Özlem Tunç
Editoryal
28 Aralık 2025

2025 Gidiyor, Herkes Konuştu, Az Kişi Sorumluluk Aldı

Yazar Özlem Tunç
Tüm Arşivi Gör

2025’i kapatırken romantik cümleler kurmayacağım.

“Zor bir yıldı ama öğretti” demeye de niyetim yok.

Bazı yıllar öğretmez. Süründürür. 2025 de onlardan biriydi.

Bu yıl herkes konuştu. Herkes bir şey biliyordu, herkes haklıydı, herkes mağdurdu.

Ama iş; sorumluluk almaya, yüzleşmeye, elini taşın altına koymaya gelince…

Ortalık bir anda sessizleşti.

Toplum olarak hâlâ şunu ayırt edemedik

Bağırmak cesaret değildir!

Paylaşmak duyarlılık değildir!

Susmak ise olgunluk hiç değildir!

En Büyük Yorgunluk İse Güvensizlik

2025’in bana göre tek bir özeti var, İnsan yorgunluğu.

Ekonomik krizden, sistemden, siyasetten söz ediyoruz ya hep…

Asıl kriz başka yerde. İnsanların birbirine olan inancı çöktü.

Sözler ucuzladı…. Vaatler değersizleşti…..

“Yanındayım” cümlesi, en hızlı terk edilen cümle oldu.

Ve açık konuşayım:

Bu yıl en çok iyi niyet cezalandırıldı. En sessiz insanlar, en ağır yükü taşıdı.

Kadınlar, Çocuklar, Bağımlılık ve Görmezden Gelinenler

2025’te yine kadınlar güçlü olmak zorunda kaldı.

Yine çocuklar, büyüklere ait sorunların ortasında bırakıldı.

Yine bağımlılık, şiddet ve yalnızlık “özel hayat” denilerek sümen altı edildi.

Ama tarihe şu notu düşmek gerekir. Sorunlar büyümedi.

Görmezden gelme cesareti büyüdü.

Bu Yıl Bana Ne Öğretti?

Köşelerden yıllardır yazıyorum. Bazen alkışlandım, bazen hedef oldum.

Ama 2025 bana net birkaç şey öğrettiği de kesin

Herkesle yürünmez.        Herkesle susulmaz.        Herkesle aynı yere varılmaz.

Ve bir gerçek daha İnsan, en çok yalnızken netleşiyor.

o yüzden yaşadıklarınız dan mutluluk alanlarına yoğunlaşın hayat birçok değişkenle ilerliyor zaten

Eeee Mutluluk Meselesine Bir de Psikologca Bak Lazım

Çünkü mutluluk bir lüks değil. Doğru bakmayı öğrenen herkes için ulaşılabilir bir beceridir.

Alfred Adler bunu çok net söyler

“İNSANI BELİRLEYEN YAŞADIKLARI DEĞİL, YAŞADIKLARINA VERDİĞİ ANLAMDIR.”

Adler’e göre insan, geçmişinin mağduru değildir. Hayatına verdiği yönün sorumlusudur.

Bu yüzden mutluluk, başına ne geldiğiyle değil, o olayı hangi amaca bağladığınla ilgilidir.

Psikolojide buna YAŞAM STİLİ denir.

Aynı koşullarda yaşayan iki insanın bambaşka hayatlar kurabilmesinin nedeni budur.

Biri her şeyi gerekçe yapar, diğeri aynı şeyleri gelişim malzemesine çevirir.

Yani mutluluk, “kötü şeyler bittiğinde” gelen bir ödül değildir.

Kötü şeyler olurken bile anlam kurabilme becerisidir.

Ve 2026…

Ben 2026’ya doğru giderken, çok uzun bir süreden sonra ilk kez mutlulukla ilerliyorum.

Bu bir manifest değil.Bir telkin hiç değil.

Bu; 2025’in acılarını, reel mutluluklarla kapatabilmenin verdiği bir dinginlik.

Mutluyum çünkü her şey düzeldiği için değil

artık olayların beni nereye sürüklediğini değil,

benim olaylara hangi yönü verdiğimi bildiğim için.

Ve bunu, sadece kendim için değil, tüm dünya insanlığı için diliyorum.

Temennilerden çok yorulduk. 2026’ya bir uyarı bırakalım derim

Gerçekten dinlemeyeceksen konuşmayın

Sahip çıkmayacaksan söz vermeyin

Değişmeyeceksen şikâyet etmeyin

Vicdanı trend haline getirmeyin.

Bu yazı bir kapanış değil. Bu bir hatırlatma.

2025 bitti.Ama yüzleşmediklerimiz bitmedi.

Kalın sağlıcakla değil; kalın uyanık.

ve tabiki AŞK’la

Özlem Tunç

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle