Sizce Türkiye’nin mevcut siyasal yapısı nasıl tanımlanabilir? Bugün ne tür bir rejimle yönetiliyoruz?
Erhan Salman: Bugünkü Türkiye’yi tanımlarken “yarı otoriter” ya da “seçimli otoriterlik” gibi kavramlar daha açıklayıcı oluyor. Resmi olarak başkanlık sistemi var ama kuvvetler ayrılığı ciddi biçimde zedelenmiş durumda. Parlamento işlevsizleşmiş, yargı üzerindeki siyasi vesayet güçlenmiş ve yürütme neredeyse tek bir kişide merkezileşmiş. Bu tablo, Türkiye’yi otoriter popülizmle yönetilen bir ülke haline getiriyor.
Ekonomi ve siyaset arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ekonomi mi siyaseti, yoksa siyaset mi ekonomiyi yönlendiriyor?
Bu ilişki çift yönlü. Siyasi tercihler ekonomiyi doğrudan etkiliyor ama ekonomik krizler de siyaseti biçimlendiriyor. Özellikle 2023 seçimleri öncesi yaşanan ekonomik sorunlar, iktidarın halk nezdindeki desteğini ciddi biçimde sarstı.
EKONOMİK GİDİŞAT ve ENFLASYON
Yüksek enflasyon sizce sadece ekonomik bir sorun mu yoksa siyasi kararların sonucu mu?
Bu, doğrudan siyasi tercihlerle alakalı. Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sona ermesi, bilimsel olmayan faiz politikaları ve mali disiplinden uzaklaşma, yüksek enflasyonun temel nedenleridir. Dolayısıyla ekonomik değil, politik bir tercihin sonucu olarak değerlendirilmeli.
Faiz politikaları, Merkez Bankası’nın rolü ve TL’nin değer kaybı hakkında neler söylersiniz?
Faiz politikası ideolojik bir zemine oturtulmuş durumda. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı yok. Bu da yatırımcının güvenini sarsıyor. TL’nin değer kaybı sadece küresel nedenlerle değil, yerel siyasi tercihlerin ve kurumsal zayıflıkların bir sonucu.
Alım gücünün düşmesi sizce toplumu nasıl etkiliyor?
Ekonomik memnuniyetsizlik artıyor. Özellikle gençler ve kentli yoksullar arasında bir çözülme yaşanıyor. Bu çözülme muhalefete alan açsa da, bunun sandığa yansıması için örgütlü bir alternatif gerekiyor.
DEMOKRASİ, HUKUK ve KURUMLAR
Türkiye’de hukuk devleti ilkesi işliyor mu?
Maalesef kağıt üzerinde kalmış durumda. Yargı yürütmenin etkisinden kurtulmuş değil. HSK’nın yapısı ve siyasi içerikli davalardaki kararlar bu gerçeği gözler önüne seriyor.
Seçim sistemi ve siyasi partiler yasasında ne tür reformlar yapılmalı?
Seçim barajının düşürülmesi olumlu ama yetersiz. Asıl mesele partilerin iç yapıları ve medya eşitliği. Lider egemenliği ciddi bir sorun. Seçim Kurulu’nun tarafsızlığı da tartışmalı.
DIŞ POLİTİKA ve BÖLGESEL İLİŞKİLER
Türkiye’nin dış politikasındaki dönüşümleri nasıl görüyorsunuz?
Son derece pragmatik bir dış politika izleniyor. Batı’dan uzaklaşılırken Rusya ve Körfez ülkeleriyle taktiksel iş birlikleri öne çıkıyor. NATO hâlâ önemli ama AB perspektifi neredeyse tamamen kayboldu.
Dış politika hamlelerinin iç siyasetteki yansıması nedir sizce?
Dış politika çoğu zaman iç politikayı şekillendirmek için kullanılıyor. Suriye politikası, mülteci krizi ve Filistin-İsrail meselesindeki çıkışlar bunun örnekleri.
SEÇİMLER ve TOPLUMSAL DİNAMİKLER
Muhalefetin güçlenmesinin temel nedeni nedir? Genç seçmenlerin rolü nedir sizce?
Muhalefetin yükselmesinin temelinde iktidarın yıpranması var. Genç seçmenler daha özgürlükçü ve liyakat temelli bir yapı istiyor. Yeni siyasal aktörler ancak yenilikçi ve örgütlü bir muhalefetle etkili olabilir.
Yerel seçimler sonrası genel seçimlerde neler bekliyorsunuz?
Muhalefet büyükşehirlerde önemli başarılar kazandı. Ancak genel seçimlerde aynı başarıyı göstermek için daha fazlası gerekli. İktidarın medya ve kaynak avantajı hâlâ çok güçlü.
MEDYA, ALGI ve TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA
Medya özgürlüğü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ana akım medya büyük ölçüde iktidar kontrolünde. Bağımsız medya çok dar bir alana sıkışmış durumda. Sosyal medya bir alternatif olsa da baskılar orada da artıyor.
Toplumsal kutuplaşma sizce bilinçli bir strateji mi yoksa sosyolojik bir sonuç mu?
İlk başta siyasi bir strateji olarak başladı ama artık derinleşmiş bir sosyolojik gerçekliğe dönüştü. Bu da ortak zemin bulmayı zorlaştırıyor.
GELECEĞE BAKIŞ
Önümüzdeki 5-10 yıl içinde nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?
İki temel senaryo var: Ya demokratikleşme yönünde bir kırılma olacak ya da otoriterleşme derinleşecek. Ekonomik model sürdürülebilir değil ve değişmek zorunda. Bu değişimi genç nüfusun talebi belirleyecek.
Gençler ve kadınlar için umut verici bir perspektif mümkün mü sizce?
Kesinlikle mümkün. Katılımcı bir demokrasi, liyakate dayalı bir ekonomi ve güçlü bir özgürlük rejimi ile umut büyür. Gençler karar alma süreçlerine daha çok dahil edilmeli, kadınların siyasetteki temsili artırılmalı.