SÖZCÜ gazetesi yazarı değerli ekonomist Sayın Ege Cansen’in, geçenlerdeki köşe yazısının başlığı şöyle idi:
“Kürtler ne istiyor?”
Gerçekten de “açılım süreci” bağlamında, bu zamana denk duymadığımız tavizkâr açıklamaları ve beyanatları duyar olduk. Gerçekten de DEM Partisinin yöneticilerinin açıklamaları “tansiyon” yükseltecek türden…
İlkokul seviyesinde bir yazım olacak ama…
Gerçekten de memleketimizde, sadece kahır ve acı çeken kesimler KÜRTLER midir?
Kürt yurttaşlarımızdan başka, acaba bu memlekette acıya gark olan, haksızlığa uğrayan, hukuk arayışından eli boş denen kesimler, sadece Kürt yurttaşlarımız mıdır?
İşte görüyorsunuz… Ülkemizde kâh iç işlerimizden kaynaklanan, kâh dünyanın toplu durumundan kaynaklanan gelişmelerden ötürü, ekonomik olarak da sosyo-politik olarak da çalkantılı günler deneyimliyoruz…
Kürt yurttaşlarımız, manava veyahut kasaba gittiklerinde, acaba farklı bir muamele ile karşılaşıyorlar? Kürt vatandaşlarımızın algısı burada “çok mu farklı?” Kürtlere ikinci sınıf bir insan muamelesi mi yapılıyor da, DEM Partinin yöneticileri buldukları her fırsatta, “eşit yurttaşlıktan” bahis açıyorlar?
İşsizlik ise… Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bu dertten yana bir sıkıntısı var… Eğer liyakatsizlik ve ehliyetsizlikten yana bir mağduriyet yaşanıyorsa bunun en büyük kök sebebi, partizanlıktan başka ne olabilir? Sırf etnik kökeninden ya da kimliğinden ötürü, ülkemizde insanların kariyer yolunun tıkandığını gösterecek bir örnek var mı? Kürtler ne istediler de erişemediler? Değerli okuyucular, benim değerlendirmelerim daha çok 2002 sonrasını baz alıyor. Artık Türkiye ne 28 Şubat Türkiye’si ne de askerî vesayetin olduğu dönemlerin Türkiye’si…
Kanımca, Kürt yurttaşlarımızın ülkemizde hiçbir “sorunu” yoktur. Esas mesele, Kürt Milliyetçiliği üzerinden siyaset yapmaya çabalayan DEM Parti ve onun gibi düşünenlerden kaynaklanmaktadır.