Erhan Salman
Editoryal
6 Nisan 2026

Ortadoğu'da Kahır Çekmek Kader Değildir!

Yazar Erhan Salman
Tüm Arşivi Gör

Bazı konular üzerinde hassas olarak durmak zorundayız.

Emperyalist güç odaklarının İran’da çıkardıkları savaştan dolayı istim üzerinde olmak durumundayız. Hatta teyakkuz olmak durumundayız da.

Bölgemiz sıcak savaşlar ve çatışmalar yüzünden kaynar kazan misali…

Nereye baksanız… Alevler yükseliyor…

Bölgesel savaş ve çatışmalar içinde, yerel güç odakları da “vekâlet savaşlarının” bir unsuru olarak konuşlandıkları toprakları da riske atmakta.

Enerji faaliyetlerinin durma noktasına gelmesinden tutunda ulus devletler içinde durgunlukların gözlenebilmesi…

Emperyalist devletlerin, hatta kendileri bilakis şer odağı olan ülkeler ABD ve İSRAİL’İN, senelerdir bitmeyen heves ve hırsları yüzünden diğer ülkelerin hem refah payları hem de gönençleri, huzurları etkilenmekte.

Her şeyden önce…

Ne savaş hukuku var ne de ilke olarak ahlâki bir nizam var. Hegemonyaya sahip devletler sanki diğerleri yokmuş gibi saldırmakta ve bombalamakta.

Ne ki… İran “diğerleri” gibi teslim bayrağını açmadı… Burada bir şey daha önemli… Devletlerin olsun veya sade insanların aldıkları tavır ve tutumlar… Zaten küreselleşmenin belki de en yıkıcı sonuçlarından biri de mikromilliyetçilik ve mikrodincilik anlayışının zemin bularak, faaliyete geçmesidir. Bu bağlamda, İslam İşbirliği Konferansının bile kınama yapmaktan öteye geçememesi… Körfez ülkelerinin İran’a karşı bakış açıları ve tutumları; İran açısından da Körfez ülkeleri açısından da bölgede cereyan eden gelişmelerin daha çok “mezhepçilik” odağından sürdürülmesi ve buna mukabil düşman kamplarının inşa edilmesi…

Yıllardır… Ortadoğu coğrafyasında kan ve gözyaşının eksilmemesinin gerekçeleri arasında sadece cehaleti ve aklı geri plana iten davranış örüntülerini göremeyiz… İşte bu mezhepçilik, burada, devletleri ağaç kovuğu gibi oymakta.

Evet…

Cehalet ve aklı öteleyen tutum ve hareketler Arap toplumlarında, gelişememenin, yine 21.yy’da hâlen geri kalmış toplum olmanın görüntülerine neden olmakta. Bu bağlamda, senelerce emperyalist güçlerle işbirliği yapan bu toprakların otokrat liderlerinin, diktatörlük heveslisi akli melekelerini yitirmiş lider bozuntularının, ülkelerinin çıkarlarını gözetmeyen siyasetleri, az gelişmişliklerinin ve çekilen kahırların sebeplerindendir.

Fakat…

Uluslararası camianın Ortadoğu’da hiçbir zaman dürüst ve ilkeli davranmamalarından dolayı, özellikle ABD’nin çıkarları adına her türlü fenalık ve kötülükten de imtina etmeyeceği gerçekliği altında, bu bölgelerde her daim bölünmeler ve ayrıştırmalar kuvvetli siyasetler olarak desteklenmiştir.

Bu bağlamda…

Baktığımız zaman… İran düşer mi? İran yenilir mi? Ya da savaş daha ne zamana kadar devam eder sorunsalının, bölge devletleri açısından hiçbir faydası yoktur. Zaten bu haksız ve hukuksuz savaşın, bir devletin egemenliği altındaki topraklarının bombalanmasının biran önce sonlandırılması, içinde azıcık vicdan hasletini muhafaza edenler açısından kaçınılmazdır.

Hürmüz Boğazının kapatılması… Veya karşılıklı bombardımanlar… Enerji tedarikinin devamı ve güvenli şekilde sürdürülmesi… Enerji arz ve talep sürecinin sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi… Petrol ve doğalgaz gibi stratejik emtiaların fiyatlanmasında spekülasyonun devre dışı bırakılması… Makroekonomik dengeler… Arz ve talep dengesinin şaşmasından dolayı cari açık oluşabilmesi riskleri… İhracat faaliyetlerinin ertelenmesi… Daha bir sürü dünyevî telaşlar…

Önemli olan artık bir “uyanma” vaktinin geldiğidir… Bugün, İran’a gerçekleştirilen askerî operasyonlar indinde, Arap toplumlarının bir İspanya Başbakanı kadar bile ortaya tepki koyamamaları… Bunun üzerinde durup tartışmak gerekiyor. İslam dininin farklı fraksiyonlarca yorumlanması, Müslümanların senelerce içlerinde bir bölünmüşlüğe gark olmaları, kendi içlerinde ne bir huzur ne de bir barış tesis edememiş olmaları…

Bugün baktığımız zaman Türkiye Cumhuriyeti Devriminin, sağladığı ve elde ettiği “deneyim” diğer ülkelere gerçekten de bir örnek ve modeldir. İslam camiasının, bölünmüşlükten ve parçalanmışlıktan sıyrılarak, gerçek bir Müslüman bireyler olarak, emperyalizm karşısında vakur bir tavır alması elzemdir.   

  

Erhan Salman

Siyaset Bilimci / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle