Duygu Terzioğlu
Editoryal
5 Şubat 2026

Adler’e Göre İlk Anı: Hayat Tarzınızın Özeti

Yazar Duygu Terzioğlu
Tüm Arşivi Gör

Adler'e göre ilk anılar, çocukluğun rastgele hatıraları değil; kişinin hayata dair yazdığı ilk “kullanım kılavuzudur.” Freud’a göre ise bu anılar, bilinçdışına açılan gizli kapılardır. Aynı anıya iki kuramcı bakar, ama farklı şeyler görür.

Bu iki bakışı birlikte düşünmek, insanın kendini anlamasında yol haritası olur.

Adler’e Göre İlk Anı: Hayat Tarzının Özeti

Adler der ki: Çocuk küçük yaşta şu soruya bir cevap bulur:

“Bu dünyada ayakta kalmak ve değerli olmak için nasıl biri olmalıyım?”

Bu cevap bilinçli değildir. Ama davranışlara yön verir. İlk anılar da bu kararın ipuçlarını taşır.

Adler açısından bir ilk anıya bakarken üç şeye dikkat edilir:

Dünya nasıl bir yer?

Güvenli mi, tehlikeli mi, rekabetçi mi, ilgisiz mi?

Ben kimim?

Görünmeyen mi, savaşan mı, sorumluluk alan mı, dışlanan mı?

Nasıl yaşamalıyım? (Strateji)

Sessiz mi kalmalıyım, güçlü mü olmalıyım, herkesi memnun mu etmeliyim?

Adler’ci Örnek 1: Kalabalıkta Kaybolmak

Bir yetişkin ilk anısı olarak şunu anlatıyor:

“Pazarda annemi kaybetmiştim, çok korkmuştum.”

Adler şunu sorar:

O sahnede dünya nasıl bir yerdi?

Kişi kendini nasıl biri olarak hatırlıyor?

Bu anıdan şu hayat kararları çıkmış olabilir:

“Dünya tehlikeli, hep tetikte olmalıyım.”

“Kimseye güvenmem, kendi başımın çaresine bakarım.”

“Yalnız kalmamak için insanlara tutunmalıyım.”

Aynı olay, farklı kişilerde farklı hayat tarzlarına dönüşebilir.

Adler’ci Örnek 2: Öğretmen Tarafından Azarlanmak

Çocuk sınıfta herkesin önünde azarlanıyor.

Bir çocuk şuna karar verebilir:

“Hata yaparsam rezil olurum. Görünmez olmalıyım.”

Bir başkası şuna karar verebilir:

“Bir daha asla düşmeyeceğim. En iyisi olmalıyım.”

Biri silik bir yetişkine dönüşür, diğeri mükemmeliyetçi birine. Kökte aynı sahne olabilir.

Adler için mesele, travmanın büyüklüğü değil; çocuğun o olaydan çıkardığı hayat sonucudur.

Freud’a Göre İlk Anı: Bastırılmış Duyguların İzleri

Freud aynı anıya daha farklı bakar. Onun ilgilendiği şey, yaşam stratejisinden çok bilinçdışı çatışmalar ve bastırılmış duygulardır.

Freud şunu sorar:

“Bu anı, hangi duygunun üzerini örtüyor olabilir?”

Ona göre bazı anılar olduğu gibi hatırlanmaz; değişmiş, sembolleşmiş, yumuşatılmış olabilir. Ama yine de bilinçdışındaki gerilimi ele verir.

Freud’cu Örnek 1: Kardeş Doğduktan Sonra Bir Sahne

Bir kişi ilk anı olarak şunu anlatıyor:

“Beşikte yatan kardeşime bakıyordum, annem onunla ilgileniyordu.”

Adler bunu şöyle yorumlayabilir:

“Sevgi sınırlı. Değerli olmak için daha başarılı olmalıyım.”

Freud’cu Örnek 2: Karanlıkta Yalnız Kalma

Bir kişi çocukken karanlık odada yalnız kaldığı bir anıyı hatırlıyor.

Adler şöyle bakabilir:

“Dünya yalnız bırakır. Güçlü olmalıyım.” ya da

“Yalnız kalmamak için ilişkilere tutunmalıyım.”

Freud ise şunu araştırır:

Bu korku sadece karanlıktan mı, yoksa ayrılık kaygısı, terk edilme korkusu gibi daha derin bir duygunun simgesi mi?

Freud’a göre anı, gerçek olaydan çok, iç dünyadaki duygusal gerilimin sahneye konmuş hali olabilir.

Temel Fark Ne?

Adler daha çok geleceğe dönük bir bakış sunar.

İlk anı = Hayatta nasıl bir yol seçtiğinin özeti.

Freud ise daha çok geçmişe dönük bir kazı yapar.

İlk anı = Bastırılmış duyguların, çözümlenmemiş çatışmaların ipucu.

Biri “Nasıl bir insan olmaya karar verdin?” diye sorar.

Diğeri “Hangi duyguları bastırmak zorunda kaldın?” diye sorar.

Ortak Nokta: Çocukluk Bitmez, Şekil Değiştirir

Her iki yaklaşım da şunda birleşir:

Çocukluk yaşanır ve biter sanılır, ama aslında kişiliğin içine yerleşerek yaşamaya devam eder.

Bugün yaşadığınız:

Aşırı onay ihtiyacı

Sürekli güçlü görünme çabası

Terk edilme korkusu

Hata yapma paniği

…belki de bir zamanlar verilmiş o erken kararların ve bastırılmış duyguların izidir.

Ama en kritik gerçek şu:

Bunlar değişmez kimlik özellikleri değil, bir zamanlar geliştirilmiş uyum stratejileridir.

Fark ettiğiniz anda, otomatik olmaktan çıkarlar.

O zaman hayat sadece geçmişin tekrarı olmaktan çıkar, bilinçli bir seçime dönüşür.

“Hatırladığınız en eski çocukluk anınızı düşünün. Sonra bu anıyı ChatGPT’ye yazın ve size kişiliğinizle ilgili ne tür ipuçları barındırabileceğini sorun.”

Duygu Terzioğlu

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle