Haritanın Altında Ne Var?
Uluslararası ilişkiler literatürü asırlar boyunca gücü tek bir cetvelle ölçtü: Toprak büyüklüğü, nüfus yoğunluğu ve orduların niceliği. Büyük devlet olmanın şifresi, haritalarda ne kadar geniş bir alanı boyayabildiğinizle doğru orantılıydı. Ancak 21. yüzyılın acımasız jeopolitik gerçekliği, bu klasik şablonu paramparça ediyor.
Bugün dünya, "akışların kontrolü" üzerinden yeniden şekilleniyor. Yeni çağın büyük savaşı toprak kazanmak için gibi görünse de; enerji, ticaret, veri ve lojistik koridorlarına hükmetmek için veriliyor.
Çünkü ecdadın asırlar önce Şam’ı, Bağdat’ı, Kudüs’ü ve Semerkant’ı birbirine bağlayan yolları güvenceye alırken bildiği o yalın gerçek, bugün küresel elitlerin de ana stratejisidir: Bir şehri fethetmek güçtür, fakat o şehre giden yolları yönetmek hakimiyettir.
Bugün dünyada yaşanan ve ilk bakışta birbirinden bağımsız görünen krizlerin hiçbiri tesadüfi değildir ki.hatlara baktığınızda her şey netleşiyor:
Ukrayna Savaşı: Karadeniz’in kontrolü, tahıl koridorları ve Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin merkez savaşıdır.
Kızıldeniz ve Babülmendep: Bölgesel bir çatışma gibi sunulan gerilim, aslında Süveyş Kanalı’nın işlerliğini ve Asya-Avrupa deniz ticaretinin ana damarını tıkama girişimidir.
Hürmüz Boğazı: Küresel enerji piyasalarının sinir ucudur
Tam bu noktada Güney Kafkasya sıradan bir coğrafya olmaktan çıkıp Avrasya'nın kalbi haline geliyor. Çin'in Kuşak ve Yol hamlesi, Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru'nun siyasi riskleri ve Süveyş’in kırılganlığı, gözleri Orta Koridor’a çevirmiştir.
Zengezur Koridoruna sadece birkaç kilometrelik bir asfalt veya demiryolu projesi olarak bakılırsa büyük cahillik olur. Zengezur; Hazar’dan Akdeniz’e uzanan yeni bir ekonomik eksen, Türk dünyasının coğrafi olarak kesintisiz kenetlenmesi ve Avrasya’nın gelecekteki nüfuz haritasının kimin eliyle çizileceğinin savaşıdır. Ve mesele yöndür
Ancak küresel güç mücadelesi sadece uydulardan görünen, gümrük kapıları olan meşru hatlardan ibaret değildir. Haritaların işaretlemediği, yerin altına gizlenmiş, karanlık lojistik ağları vardır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nda orduların kaderini demiryolları belirlediyse, bugünün asimetrik savaşlarında da bu görünmez koridorlar devletlerin istikrarını tehdit ediyor.
Özellikle Orta Doğu coğrafyasında terör örgütlerinin sığınakları, yasa dışı geçiş tünelleri ve kaçakçılık rotaları, küresel aktörlerin vekalet savaşları için inşa ettikleri "hibrit koridorlar"dır. Türkiye Cumhuriyeti, güney sınırlarında kurulmak istenen "terör koridorunu" askeri harekatlarıyla ve proaktif sınır stratejileriyle yararak bu kirli oyunun yeryüzündeki hatlarını kesmiştir.Bu ağlar medeniyetlerin merkezinde de sinsi birer jeopolitik silaha dönüştürülmektedir.
Bunun en çarpıcı örneği bugün Kudüs'te, Mescid-i Aksa çevresinde yaşanmaktadır. İsrail yönetiminin "arkeolojik kazı" maskesi altında yürüttüğü tünel faaliyetleri, bilimsel bir meraktan tamamen uzaktır. Yerin altını bir örümcek ağı gibi ören bu tüneller, kutsal mekanın fiziki ve tarihi zeminini oymaya yönelik siyasi ve teolojik bir stratejinin ürünüdür. Yerin üstündeki meşruiyet zeminini kaybetme korkusu yaşayanlar, yerin altından sinsi koridorlar açarak jeopolitik birer emrivaki üretmeye çalışmaktadır.
Büyük devlet olmanın ve sahada kalabilmenin yegane şartı, haritaya sıradan bir gözle bakmamak o haritanın üstünü de, altını da, arkasındaki niyetleri de aynı onda okuyabilmektir. Küresel güçlerin tüm bu lojistik hatları, tünelleri ve ekonomik ablukaları birer tuzak gibi tasarladığı bu yeni çağda, unutulmaması gereken çok daha üstün bir matematik vardır.
Bu dünyada yer altında kirli tüneller yaparak yer üstündeki ticareti engellemeye, hakikatin önünü kesmeye çalışanlar unutmasın ki: Kızıldeniz'i yarıp Musa'ya koridor açan irade,Haktır.
Tarih her zaman aynı değişmeyen yasayla hükmeder: Beşer harita üzerinde sinsi planlar yapar, yerin altına karanlık dehlizler kazar; fakat günün sonunda coğrafyanın da, tarihin de, kaderin de üstünde mutlak bir matematik vardır.
Bugün kirli zihniyyetleri için diplomatik ayak oyunları yapanlar, sınır boylarında terör tünelleriyle istikrarı boğmaya çalışanlar yerin altında saklanarak, görünmez hatlar kurarak yeryüzünün büyük akışına ve adaletine set çekemezler. Hürriyetin, adaletin ve hakikatin yolunu açık tutan Türkiye ve Azerbaycan gibi basiretli devletler tarihi yeniden yazacaktır.
Çünkü onlar ne kadar derin tuzaklar kurarlarsa kursunlar, göklerden gelen o sarsılmaz mizan her zaman yürürlüktedir:
"Onlar bir tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarını boşa çıkardı. Allah, tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır." (Âl-i İmrân, 54)