yolundan gidenim.

Ben, adaleti ayakta tutmayı bir ibadet bilenim.

Ümmeti tek bir beden, vatanı ilâhî bir emanet görenim.

Sizler de böyle değil misiniz?

Eğer ümmet ve vatan bir bütünse,her bireyin omzundaki sorumluluk ağırdır, kutsaldır.

Çünkü bu çağda putlar artık taştan değil;sessiz, parlak ve aldatıcıdır.

Burada “put” derken ne bir heykeli,ne de bir şahsiyeti kastediyorum.

Put; Allah’ın yerine konan her şeydir.Para…Makam…Çıkar…Haz…Alkış…

Kalbi işgal eden, hakkın üzerini örten,ölçüyü bozan her şey birer puttur.

Putlar yüceltildikçe kalpler uyuşur.Uyuşan kalpler zulme alışır.

Zulüm sıradanlaşır,ihanet normalleşir,vicdan sessizliğe gömülür.

Benim uzun bir kervanım var.

Sahra yolundayım. Yolum uzun, gece soğuk, gündüz yakıcı.

Develerimin sırtı yüklü: Birinde dürüstlük var.

Birinde namus.Birinde adalet.

Birinde aşk. Birinde vatan için yanan ruhum.

Birinde cesaretim.

Ve birinde temiz bir dil var.

Ben bir sarvanım.Yüküm ağır ama onurlu.

Rüzgâr kum fırtınası gibi yüzüme çarpsa da kervanım durmaz.

Çünkü biliyorum:

Eleştiri haktır.Ama hak, haksızlığa dönüşmemelidir.

Söz, zehire dönüşmemelidir.Dil kirlenirse, kalp kararır.

Kalp kararırsa, yol kaybolur.Bizim yolumuz;

bağırarak değil, doğrularak yürünür. Küfürle değil, erdemle konuşulur.

Öfkeyle değil, adaletle taşınır.Hakikat sustuğunda vatan kanar,

millet susar.Ben bu yüzden konuşuyorum. Ben bu yüzden susmamayı,

ama kirlenmemeyi seçiyorum.

Şahane Agahoğlu

Gazeteci - Medyabir Haber Ajansı Azerbaycan Temsilcisi

Tüm Makaleleri Görüntüle