Dr. Deniz İsmiyeva
Editoryal
5 Şubat 2026

Ayak Kaslarınızda Gizli Bir “Kalp” Var: Mutlu ve Uzun Yaşamın Bilimsel Sırrı

Yazar Dr. Deniz İsmiyeva
Tüm Arşivi Gör

Bazen insanlar doğadaki diğer canlılar gibi farkında olmadan kendi tedavilerini keşfeder.

“Yürüyünce kafam açılıyor.”

“Daha net düşünüyorum.”

“Sorunlarımı yürürken çözüyorum.”

“Ruhum hafifliyor.”

Bu cümleleri son yıllarda giderek daha sık duyuyorum.

İlginç olan şu: Bu kişisel deneyimler, artık bilimsel yayınlarla birebir örtüşüyor.

İnsan bedeni hareket için tasarlanmış bir sistem. Özellikle ayak ve baldır kasları, yürüyüş sırasında aktifleşerek venöz dolaşımı yukarı doğru pompalar. Bu mekanizma tıpta periferik kas pompası olarak tanımlanır. Halk arasında “ikinci kalp” denmesinin sebebi de tam olarak budur.

Yani yürüdükçe sadece kaslarınız değil, dolaşımınız da hızlanır. Kalbin yükü azalır. Beyne ve organlara giden oksijen artar.

Ama asıl çarpıcı bulgular son yıllarda kas kütlesi üzerine yapılan çalışmalardan geliyor.

Geniş popülasyonlu kohort araştırmaları gösteriyor ki alt ekstremite kas kütlesi yüksek olan bireylerde:

– Tüm nedenlere bağlı ölüm oranı daha düşük

– Metabolik hastalıklar daha az

– Yaşlanmaya bağlı fonksiyon kaybı daha geç ortaya çıkıyor

Basitçe söylemek gerekirse:

Baldır ve uyluk kasları ne kadar güçlüyse, vücudun yaşlanmaya karşı direnci o kadar yüksek oluyor.

Kas, sadece hareket sağlayan bir doku değil. Aynı zamanda aktif bir endokrin organdır. Egzersiz sırasında salgılanan miyokinler, bağışıklık sistemini düzenler, inflamasyonu azaltır ve hücresel yaşlanmayı yavaşlatır.

Bu yüzden kas kaybı başladığında yalnızca güç değil, biyolojik koruma da kaybolur.

Yürüyüşün ruh sağlığı üzerindeki etkisi ise artık net.

Düzenli tempolu yürüyüş;

– Serotonin ve dopamin salınımını artırır

– Kortizol seviyesini düşürür

– Beyin kaynaklı nörotrofik faktörü (BDNF) yükseltir

BDNF, beynin kendini onarma ve yeni sinaptik bağlantılar kurma kapasitesini artıran temel bir moleküldür. Depresyonla ilişkili beyin bölgelerinde hacim kaybını yavaşlattığı gösterilmiştir.

Bu nedenle birçok güncel kılavuzda hafif–orta depresyonda yürüyüş artık yardımcı değil, doğrudan tedavi bileşeni olarak yer alıyor.

Peki insanlar neden yürürken daha iyi düşünür?

Çünkü hareketle birlikte prefrontal kortekse giden kan akımı artar. Bu bölge planlama, karar verme ve problem çözmeden sorumludur. Aynı anda limbik sistemin aşırı aktivitesi azalır. Yani duygusal yük hafiflerken bilişsel netlik artar.

Bu yüzden yürürken fikir gelir.

Yürürken çözüm bulunur.

Yürürken gelecek planlanır.

Bu bir motivasyon cümlesi değil: Nörofizyoloji.

Günde 30–40 dakikalık tempolu yürüyüş;

– Depresyon riskini azaltır

– Kas kaybını yavaşlatır

– Dolaşımı düzenler

– Beyin öğrenme kapasitesini artırır

– Yaşam kalitesini yükseltir

Ve en önemlisi: sürdürülebilirdir.

İlaç değildir. Yan etkisi yoktur. Yaş sınırı yoktur.

Modern hayat bizi sandalyelere bağladı. Ekranlara kilitledi. Asansörlere teslim etti.

Sonra da neden mutsuz, yorgun ve tükenmiş olduğumuzu sorguluyoruz.

Oysa bazen iyileşme karmaşık değildir.

Bazen iyileşme ayağa kalkmakla başlar..

Dr. Deniz İsmiyeva

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle