MACARİSTAN’DA Orban yönetiminin “seçimle” işbaşından gitmesi, hem bizde yani ülkemizde hem de Avrupa’da büyük ilgi uyandırdı.
Her şeyden önce…
ORBAN dönemi açısından bakıldığında, tek adam ve tek parti idaresinin, ülkeleri despotizm rejimi altında yönetmeleri bağlamında iyi bir örnek idi.
Seçimle işbaşına gelenlerin, yine seçimle işbaşından gitmeyeceğine yönelik bir “kanı” tesis edilmişti. Gerçekten de ülkemizde de 24 yıldır tek bir parti tarafından yönetilmenin ve demokratik yaşamın iğdiş edildiğine yönelik çıkışların arttığı bir dönemde, bu seçimin sonucu önemlidir.
Bir kere artık… Küreselleşen dünyada, tek adam, tek parti gibi reflekslerin geniş halk kitleleri indinde teveccüh görmesi zor. Sosyal medyanın ve dijital platformların toplumların dimağlarında aştığı yeni ufuklar… Gerçekten de yeri geldiğinde sosyal medya ağlarında “vatandaş gazetecilik” faaliyetleriyle, olan-bitenin olduğu anda sosyal medya ağlarından insanların evlerinin içine kadar yansıması…
Adaletsizlik… Hukuksuzluk… Eşitsizlik… Bu dönemde insanlar daha fazla haykırır oldu. Bu bağlamda, Orban yönetiminin 16 yıllık sultasının bitmesi, seçimle yeni bir yönetimin işbaşına gelmiş olması, muhalefet yapanların “işi ciddiye aldıklarında” neler yapabileceklerinin de kanıtıdır.
Sanırım, muhalefet odakları Macar halkında umudu sürekli beslediler.
Bu bağlamda…
Türkiye’de siyaset kurumu açısından oluşturulmuş algı “olumsuz”. İnsanlar mutlu değiller. Her gün yeni bir güne başlarken, vatandaşlar TV ekranlarından CHP’li bir belediyeye operasyon haberiyle irkilmekteler. Şu da bir gerçek, kamuoyunun çoğunluğunda ve halkımızın kahir ekseriyetinde oluşturulmuş politik hava, bu operasyonların ve sürüncemede bırakılan davaların “siyasî” olduğu yönünde.
Bu paralellikten bakıldığında… Seçim ve sandık davranışlarının hâlen çok kıymetli olduğunu ifade edebiliriz.
****
Şu bir gerçek…
Türkiye’de medya sektöründen tutunda birçok stratejik alanlarda iktidarın güç konsolidasyonuna gittiği söylenebilir. Zaten yıllardır medya sektöründe oluşturulan ve zamanımızda artık pik noktasına gelen husus, havuz medyasının görevini çok iyi yaptığı yönündedir.
Tek adam, tek parti rejimleriyle karanlık bir ortamda yol almaya çabalayan toplumlarda, açık toplum değerlerinden de eser bırakılmaz. Sanat ayıplanır. Sanatsal faaliyetler kamu sağlığını ya da güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle ertelenir. Kapalı toplum reflekslerinin hâkim olduğu bu tipteki ülkelerde, halk yaşananları bir zaman sonra “kanıksar” hâle gelir.
Kapalı toplum ahlâkının hâkim olunduğu toplumlarda, en belirgin özellik, sorgulamamak, soru sormamak, itaat ve biat etmek, makbul yurttaş olmak vb. davranış örüntülerini sergilemektir. İşte bu açıdan, insanlarımızın ülkelerinde olan bitenler açısından duyargalarını her daim açık tutmaları elzemdir. Sadece ülkelerinden değil, çevrelerinden, yakın bölge ve ülkelerdeki değişim ile gelişimlerden haberdar olmaları, çağdaş modern demokratik toplum nizamının teşkili açısından gerekliliktir.
****
Seçimler ve demokratik refleksler, kapanan-içine kapanan toplumların- belki bir parça ayılmaları için de bir fırsattır. Şu bir gerçek, Türkiye’de her ne kadar iktidar tarafından uygulanan veya iktidar yanlısı medya organlarından yapılan propaganda “olumlu ve işlerin çok iyi” olduğu minvalinde ise de… Yazımın girişinde bahsettiğim üzere, sade, sıradan insanların yaşananları “alternatif kanallardan” farklı bir biçimde öğrenmeleri, veyahut gelişmelerin gerçeklik mahiyetini teyit edebilmeleri olanaklıdır.
Kapalı toplumdan, dolayısıyla sıkışmışlıktan ve karartılı günlerden, sorgulayan, soru soran, hesap soran, hakkını arayan, vatandaşlık haklarını bilen modern bir birey olmaya giden yollar; kapalı toplum içinde “taşlarla” döşenmiştir. Ama, burada önemli olan yılmadan, durmadan, erdemli bir hayat kurmanın ve sürdürmenin gerçekliğine inanmaktır. Ezcümle, sandık kurulduğu ve seçim hakkının anayasal olarak yerinde durduğu bir düzende “umutvâr” olmak gerekmektedir. Hak ve hukuk veryansınlarının ayyuka çıktığı, sıradan yurttaştan seçilmiş siyasetçilere kadar bir yıldırma siyasetinin sürdürüldüğü aşamada, yapılabilecek daha fazla farkında olmak, yılmadan demokratik mekanizmaların paslanmadan işleyebilmesi adına tavır almaktır.