Şöyle yaşananlara baktığımızda, toplumumuzun dayanma gücünün kalmadığını görebilmekteyiz…
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, fırsat bulduğu her an ve platformda ya bir “erken seçim” ya da “ara seçim” yapılmasının gerekliliği üzerinde durmakta… Bu bağlamda, bu seçim taleplerinin seslendirildiği sürece bir de CHP’ye açılan davalar eklenince işin rengi değişmekte.
Bu bağlamda… Mahkeme safahatında olan CHP davasından, “mutlak butlan” veya “kayyum” atanması sonuçlarından biri kesinleşirse, çeşitli görüşler havada uçuşmaktaymış…
Olaya şöyle bakılabilir… Eğer, mahkeme safahatından çıkacak karar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başına dönmesi yönünde olursa, partide karışıklıklar çıkacağı seslendirilmekte. Ve akabinde partiden ayrılmalar sonucunda “yeni bir oluşuma” gidileceği seslendirilmekte.
Bu açıdan bakıldığında…
AK Parti örneğinden dem vurulmakta.
AK Parti, Necmettin Erbakan hoca ve arkadaşlarına karşı “yenilikçi hareket” olarak kurulmuştu. Bir bağlamda, “Ak saçlılara” – Necmettin Erbakan ve dava arkadaşları- karşı gençleşme şart şiarıyla harekete geçilmiş idi.
Erbakan hoca ve dava arkadaşları, 20 Temmuz 2001’de Saadet Partisini; Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşları 14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisini kurdular.
3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Parti %34,28 nispetinde bir oy alırken, Saadet Partisi sadece %2,49 nispetinde oy alabilmişti.
Seslendirilenlere baktığımızda acaba CHP’de de böyle bir şey olabilir mi diye düşünülmekte. Bunun için şimdiden bir şey söylenemez…
Bir kere dava bitmedi…
Çıkacak karar bilinmiyor.
***
Öte yandan…
Ara seçim veya…
Erken seçim olur mu muamması kafaları karıştırmakta…
Görebildiğim, kamuoyunun nabzını ölçmeye çalışan anketlerde, CHP’nin AK Parti’den 4-5 puan önde olduğu… Esasında bu puanlık fark bile az…
Bu raddede veryansınların olduğu bir ülkede daha fazla bir fark olması gerekmez mi? Seçim yapılabilmesinin teknik yanı, anayasanın amir hükümlerine bağlı… Eğer şartlar vuku bulursa seçim yapılmalı. Anayasanın teknik konuları hukukçular tarafından inceleniyordur.
Öte yandan…
Eğer bir seçim yapılsa, acaba AK Parti’nin hâlihazırdaki koşullar altında seçimden galip çıkması olanaklı mıdır?
Makroekonomik göstergeler ortada:
Enflasyon ne kadar makyajlanırsa makyajlansın halkın üstesinden gelebileceğinin çok üzerinde…
Yine toplumumuzda, iktidara olan destek de zayıflamakta. Buradan şunu kastediyorum, iktidar partisi sadece mütedeyyin kesimlerden oy almıyordu… Askerî vesayetin ve yargı vesayetinin oluşturduğu karanlık ortamdan bıkanlar ve yine devlet “aşkınlığından” dolayı, vatandaşını öteleyen, örseleyen bir siyaset anlayışından bıkan kesimler de, son tahlilde oylarını genel seçimlerde AK Parti’ye vermişlerdi.
ÖTEKİLEŞTİRİLENLERİN adresleri, çatı parti olarak Adalet ve Kalkınma Partisi olmuştu. Yine, Beyaz Türklerin nobranlığından ve siyaset ile ekonomik düzeni paylaşmak istememelerinden bıkan, kendilerini bu ülkeden dışlanmış hisseden Esmer Türkler; Kürtler, Muhafazakârlar, yine son tahlilde AK Parti’ye sığınmışlardı.
Ama… Artık köprünün altından çok sular aktı… Ve devran değişti… AK Parti’nin iktidarının ilk dönemlerinde kucakladığı kesimler, bugün AK Parti tarafından “ötekileştirildi”. Merkez-çevre siyaset okuması üzerinden bakıldığında, AK Parti ve kendisini “koşulların dayatmasından” ötürü destekleyenler merkeze yerleşirken, diğerleri çevre oldu.
Tüm bu yer değiştirmeler ekseninde bakıldığında, bir ara-erken seçim yapılsa AK Parti kaybeder mi? Kanımca, bunun cevabı, seçmen davranışlarıyla tutumlarında saklı ve gizli. Kapitalist düzende seçmen “ferasetine” güvenemiyorsunuz.