Dikkatinizi çekiyor mu?
Yine gazeteciler tutuklanmaya, ya da gözaltına alınıp psikolojik olarak etki altına alınmaya çalışılıyor…
Gazetecilik yapılmasın mı isteniyor?
Habercilik yapılmasın mı isteniyor?
Eskiden “temiz toplum” mottosu vardı…
Gerçekten de baktığınız zaman, gazetecilerin tutuklanma iddialarına bakıyorsunuz; absürt gerekçelerle gazeteciler gözaltına alınıp cezaevine yollanıyor.
Gazetecinin-habercinin-muhabirin görevi, sorgulamaktır… Araştırmak ve elde edilen bulgulardan yola çıkarak, hakikatin peşine düşmektir. Türkiye koşullarında şimdi nasıl gazetecilik yapılsın isteniyor?
Gerçekten de 21.yüzyılda “basın özgürlüğünü”, “demokratik hakları”, “anayasal sınırları”, “ifade özgürlüğünü” konuşuyor olmak; bu değerleri ön planda tutmak çok acı!
Gazetecilerin görevi bellidir… Haber üretmek, gerçeğin peşine takılmak… Majestelerin gazeteciliğini zaten memleketimizde yapan odaklar var.
İleri demokrasinin kök saldığını savlayan muktedirler, acaba gazetecilerin tutuklanmalarını nasıl karşılıyorlar? Baskı ve sindirme uygulayarak, gerçekleri perdeleyeceklerini zannedenler, sadece bir algı yanılmasına uğramaktadırlar.
İstediğiniz kadar gazetecileri parmaklıklar arkasına yollayın… Gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir “huyu” vardır. İnsanların düşüncelerini kamu otoritesini kullanarak sansürleyebilirsiniz ama, bu sürgit devam edebilecek bir şey değildir.
Muasır medeniyet yolculuğu ya da Türkiye Yüzyılı, daha fazla üreterek, dışarıya kaliteli mallar satarak ve en önemlisi düşünce özgürlüğü gibi sicili olan bir devlet yaftasından sıyrılarak başarılabilir.
Sürekli papağan gibi aynı kelimeleri sarf edip gazetecileri, aydınları, düşünen insanları kodese yollayarak, ancak acizliğinizi gözler önüne sermiş olursunuz.