Uluslararası ilişkilerde algı ile gerçeklik çoğu zaman aynı çizgide ilerlemez. Özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti söz konusu olduğunda, meseleyi yalnızca “neden tanınmıyor?” sorusuna indirgemek, büyük resmi görmemek anlamına gelir. Diplomasi, bazen sessiz ama kararlı bir duruş, atılan imzalardan çok daha güçlü mesajlar taşır.
Bugün açık bir gerçek vardır: Türkiye’den sonra KKTC’ye en samimi, en istikrarlı ve en güçlü desteği veren ülkelerin başında Azerbaycan gelmektedir. Bu destek siyasi tavırlarda, uluslararası platformlardaki duruşta ve stratejik mesajlarda kendisini açıkça göstermektedir.
Sayın İlham Aliyev’in “Azerbaycan her zaman KKTC’nin yanındadır” sözü, süreklilik arz eden, köklü ve ilkesel bir devlet politikasının en net yansımasıdır. Bu yaklaşım derin bir tarihsel ve duygusal bağın ürünüdür.
Nitekim Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde atılan adımlar da bu iradeyi somutlaştırmaktadır. Şuşa’da düzenlenen zirvede KKTC bayrağının dalgalanması dünya kamuoyuna verilen güçlü ve sessiz bir mesajdı: “Biz biriz.”
O bayrak, milyonların yüreğinde dalgalandı. Çünkü o an, Karabağ ile Kıbrıs aynı hissiyatta buluştu.
Öte yandan KKTC nin dışişleri bakanı Sayın Tahsin Ertuğruloğlu’nun da ifade ettiği gibi Azerbaycan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımayacağını söylemesi, Bakü’nün meseleye yaklaşımındaki tutarlılığı açıkça ortaya koymaktadır. Bu adaletsizliğe karşı sergilenen ilkesel bir duruştur.
Çünkü Azerbaycan dış politikasını uluslararası hukuk, jeopolitik dengeler ve kendi milli çıkarları doğrultusunda şekillendirir. Özellikle Dağlık Karabağ sürecinden sonra egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkeleri, ülke için hayati bir hassasiyet haline gelmiştir. Bu nedenle atılan her adım, hesaplanmış ve stratejik bir çerçeveye oturur.
Günümüzde bazı çevrelerin dile getirdiği “Azerbaycan KKTC’yi desteklemiyor” iddiası, gerçeklikle örtüşmez. Aksine Azerbaycan, resmi tanıma adımı atmaksızın KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü artıran en önemli aktörlerden biridir. Diplomasi bazen açık imzalarla değil, net duruşlarla yazılır. GKRY i uzun yıllardır uluslararası alanda tek taraflı bir temsil iddiasıyla hareket ederek Kıbrıs Türklerini yok sayan bir politika izlemektedir. Avrupa Birliği üyeliğini de arkasına alarak uyguladığı siyasi baskı ve izolasyon çabaları aşikardır
Ancak Azerbaycan bu denklemi kabul etmemektedir.
Bakü yönetimi, Güney Kıbrıs’ın tüm adayı temsil ettiği iddiasını meşru görmez. Bu yaklaşım açık bir reddiyedir. Sessizdir ama nettir.
Aslında tablo açıktır:
Azerbaycan, KKTC’nin yanında durmaya devam ederken;
adaletsiz bir düzeni kabul etmez,dayatılan bir gerçekliği tanımaz,kardeşini yok sayan hiçbir anlayışı meşru görmez.
Hatırlatmakta fayda var KKTC haritada küçük olabilir, ama yürekte büyük bir vatandır. O topraklar; ambargolarla sınanmış, yalnız bırakılmaya çalışılmış ama asla diz çökmemiş bir halkın evidir. Orası sabrın, direnişin ve onurun yaşayan halidir.
Ve yine hatırlatmakta fayda var
Bazı kelimeler bir millete aittir ama tüm kardeşlerin dilinde aynı duyguyu taşır. “Yahşı” işte o kelimelerden biridir. Azerbaycan Türkçesinde “iyi”, “güzel”demektir. Ama bundan çok daha fazlasıdır: kalpten gelen bir takdir, içten verilen bir kıymet…
Bu yüzden biz bugün sadece “iyi” demiyoruz.
KKTC ile Azerbaycan’ın ilişkileri çok yahşı diyoruz.