Gelişmiş devletler/toplumlar, emperyalist hedefleri doğrultusunda gelişmekte olan, az gelişmiş çevre ülkeleri dizayn etmeye çalışırken, hem o toplumların hem de o toplumların komşularının huzuru ve refahı da baltalanmakta.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları, İran’ın stratejik yerlerini bombalamaları, ardından İran’dan gelen tepkiler ve yine karşılıklı bombardımanlar…
Sonrası ise… Ekonomik çalkantılar… Enerji faaliyetlerinin, HÜRMÜZ BOĞAZININ kapatılmasından dolayı sekteye uğraması… Hürmüz Boğazının kapatılmasından ya da koşullu olarak geçişlere izin verilmesinden ötürü, petrol ve doğalgaz tedarikinin zora girmesi. Enerji fiyatlarının artışına paralel olarak enflasyonun yükselmesi…
Bu bağlamda, ABD’nin başına buyruk izlediği siyasetten sadece belki ABD ve İsrail değil, bölge devletleri de öyle ya da böyle zarar görecek, görmeye devam edecek.
Amerika’nın ve İsrail’in İran’a saldırısının hem politik hem de ekonomik dengeleri bozduğu söylenebilir. Önümüzde duran tablo daha çok “savaşın ne zaman biteceği, yani nasıl sonuçlanacağı” üzerine yoğunlaşmış vaziyette.
Okuduğum yazılarda, Amerikan kamuoyunun bile bu savaşa desteğinin çok düşük seviyelerde olduğu yönünde…
Dünyamızda çok farklı değişimler yaşanmasına rağmen, muktedir ve egemen olduklarını tüm dünyaya “kabul ettirmeye” çabalayan çılgın siyasetçi bozuntularının, gezegenimizi zorla yaşanmaz hâle getirmesine ne demek gerekir, bilemiyorum!
Bir yanda… Egemen devletlerin şeytanî hevesleriyle tüm dünyayı ateş çemberine çekme canhıraşları… Özellikle, ABD Başkanı Trump’ın tehditkâr söylem ve açıklamaları, diğer devletlerin denge ve denetleme politikalarını da sekteye uğratmakta. Çağımızın, ileri ve yüksek teknolojik devrimlerin yaşandığı bir çağ olduğu dikkate alındığında, mikro teknolojik gelişmelerin başdöndürücü hızla ilerlediği göz önünde tutulduğunda… Hâlen fosil yakıtlar için, ulus devletlerin “ilhak” edilmeleri… Bu nedir? Özellikle, aynı dinî aidiyete sahip ülkelerin emperyalistlerle aynı safta hizalanmaları, değişmeyen bir yazgı mı?