İthalat, İhracat ve Gümrükleme Hizmetleri Uzmanı Metin Cemali Türk Yılmaz Genel Yayın Yönetmenimiz Suat Elibüyük'ün sorularını cevapladı.
Liman ve hava kargo terminallerinde uygulanan yüksek ardiye ücretleri, son yıllarda dış ticaret yapan firmalar için en büyük maliyet kalemlerinden biri hâline geldi. Özelleştirme sonrası denetim mekanizmalarının zayıflaması, rayiç bedelin üzerinde tahsil edilen ücretler ve özellikle parsiyel taşımacılıkta ortaya çıkan ek giderler; ithalatçıları, ihracatçıları ve sanayicileri ciddi biçimde zorlamaya devam ediyor. Çoğu zaman vergilerin bile üzerine çıkan bu maliyetler, hem rekabet gücünü azaltıyor hem de Türkiye’nin dış ticaret ekosistemine ilave yük getiriyor.
Yeni havalimanlarında küçük kolilerden dahi peşin ardiye uygulaması yapılması, tonajlı ve hacimli yüklerde maliyetleri daha da yükseltiyor. Firmalar bu durumdan büyük mağduriyet yaşarken, ilgili kurumlar arasında sorumluluk paylaşımı konusunda bir muhataplık sorunu bulunduğu da sıkça dile getiriliyor. Sektör temsilcilerine göre, ne Ulaştırma Bakanlığı ne de Ticaret Bakanlığı bu konuda net bir sorumluluk üstleniyor.
Bu önemli ve giderek kronikleşen sorunu gündeme taşımak amacıyla, sektörde uzun yıllardır çalışan Metin Cemali Türk Yılmaz ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.
Suat Elibüyük:
Sayın Yılmaz, firmalar ardiye ücretlerinin çoğu zaman vergilerden bile daha yüksek seviyelere ulaştığını söylüyor. Özellikle özelleştirilen liman ve hava kargo terminallerinde denetimsiz fiyat uygulamalarına dikkat çekiliyor. Saha gerçekliği nasıl? Ardiye maliyetlerinin bu kadar yükselmesinin temel nedenleri nelerdir?
Metin Cemali Türk Yılmaz:
Maalesef firmalar haklı. Özelleştirme sonrası birçok liman ve terminal, piyasa rekabeti yerine tekel mantığıyla fiyat belirliyor. Rayiç bedelin çok üzerinde ardiye ücretleri tahsil ediliyor ve bu ücretler çoğu zaman vergilerin bile üzerine çıkıyor. Özellikle parsiyel taşımacılıkta yükler terminalde bekletiliyor, ardından “bekleme süresi” bahane edilerek yüksek ardiye yansıtılıyor. Denetim zayıf olduğu için firmalar bu maliyetleri sorgulayacak bir merci bulamıyor.
Suat Elibüyük:
Parsiyel taşımacılık yapan firmalar neden daha fazla etkileniyor?
Metin Cemali Türk Yılmaz:
Çünkü parsiyel taşımada yükler toplu hâlde geliyor ve ayrıştırma süreci bazen bilerek uzatılıyor. Taşıma ücretini düşük gösterip, liman ve terminal anlaşmalı ardiye gelirleriyle kazanç sağlanan bir model oluştu. Yani düşük navlun – yüksek ardiye dengesi, firmaların aleyhine işliyor. Bu durum özellikle küçük ve orta ölçekli ithalatçıları çok zorluyor.
Suat Elibüyük:
Yeni havalimanlarında küçük kolilerden bile “üç gün peşin ardiye” tahsil edildiği yönünde şikâyetler var. Bu uygulamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Metin Cemali Türk Yılmaz:
Bu uygulama kesinlikle ticaret mantığına aykırı. Koli küçüldükçe maliyet düşmesi gerekirken tam tersi oluyor. Tonajlı ve hacimli yüklerde ise hem vergi hem ardiye çarpanı devreye giriyor. Özelleştirme kapsamındaki terminallerde “maliyet kalemi üretme yaklaşımı” var ve hiçbir kurumsal denetim buna dur demiyor.
Suat Elibüyük:
Firmalar bu süreçte kime başvuruyor? Kurumsal muhataplık var mı?
Metin Cemali Türk Yılmaz:
En büyük sorun da bu. Firmalar şikâyet ettiğinde, Ulaştırma Bakanlığı liman işletmecilerine yönlendiriyor, Ticaret Bakanlığı ise konunun kendi yetkileri dışında olduğunu söylüyor. Yani kimse sahiplenmiyor. Ortada ciddi bir boşluk var ve bu boşluğu da işletmeler maliyet olarak ödüyor.
Suat Elibüyük:
Çözüm için ne yapılmalı?
Metin Cemali Türk Yılmaz:
Üç temel adım şart:
Ardiye ücretlerine tavan fiyat ve rayiç denetimi getirilmeli.
Terminal ve liman işletmelerinin fiyatlandırmaları rekabet kuralları kapsamında izlenmeli.
Dış ticaret yükleri için bağımsız bir denetim ve şikâyet mekanizması oluşturulmalı.
Aksi hâlde sanayici, ihracatçı ve lojistik sektörü bu yükü daha fazla taşıyamaz.
Suat Elibüyük — Değerlendirme
Ardiye ücretlerinin dış ticaret maliyetleri üzerinde yarattığı baskı, artık bireysel şikâyetin ötesine geçmiş, sektörel ve yapısal bir problem hâline gelmiştir. Rekabet gücü ve üretim maliyetleri açısından kalıcı çözüm üretilmesi kaçınılmaz görünüyor.