Eluca Atali
Editoryal
20 Mayıs 2026

Şahin ile Baykuş

Yazar Eluca Atali
Tüm Arşivi Gör

Şahin, baykuşun yanına ulaşınca:

-Sen sözünü tutmadın, tutmadın!

Baykuşun şahini kınaması Başarı’ya şaşırtıcı geldi. Şahin dikkatle uçuyor, baykuşa cevap vermeye yanaşmıyordu, o aynı kelimeleri durup durup tekrarlıyordu. Başarı, baykuşun ağladığını dahi düşündü. Belki de yanılmıştı ama yine de kuşun cıvıltısını duyabiliyordu.

Şüphesiz şu sözler şahinindi:

-Ben sözümü tuttum!

-Sen benim annelik hissimi kana buladın, dünyamı kararttın…

İlginç bir konuşmaydı, Bütün bunları bir anda yarasayı vahşi bir hırsla pençeleri arasından parça parça edip gagalayan bir varlık söylüyordu. Başarı, bir mahkeme hâkimi gibi iki kuşun arasına girip tartışmalı olayda kimin haklı olduğunu aydınlatmak istedi.

-Ben bir akşam hava karardığında ava çıkmıştım…

Baykuş, şahinin olayı anlatmasına izin vermeyip sözünü kesti:

-Zamanı doğru söylemiyorsun, hava karardığında değildi, güneşin yeni battığı bir vakitti.

-Ne farkı var?

Şahin böyle sorunca baykuş sesini yükseltti:

-Güneş yeni battığında gökyüzünde az da olsa onun sarı ışığı görünür, aydınlık olur.

Başarı, iki yırtıcı arasındaki tartışmanın karanlık ve aydınlıkla ilişkili olduğunu düşündü.

-İyi, senin dediğin gibi olsun. Ben yuvamdan çıkıp çocuklarıma yem aramaya giderken güneş yeni batıyordu. Baykuşla yüz yüze geldim.

Başarı, yine zamanla ilgili araya girdi:

-Hatırladım, güneş denizde gecelerken siz karşılaşmışsınız!

Her iki kuş bir anda Başarı’ya baktılar ve zamanı belirlemede anlaştıkları için memnun olduklar.Yeniden şahin meseleyi detaylarıyla anlatmaya başladı:

-Bana yuvasındaki üç çocuğunu avlamamam için yalvardı.Avlamayacağıma söz verdim. Siz şahinleri iyi bilmiyorsunuz, onlar açlığından ölürler de sözlerini bozmazlar. Baykuşa: “Onların senin olduğunu nereden bileceğim?” diye sordum. Onlar, kayalıktaki kuşların en güzelleridir, dedi. Kayalıkta ne de çok hayvan vardı… Baykuşun kalbini kırmayı, biz şahinler vicdansızlık sayıyorduk.

Baykuş yine önceki iddiasını dile getirdi:

-Ama sen sözünü tutmadın.

-Hayır, hatalısın, tuttum.

Baykuş önceki gibi dikkatli konuşmuyordu:

-        Tutmadın! Tutmadın!

Şahine karşı acısının nefrete döndüğü sesinin tonundan belliydi:

 -Kalbimi üç parça ettin!

-Tuttum!

-Tuttuğunu kanıtla!

-Ben kayalıktaki en çirkin kuş yavrusunu yedim.

Baykuş gözlerini yumup ağzını açarak acı acı uludu:

-Üüü… Üüü…

Bu ses, birkaç kilometre yol gittikten sonra bile hala Başarı’nın kulaklarında çınlıyordu. O, burada hangi kuşun haklı olduğunu ayırt edemese de kulaklı baykuşa baktığında, yavrularının ne kadar güzel olduğunu hayal etmek güçtü. İki yırtıcının tartışması üzerine düşünen Başarı, canlıların güzeli ölçecek belirli ölçütleri olmadığını anladı.

***

Başarı saflığı yüzünden kendini kınadı: “Sen, yırtıcılar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!” Kara çaylak, iki pençesi arasında sıkı sıkı sardığı karatavuğun canının çıktığından emin olduktan sonra, ayaklarını birbirinden ayırıp kuşu iki parçaya böldü. İlahi, o ne kadar da mutlu görünüyordu!

Çaylağın vahşi bir hırsla avını parçaladığını görmek Başarı’ya açıklanamayacak bir acı çektiriyordu. Yırtıcı, başını aşağı indirip karatavuğun kalbini gagasına aldı. İçten bir ah çeken Başarı, gözlerini kapadı. O, bütün bu yolculukta ilk defa sürünün arkasına doğru uçtu. Her şey onun iradesinden bağımsız olarak, istemsizce, gerçekleşti. Sadece gözlerini kapadı, çaylağın kanlı gagasını bir kez daha görmemek için… Ama geriye doğru uçmak onun için bu büyük yolun şartını bozmaktı. Gözlerini açtı. Vahşi kuşun avını didikleyip parçalama aşkı azalmamış, aksine daha da artmıştı. O, kuşun göğsündeki etlerdenhızlıca koparıp yutuyor, yüzünün gözünün yol arkadaşının kanına bulanmasından vicdan azabı çekiyor gibi de görünmüyordu.

 

Eluca Atali

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle