İsrail’in, Afrika Boynuzu’nda fiilen özerk yapısıyla bilinen Somaliland’i tanıma kararı ve ardından gelen üst düzey diplomatik temaslar, bölgesel dengelerde yeni bir tartışma başlattı. Kararın ardından İsrail Dışişleri heyetinin Hargeisa’da gerçekleştirdiği görüşmeler, iki taraf arasında siyasi, ekonomik ve güvenlik odaklı iş birliği zemininin güçlendirileceğinin sinyalini verdi.
Tel Aviv / Hargeisa — İsrail’in, Afrika Boynuzu’nda fiilen özerk yapısıyla bilinen Somaliland’i tanıma kararı ve ardından gelen üst düzey diplomatik temaslar, bölgesel dengelerde yeni bir tartışma başlattı. Kararın ardından İsrail Dışişleri heyetinin Hargeisa’da gerçekleştirdiği görüşmeler, iki taraf arasında siyasi, ekonomik ve güvenlik odaklı iş birliği zemininin güçlendirileceğinin sinyalini verdi.
Yetkililer, hamlenin yalnızca diplomatik bir jest değil, Kızıldeniz ve Bab el-Mandeb hattındaki stratejik çıkarlarla bağlantılı olduğunu vurguluyor. Somaliland’in liman kapasitesi, deniz ticaret yollarına yakınlığı ve bölgesel güvenlik dosyalarındaki rolü, Tel Aviv’in kararında belirleyici faktörler arasında gösteriliyor.
Somaliland yönetimi gelişmeyi “tarihî bir fırsat” olarak nitelendirirken, uluslararası tanınma mücadelesinde bu adımın yeni kapılar açabileceğini savunuyor. Hükümet yetkilileri, ekonomik yatırım, altyapı ve savunma kapasitesi alanlarında ortak projelerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Buna karşın Somali merkezi hükümeti tanımayı sert bir dille eleştirerek, kararı “ülkenin toprak bütünlüğüne müdahale” olarak değerlendirdi. Afrika Birliği ve bölgedeki bazı başkentlerden de istatkar ve temkinli açıklamalar gelirken, adımın diğer ayrılıkçı hareketlere emsal oluşturabileceği yönünde uyarılar yapıldı.
Uluslararası politika çevreleri, gelişmeyi Kızıldeniz odaklı güç rekabetinin yeni halkası olarak yorumluyor. Uzmanlara göre İsrail’in Afrika Boynuzu’nda artan varlığı, hem güvenlik mimarisini hem de diplomatik dengeleri yeniden şekillendirebilir.
Önümüzdeki dönemde, iki taraf arasında temsilcilik açılması, ekonomik delegasyon ziyaretleri ve güvenlik diyaloğunun kurumsallaştırılması bekleniyor. Ancak kararın, bölgesel diplomasi ve uluslararası hukuk tartışmalarını bir süre daha gündemde tutacağı öngörülüyor.