İzahı Ne?
Bugün, son tahlilde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde yaşanan arbede gerçekten de hiç hoş olmamıştır...
Acaba diyorum, Sayın Kılıçdaroğlu, bu yaşanan arbede tablosundan ötürü mutlu mudur? Memnun mudur?
Bakın Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, tekraren tedbiren CHP Genel Başkanlığına getirildikten sonra...
CHP’nin kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı olmadığını, söylemiş.
E o zaman bu bağlamda, kamuoyunun akil isimleri de dâhil, hatta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin feragat etmesi mealindeki açıklamalarına karşın...
Kemal Kılıçdaroğlu’nun “arınma” ve “siyasal ahlâk” kokan açıklamalarını nereye koymak gerekiyor?
Kanımca... Sayın Kılıçdaroğlu, daha önce partinin başında edinmiş olduğu saygınlığı, yine geniş kitlelerin ona teveccüh ettiği Gandi Kemal titrini böyle böyle heba edecek...
Değerli okuyucular... Anayasa hukukçuları olsun, konunun ilgili hukuk uzmanları olsun, bu davanın, Siyasi Partiler Kanuna, Seçim Yasasına, Anayasaya ve dahası ilgili yasalara aykırı olarak sonuçlandığını öngörmekte.
Ve buna rağmen... Sayın Kılıçdaroğlu, partiyi arındırmaya ve tekrar şahlandırmak için geldiklerini ileriye sürüyor. Demokratik sivil siyaset alanına yargı eliyle müdahale edildi. Millet olan biteni görüyor. Şu bir gerçek, ülkemizde siyaset üretme ve “farklılıkları temsil etme” açısından iktidar partisi irtifa kaybediyor. Bu bağlamda, CHP, izlediği politikalarla ve halkla yan yana duran söylemleriyle toplumumuzda karşılığını artıran bir parti olmaya devam ediyor.
Gerçekten de... Özgür Özel liderliğindeki CHP hem politikalarıyla hem de toplumdan gördüğü teveccüh ile milletin rızasını almada epeyce bir yol katetmişken...
Sayın Kılıçdaroğlu’nun partiyi iktidar yolculuğuna kaldığı yerden devam ettireceğini ifade etmesi, ancak sukut-ü hayal veya hezeyandır. Zaten, CHP, kurumsal ve örgütsel kimliği ile geniş kitlelere uzanmışken, Sayın Kılıçdaroğlun’nun CHP kişisel ikbal arayış yeri değildir demesi, ama parti genel başkanlığı koltuğundan da vazgeçmemesi, neyin nesi... Hem de ne taban ne de kitlesel bir destek yokken, yoksa Sayın Kılıçdaroğlu, sosyal medyada kopan fırtınadan bihaber mi?