Bir işletmeye dışarıdan baktığınızda gördüğünüz şey çoğu zaman nettir: çalışanlar, üretim, hizmet, hareket halinde bir düzen. Ancak biraz durup derinleştiğinizde fark edersiniz ki istihdam yalnızca görünen insan kaynağından ibaret değildir. Her işe alım kararının ardında bilgi, planlama ve görünmeyen destek mekanizmaları vardır. İşte tam bu noktada istihdamın gerçek yapısı ortaya çıkar: İnsan, bilgi ve destekten oluşan üç temel ayak.
Çoğu işveren için istihdamın ilk ve en görünür boyutu insandır. Doğru çalışanı bulmak, ekibi büyütmek, üretimi sürdürmek… Bunların hepsi işletmenin kalbini oluşturur. Çünkü insan olmadan hiçbir sistem hareket edemez. Bir organizasyonu ileriye taşıyan motivasyon, yaratıcılık ve emek insanın kendisidir. Ancak burada gözden kaçan önemli bir nokta vardır: İnsan kaynağı tek başına güçlü bir yapı oluşturmaz; doğru bilgiyle yönlendirilmediğinde potansiyelinin tamamını ortaya koyamaz.
Bilgi, istihdamın ikinci ayağıdır ve çoğu zaman en az görülen ama en belirleyici olanıdır. İşe alım süreçlerinin planlanması, yasal yükümlülüklerin bilinmesi, teşvik ve desteklerin doğru değerlendirilmesi, risklerin öngörülmesi… Bunların tamamı bilgiyle şekillenir. Bilgi yalnızca teknik bir araç değildir; kararların yönünü belirleyen stratejik bir pusuladır. Ünlü düşünür Francis Bacon’ın sözünü hatırlamak gerekir: “Bilgi güçtür.”
İş dünyasında bu sözün karşılığı oldukça somuttur. Çünkü doğru bilgi, işletmenin sadece maliyetlerini değil, aynı zamanda hareket kabiliyetini de etkiler. Bilgiyle yönetilen istihdam fırsat yaratır; bilgisizlik ise çoğu zaman görünmeyen kayıplara yol açar.
İstihdamın üçüncü ayağı ise destektir. Bu destek bazen devlet teşvikleri, bazen danışmanlık hizmetleri, bazen de stratejik rehberlik şeklinde karşımıza çıkar. Çoğu işletme bu destek mekanizmalarının varlığını bilir, ancak nasıl ve ne zaman kullanacağını bilemez. Oysa destek sistemleri doğru kullanıldığında istihdamı güçlendirir, riskleri azaltır ve sürdürülebilirliği artırır. Destek, yalnızca mali avantaj sağlamak değil; aynı zamanda doğru yönü görmek anlamına gelir.
Bu üç ayaktan biri eksik olduğunda denge bozulur. İnsan vardır ama bilgi yoktur — potansiyel tam kullanılamaz. Bilgi vardır ama destek yoktur — fırsatlar sınırlı kalır. Destek vardır ama insan doğru yönetilmez — sistem sürdürülebilir olmaz.
Gerçek başarı, bu üç unsurun birlikte ve dengeli şekilde yönetilmesinde saklıdır.
Bugünün rekabet ortamında güçlü işletmeler incelendiğinde ortak bir özellik dikkat çeker: Onlar yalnızca çalışan sayısına odaklanmaz, istihdamın bütününe bakarlar. Çünkü bilirler ki insanı doğru bilgiyle ve doğru destekle buluşturmak, geleceğe yapılan en sağlam yatırımlardan biridir.
Sonuçta mesele yalnızca kaç kişiyi istihdam ettiğimiz değildir. Asıl mesele, bu istihdamı nasıl anlamlandırdığımız ve nasıl yönettiğimizdir. İnsan işletmenin kalbidir, bilgi yönüdür, destek ise onu ileri taşıyan güçtür. Bu üçü bir araya geldiğinde yalnızca iş yapılmaz — sürdürülebilir başarı inşa edilir.
Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur:
İstihdamı yalnızca bir sayı olarak mı görüyoruz, yoksa onu taşıyan bu üç ayağın farkında mıyız?
Çünkü bazen büyümek daha fazla çalışanla değil, insanı bilgi ve destekle buluşturabilmekle başlar.
Emel M.Çinkılınç
Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.
Tüm Makaleleri Görüntüle