Erhan Salman
Editoryal
6 Mart 2026

Hep Aynı Masal…

Yazar Erhan Salman
Tüm Arşivi Gör

Yine aynı terane…

Yine emperyalizm

Yine bir devletin üzerine “çökme”…

Ve yine sahnede ABD ve İsrail

İran’ı güya(!) çatışmacı ve uzlaşmayan tavrından dolayı vurdular.

Aslında, olan bitenler bakımından yeni bir şey yok…

Amerika Birleşik Devletleri ve onun kovboy kılıklı başkanı Trump, aklına eseni uygulamaya alıştığından, gezegenimizin bu zamanlarda gerçekten de “akil insanlara” çok fazla ihtiyacı var.

Dediğim gibi, ne masal ne de senaryo değişiyor…

İnsan hakları… Demokrasi… Piyasa ekonomisi ve daha fazla özgürlük için bir ulus devlet tarumar ediliyor.

Bir ülkenin “hükümranlık” ve “egemenlik” hakları tecavüze uğrayarak, demokrasi ve daha fazla özgürlük getirilecek…

Şunu belirtmek de fayda var… İran İslam Cumhuriyeti’nin cari rejiminin ne kadar berbat bir idare olduğunu ifade etmeye gerek yok. İnsanların “nefes almaları” bile böyle rejimlerde hayatî derecede önemli.

Tabii… Burada şunu belirtmek lâzım, Trump’ın daha önceki açıklamalarının ne kadar önemli olduğu da böylelikle test edilmiş oldu. Hiçbir uluslararası hukuku tanımayacağını ve teamül dinlemeyeceğini belirten ABD başkanı Trump, bunu, İran savaşında bir kez daha kanıtladı.

Dediğim gibi…

İran rejiminin ne kadar “aşağılık bir yönetim” olduğu şuan için bizi çok ilgilendirmiyor. İran’ın dinî lideri kendi topraklarında haince bir saldırı neticesinde katlediliyor.

Bunun aması veyası ya dası yoktur.

Bir ulus devlet saldırıya uğruyor ve emperyalizm ile kapitalist habis ruh insanlara bunu, İran’a daha fazla özgürlük ve insan haklarını getirmek için tertip ettiğini söylüyor…

Ve buna, inanmamızı bekliyor.

* * *

ABD ve İsrail’in bu fütursuzca saldırıları…

Gerçekten de…

Dünyanın ve bölgemizin esenliği, refahı ve huzuru bakımından dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişme…

Çünkü…

Daha önce de aynı bahane ve gerekçelerle bu bölgeye çökmeye çabalayan emperyalist zihniyet, milyonlarca Müslüman insanın hayatını kaybetmesine neden oldu.

Irak’ta da… Afganistan’da da… Gerekçeler aynıydı… Saddam Hüseyin’in elinde kimyasal silah vardı… Afganistan’da Taliban yönetimi El-kaide terör örgütünü destekleyerek, dünya barışına tehdit oluşturuyordu… Bla bla… Yerseniz, çok güzel masallar anlatılmıştı.

Bu öyle bir operasyondu ki… Bir milyon Müslüman insan, güya daha fazla insan hakları ve demokrasi ile piyasa ekonomisi, yani daha fazla zenginlik adına “katledildi”… O zamanlarda, 1 Mart 2003 tezkeresi, TBMM’de Allah’tan aklıselim ve sağduyunun galip gelmesi neticesinde geçirilememişti.

Tabii… Hain emperyalizm bunu hanemize negatif bir çeltik olarak kaydetti ve askerlerimizin onurunun ve milli duygularımızın sarsılmasına neden olacak çuval geçirme hadisesiyle buna cevap verdi.

Şu bir gerçek…

Ne emperyalizmin ne de vahşi kapitalist sistemin bekçilerinin ve düzenin devam ettiricilerinin hiçbir zaman…

ORTADOĞU BÖLGESİNDE…

Dertleri… Ne insan hakları ne de demokrasi olmuştur. Zaten bu bölge coğrafyalarının bitmez tükenmez çile ve kahırlarının başlıca nedenlerinden biri, başlarına geçen/geçirdikleri “kukla rejimlerin” veya “kukla devlet başkanlarının” hiçbir zaman toplumlarının menfaatleri adına hizmet üretmedikleridir.

Kendileri etmiştir kendileri bulmuştur… Amerika Birleşik Devletleri, bu tip ülkeleri, yumuşak karınlarından vurmaktadır: Din ile… Toplumların derin bir cehalet içine sürüklenmeleri, dinin ait olması gereken alandan çıkarılarak, siyasete teyellenmesi, Ortadoğu toplumlarına has “tek adam” yönetimlerinin, özellikle kendi siyasal ve şahsi çıkarları için Batının ahlâksız odaklarıyla çirkin bir münasebette bulunmaları, ülkelerini Batıya angaje bir biçimde yönetmeleri… Neyse… Uzatmaya gerek yok. Türkiye olarak “iç cephede” saflarımızı sıkılaştırmak mecburiyetindeyiz.  

Erhan Salman

Siyaset Bilimci / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle