İnanın, bazen şaşırıp kalıyorum. Memlekette hiç mi güzel şeyler olmuyor diye, çevrenize bakının, etrafınıza bakının, ama nafile… Türkiye’nin uçtuğunun ve yıldızının parladığının anons edildiği havuz medyasını “sürekli” takip eder izlerseniz, zaten sıkıntı yok. Ne gerilmeye ne de streslere gark olmaya gerek var. Her gün yeni güne başlarken, sabahın erken saatlerinde bir operasyon haberleriyle irkilmek… Gerçekten de artık tahammül sınırlarını zorlamaya başladı. İşin ilginç tarafı, bu ülkeyi sanki 23 yıldır CUMHURİYET HALK PARTİSİ yönetiyor algısının uyandırılması.
Bakıyorum da… Saçma sapan eleştiriler okumaya ve görmeye başladım… CHP yetersiz kalıyormuş… CHP muhalefet olarak zayıfmış… Yine başlandı, mışmış tekerlemeleri… Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı mitingler evet belki artık sıkmış olabilir ama, ne yapacak CHP? Eylem ve söylemin Türkiye’de hercümerç edildiği bir dönemde, CHP ne yapmalı? Sokaklara insanları mı çağırsın? O zaman bunun adı nümayiş oluyor… Sokakları belki de çetelerin ve terör örgütlerinin provokasyonuna bırakmış oluyorsunuz. Esas tartışmamız gereken, siyasal erkin, Türkiye’yi yönetilebilir ülke olmaktan çıkarmaya başlaması.
Aylardır Türkiye’de sosyo-ekonomik ve sosyo-politik olaylarda artış yaşanıyor ve bu olaylar için herhangi bir “acil eylem planı” adına siyasi iktidar kanadından bir hamle yok. Artık utanmamız ve yerin dibine girmemiz gerekiyor. Bu ülkede, hemen hemen her gün ya kadın cinayetleri işleniyor veya sinirlerine hâkim olamayan insan müsveddeleri, karşısındaki kişileri hayattan koparıyorlar. Bu olayların CHP ile ne ilgisi olabilir? Sosyal medyada o kadar akıl yoksunu yorumcuların haber altlarına yaptıkları yorumları okuyorum ki… Gerçekten de bu yorumları AK Parti’nin trolleri diye geçiştirmek doğru mu? İnsanlar, gerçeklik algılarını kaybetmişler. Çok basit bir gerçek var: Ülkeyi kim idare ediyorsa ülkedeki huzursuzluklardan da onlar sorumludur? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ne dendi: Ver yetkiyi gör etkiyi… E o zaman neden son günlerde yaşanan asayiş olayları baz alınarak gerekli düzenlemeler yapılmıyor?
İşte popülist iktidarlar hakikatleri perdelemekte pek mahirler. İnsanları günlerce suni vakalarla meşgul edip reelpolitik gerçeklerin üzerlerini örtmekteler.
Cumhuriyet Halk Partisi ile uğraşmak, CHP’yi hedef göstermek aslında, belirttiğim gibi stratejik bir taktik. Tüm gündemi ve olumsuzlukları CHP’ye mâl et, yaşanan kötülüklerin anasını CHP ilan et, oh ne güzel dünya! Türkiye’deki ana başlık sorunlar belli ama yıllardır kademeli bile olsa hükümetten bu sorunların çözümlenmesi için kritik adımlar göremedik. Eğitimden tutunda, işçi ölümlerinin önlenememesi, kadın cinayetlerine “DUR” denememesi, bunlar sizce kimlerin sorumluluğunda? Ama öte yandan toplumun “mukaddes duygularının” örselenmesi adına siyaset yapmaktan çekinmeyen bir siyasal erk…
Emekliler yılının, aile yılının, mütemadiyen dillendirildiği ülkemizde, ne emekliler yaşamlarından memnunlar ne de gençlerimizin hâl ve tavırları aile saadetleri adına umut vermekte. Gençlerimizin başıboşluklarını ilgililer görmüyor mu? Türkiye’de adaletsiz bir gelir ve servet dağlımı var, hanehalklarının gelirleri asgari bir yaşamı bile idame etmeye yetmiyor. Değerli okuyucular, gençlerin içinde bulundukları durum iki açıdan değerlendirilebilinir: Evet, artık her şeyden vazgeçmiş, başıboş bir hayat tarzında ne kendine ne ailesine ne de topluma faydası olabilecek bir kesim bunlar. Uyuşturucu bağımlılığından tutunda, alkol ve her türlü kötü alışkanlıkların pençesinde yarınlarını esir etmişler. Ama öte yandan, farkındalıkları üst düzeyde, ellerinden gelen çabayı sarf eden ama ne iş bulabilen ne de hayata tutunabilecek bir dal bulabilen, umutlarını şimdilik askıya almış gençlerimiz var: Ne istihdamda ne de eğitimde, kısaca ev gençleri.
Yine, eğitim çağında olup da okuması gereken çocuklarımız, acımasız vahşi kapitalist ekonominin dişlileri arasında, ya geleceklerinden oluyorlar ya da canlarından. Sefalet ücret düzeylerinde çalıştırılan “çocuk işçi” haberleri, artık gazetelerde sıradan, kanıksadığımız haber başlıklarından oldular. MESEM’DE (Meslek Edindirme Merkezi) hem eğitim hem de istihdam adı altında çocuklarımızın işbaşında “iş kazalarından” öldüklerini haber yapan gazete haberleri sıradanlaştı ve normalleşti. Hangi gazetede okuduğumu hatırlayamıyorum ama bu dönem gerçekten de “zenginin çok daha zengin”, “yoksulun daha dibi gördüğü” bir döneme “dönüştürüldü”. Haberlerde mikrofon uzatılan emeklilerimizin-yaşlılarımızın gözlerinin yaşlanarak, durumlarını yutkunarak anlatmalarından, hicap duymayacak var mı? Simit almakta bile zorlanan, belediye banklarına hapsolmuş emeklilerimiz. Bu ülke dinamizmini kaybediyor, hem gençler adına hem de diğer gruplar adına… Nedense “erken seçim” seçeneklerine kulaklarını tıkayanlar, asr-ı saadet içinde olduklarından, geleceğin de bir gün geleceğine kani olamıyorlar. Olsun, enseyi karatmayalım, gelecek de gelecek ve bu iktidar gidecek.

Erhan Bey, çok doğru tespitler yapmışsınız. Gerçekten de yazılarınız, günümüz siyaset ve toplum gündemini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Herkesin sizin yazılarınızı okuması gerektiğini düşünüyorum; çünkü ortaya koyduğunuz analizler, sadece olayları aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda derinlemesine düşünmemizi ve mevcut durumu doğru okumamızı sağlıyor. Bu tarz bilinçli ve özenli değerlendirmeler, ülke gündemini takip eden herkes için değerli bir rehber niteliğinde.