Amerika Birleşik Devletleri’nin başına buyruk siyaset izlemesi hem kendi çevresi itibariyle hem de bölgesel olarak risk taşımakta. Bugün, ABD’nin had ve hudut tanımayan dış siyaseti, sanırım artık AB bölgesinin de dikkatini çekti. Venezuela Devlet Başkanının derdest edilerek ABD’ye getirilmesi ve küstahça açıklamalarda bulunmaları... Amerika Birleşik Devletleri’nin haydut devlet şeklindeki operasyonları dünyada ciddi bir “güvenlik riskine” denk gelmektedir. Bugünlerde, bazı durumlara aymış olan AB ülkelerinin, riyakârlıkları da unutulacak türden değil. Bu bağlamda, uluslararası sistemi düzenleyen, organize eden, devletlerarası siyasalara yön veren üst örgütler de güvenirliklerini tartışma masasına getirmiş oldular. İsrail ve ABD’nin başlarına buyruk politika izlemeleri, kendilerince milli güvenliklerine tehdit oluşturan unsurlara askerî operasyon tertip etmeleri... Artık küresel düzeyde, hiçbir ülkenin sınır güvenliğinin garantide olmadığının ufak tefek işaretleridir.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın Grönland’ı ilhak etmeye tevessül edebilecek kadar küresel dengeleri görmezden gelmesi, Danimarka Başbakanının üst örgütleri tartışmaya açması... NATO... BM... Bu örgütler, artık hiçbir bağlamda inandırıcılıklarını sürdüremeyeceklerdir. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği katliamlarda bu üst örgütlerin; özellikle BM’nin, yine bu örgütte ağırlığı olan ülkelerin nasıl da kayıtsız kaldıklarını zaten tarih çoktan not etmiş vaziyette. Amerika Birleşik Devletleri’nin fütursuzca sergilediği hoyratça hareketlerin bir dur noktasının olmaması, bizzat Trump’ın uluslararası hukukun kendisini bağlamadığını ikrar etmesi, tüm bu devlet adamlığı titrine bağdaşmayan hâl ve tavırlar, dünyanın belli başlı aktörlerinin konumlarını gözden geçirmelerine vesile olmalıdır.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in Ortadoğu’da giriştikleri dizayn operasyonlarında, artık ulus olarak teyakkuzda olmak durumundayız. Bu emperyalist zihniyetlerin zaten, hedeflerinin ne demokrasi ne de insan hakları transferi olmadığını Irak’ta yaşanan acı deneyimler neticesinde öğrenmiş olduk. ABD ve İsrail’in İran’ı tehdit etmesi ve yakında bir operasyon düzenlenebilir “algısının” dünya kamuoyunun dikkatinde tutulması... Hedefte “ulus devletler” var. Suriye’de yaşanan, Irak’ta yaşananlar... Bu açıdan, milletçe- sadece devletçe değil- agâh olmak zorundayız. Duyargalarımızı sürekli açık tutmak durumundayız. Etrafımızın çepeçevre kuşatıldığı su götürmez bir gerçek: Zaten siyasi partilerin liderleri tarafından çok kere bu husus ikrar edildi. ULUS DEVLETİMİZE sahip çıkmak zorundayız. BAŞKA TÜRKİYE VE VATAN TOPRAĞI YOK.